Genç kardeşim: Evet, bizler sizi tanımamız ve anlamamız lazım ama bu tek taraflı olursa topal anlayış olur. Sağlıklı anlayış olması için sizinde bizi anlamanız lazım. Haydi, karşılıklı anlaşalım! Mesela; biz gençliğimizde yarınlar için umut ve huzurla başımızı yastığa koyamazdık... Aynı gün içinde kaç kez kahpe el değiştiren bir tabancanın kurşununa hedef olmak ihtimali hiç eksik olmadan okula giderdik, sokağa çıkardık… Farklı siyasi görüşü olan öğretmenin hain bakışlarla anlattığı dersi dinler, anlamadığımızda ise soru sormaktan çekinirdik... Yeni bir kitap ya da defter lazım olduğunda öneminin önüne akşam babamızdan nasıl isteyeceğimizin korkusu geçerdi. Şimdi ki gibi sıralar üzerinde bedava kitap ve tablet bulamazdık. Bir kitap için sürüm sürüm olurken, bildiklerimizi de unuturduk…

Soframızda, bırak sosisi, salamı, yumurtayı bile nadir görürdük; o da bir yumurtayı ikiye bölerek yerdik. Kısaca Türkiye tarım ülkesi idi ama bizi margarine talim ettirip, eti de ayda yılda bir kuyruğa girip yarım kilo ancak alabilirdik, peynir ise her zaman olmazdı, zeytin de sayısıyla önümüze konurdu. Evet, tarım ülkesiydik ama çok ürünün fotoğraflarını okul kitaplarında görürdük. Şimdi ki gibi her şey elimizde ve mutfağımızda değildi.

O zamanlar, seçilenler, sanki yokluk çektirmek için gelirdiler ve bizi mutsuz ve refaha ulaştırmamak için ellerinden geleni yapardılar şiş göbekleri ile…

Vitrinler sadece önünde durup bakmalık idi; sadece hayalini kurardık... O zamanlar despot bir idare ve soğuk - buz gibi yürek sahibi siyasetçilerimiz vardı; sadece oy istedikleri zaman yüzlerine sahte gülüşü verip, arkasına da asıl niyetlerini saklayarak, kürsüye çıkar, adeta emperyalist güçlere üstü kapalı bağlılıklarını ifade ederek mesaj verirlerdi... Hedeflerinde milletin memnuniyeti asla yoktu. Sadece kendilerinin esenlikte olması için gayret sarf ederlerdi... O zamanlar, hükümetler devletin kasasının başına IMF Uluslararası Para Fonu’nu oturtmuş, milletten zam ve enflasyon silahı ile topladıklarını teslim ederek, Batı’ya şirin gözüküp, koltuklarını saltanatlarını korurdular; sevgisiz yürekleri ve cılız idealleri ile... Ha o zamanlar imkân yoktu diyecekler ama Avrupa yıkılmış olduğu halde, idarecileri, milleti refaha, rahat yaşamaya kavuşturmak için gerçek ve hizmet siyaseti uygulayarak, maddi olarak zirvelere çıktılar…

Genç kardeşim: Avrupa bilimde, fende, sanatta ve her alanda ilerlerken ve insanlarını huzurlu yaşatırken, bizimkiler sadece laiklik numarası, irtica sopası ve din gericiliktir hainlikleri ile uğraştılar... Halktan aldıklarını ne şekilde anlaştılar ise IMF’ye verdiler… Bu gördüğün hizmetlerin temelini Menderes attı ama onun başını yediler… Özal başka hamleler yaptı bizi o dönem telefon ve bilgisayara kavuşturdu, ilk otoyola onunla kavuştuk, onu da zehirlediler... Hakkını yemeyelim Demirel’de memlekete hayırlı çiviler çaktı. Ama sıkı dur; şu yaşadığın ve evveliyatını hiç bilmediğin varlığın, bolluğun mimarı bir şiir yüzünden zindana tıkılmış Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Ak Partidir! Yani on altı sene önce depremde milletine hemen koşamayan ve Kızılay’ı çürümüş, değerleri, maneviyatı, ecdat sevgisi çürümüş iktidarların iktidarsızlığı ile yönetiliyorduk... Aslında Ülkeyi idare eden batı ve alçak Siyonizm’di ve onlarında, millet zenginleşmiş, rahat yaşamış diye hedefleri olamazdı… Ha hedefleri vardı ve çok gayret ettiler, o da: Bu milleti İslam’dan uzaklaştırmaktı, ecdada düşman ettirmek idi.

Genç kardeşim: Sonradan bizim eskiden dediğimiz gibi “Oy anam! Oy!” Demek istemiyorsan bulunduğun yerde insaf sahibi bir yaşlıyı bul, ondan birde kendi kulağınla geçmişi dinle ve Ak Parti - Erdoğan bu millete nasıl hizmetkâr olduğunu anla ve Pazar günü oyunu çalışan ve üreten Ak Parti ve Erdoğan’a “Ben nankör değilim” diyerek ver. Bu gün yaşanan tüm güzelliklerin hatta milli silahımızın olması bile son 16 sene Ak Partinin iktidarda olmasındandı. 16 sene önce her şey bitmişti ve birde üzerimizden deprem geçmişti ama Ak Parti ve Erdoğan ortaya çıkarak, bu ülkeyi bataklıktan çıkardı. Bak! Elin altında internet var; inanmazsan uzun uzun araştır. Eğer bu geldiğimiz nokta Ak Partinin eseri değilse istediğin yere oyunu kullan!

Normalde insan hizmeti sever…

Verilene karşı bir minnet duygusu oluşur…

Gerçekten seveni tanır ve sevgiyle karşılık verir…

Haydi, uzakları yakın edelim; bari vatan sevgisinde birleşerek önümüzdeki seçimlerde vatanımıza gerçekten hizmet edebilecek olanları seçelim... Ortalık yeterince toz duman oldu. Küffarın dost olamayacağını hatırlayarak birbirimizin kıymetini bilelim...  Yıkımdan başka söz bilmeyen, siyasetin ihtirasına kapılıp, gerçekleri göremeyenleri bizde görmeyelim.

Eli üretmeye, gönlü sevmeye, gözü millet için uykusuz kalmaya teslim olmamışlar seçilir ise elimiz boş, gönlümüz boş, gözümüz ise 16 sene millete hizmetkâr olmuş olanları arar durur ama iş işten geçmiş olur!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.