Özel okullara İslami/muhafazakâr kesimin bakışı hep ön yargılı oldu. Bunun elbette birçok sebebi var. Osmanlının son döneminde açılan bu okulların kahir ekseriyeti yabancı sermaye ve gayrı milli anlayışta olduğundan halkımızın önemli bir kısmı mesafeliydi. Bu sebeple daha çok gayrı Müslimlerin çocukları ile İslami hassasiyeti yeterli düzeyde olmayan veya böyle bir endişe yaşamayan aileler, çocuklarını, daha parlak (?) bir gelecek için gönderdiler. Ve söylemeye gerek bile yok, buradan yetişenler de memleketine ve değerlerine yabancı bir nesil olarak çalışma yürüttüler.

Bu alanda ciddi okullaşma çalışmaları FETÖ’nün yapılanmasıyla canlılık kazandı. Ülkenin her bir tarafına okul atıkları gibi yurt dışına da el atarak yüzlerce okul açtılar. Sonuç malum. Onarın dışında Türkiye’de özel okul açanların önemli bir kısmı seküler bir anlayışa sahip. Millî manevi değerlere sahip zenginlerin veya bir kısım cemaat vakıflarının okul açması ise yeni.

AK Parti hükümetlerinin, özellikle de son dönemde özel okulların açılmasını teşvik etmesi, mali destek sağlaması, öğrencilere katkı payı vermesi bu süreci hızlandırdı. Neredeyse her kesimden insanlar fırsatını bulunca özel okullar açmaya başladı. Bugün Türkiye’de 2016/17 eğitim öğretim yılı itibariyle toplam 10 bin 404 özel öğretim kurumu bulunuyor. Bu oran beş yıl önce yüzde 10 iken, şimdi yüzde 20 gibi yüksek bir seviyeye çıktı. Örneğin İstanbul'da çok ilginç bir tablo ortaya çıktı: İstanbul’da var olan toplam 6 bin 127 okulun, 3 bin 63 tanesi resmi, 3 bin 64 tanesi ise özel okul olarak hizmet veriyor. Böylece 3 milyonun üzerinde öğrencinin bulunduğu İstanbul'da özel okul sayısı bir farkla, devlet okulu sayısı geçmiş oldu.

Özel okul sayılarının artması hem iyi hem de kötü.

İyi; özel sermaye bu alana yatırım yapmakta, devletin yükünü paylaşmakta, daha farklı/özellikli mekânlarda gençler eğitim imkânı bulmakta, esnek/yoğun/hızlı hareket edebilen yapısıyla, devletin yerine göre hantal yapısının dışında bir performans sergilemekte.

Kötü; devlet bu okullarda gereği gibi denetim yap(a)mamakta, müfredatın uygulanmasında tereddütler yaşanmakta, farklı kaynaklara yönelinmekte, öğretmenlerin bir kısmı güzel ücretler alırken önemli bir kısmı karın tokluğuna çalıştırılmakta, öğrenciler daha bir serbest ve seçkinci bir bilinçle yetiştirilmekte vs.

Ve din öğretimi…

Özel okullarda Millî Eğitim Bakanlığının müfredatı doğrultusunda bir din öğretimi verildiği tam olarak söylenemez. Kimi okullar, haftada iki saat din kültürü dersini bile vermezken kimi okullarda da belki iyi niyetlerle, fazladan, ancak sınırları çok da belirlenemeyen bir din öğretimi yapılmaktadır.

Bu açıdan özel okulların bu anlamda da denetimi sağlıklı bir şekilde yapılmalıdır. Gençler sağlıklı/sahih bir din eğitimi-öğretimine tabi tutulmalıdır. MEB ana ekseninde belirlenen programlar uygulanmalı, din, ahlak ve değerler alanındaki seçmeli derslerin seçilmesi sağlanmalıdır. Okullarda sahih din öğretimi alamayan öğrencileri farklı din anlayışları kuşatmakta, din hakkında yanlış kanaatler sarıvermektedir. Çoğunlukla da dinden, İslamiyet’ten uzak bir anlayış hâkim olmaktadır.

Aman gençlerimizi ihmal etmeyelim…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-28 00:18:01

Yazarimiza katılmakla beraber; Özel okul meselesini 2.Aldulhamit döneminden araştırıp günümüze ışık tutmalıyız. Yazarımız dediği gibi Özel okul adı altında çok farklı amaçlara hizmet eden olabiliyor. Din dersi Anaokulundan itibaren zorunlu haftada en az 5 saat olmalıdır din dersi en az okuma yazma kadar önemlidir.Ozel okullarda buna tabi olmali MEB tarafından denetlenmesi. Dinimizi öğrenen çocuk vicdan sahibi olur,Yanlış yapsa da vicdanen rahatsız olur.