Geçtiğimiz günlerde Türkiye Taşkömürü kurumuna bağlı çalışan yaklaşık 3.000 maden işçisinin, kurumun özelleştirilmesinin önünü açtığını düşündükleri torba yasa tasarısını protesto için başlattığı "maden ocağından çıkmama" eylemine şahit olduk. Bu eyleme torba yasa tasarısının 58. Maddesi sebep olmuştu. Ne diyor bu madde, “TTK ile Türkiye Kömür İşletmeleri, sorumluluğunda bulunan maden ruhsat sahalarını işletmeye, işlettirmeye, bunları bölerek yeni ruhsat talep etmeye ve bu ruhsatları ihale etmeye yetkilidir.” Maden işçileri de ekmek kapıları kapanacak ya da kapanmasa bile şartlar çok daha zorlu hale gelecek haklı endişesi ile kendilerini maden ocağına kapatma eylemi gerçekleştirdiler.

Toplam 21 saat süren eylem, sendika yetkililerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda yaptıkları görüşmelerin ardından hükümet yetkililerinden alınan söz neticesi sonlandırılmıştı. Alınan söz, “58. Madde TTK'nın sahaları kapsam dışına atılarak yeniden düzenlenmek şartıyla Meclisten geçecek.” teminatıydı.

Madenlerin özelleştirilmesiyle ilgili bu tasarı maddesini duyan maden işçilerinin akıllarına ilk gelen istisnasız ölümlerin artacağı duygusuydu. Daha önceki özelleştirme uygulamalarının sonucu olan yaşanmışlıklar maden işçilerini, “özel sektör demek ölüm demek” söylemine taşımış. Maden işçisini böylesine tedirgin eden, korkutan bu uygulamanın korkunç sonuçları hiçte yabana atılacak, hafife alınacak endişeler değil.

Şirketlerin ilk ve ana amacının kar elde etmek olduğu herkesin bildiği bir gerçek. Karı maximize etmek de maliyetleri minimize etmekten geçer, yani “kar” bir optimizasyon işlemidir. Emek yoğun sektörlerde özellikle madencilikte en önemli maliyet kalemi personel giderleridir. Özel sektörün, yani şirketlerin varlık sebebi, doğası budur. Dolayısıyla madenlerin özelleştirilmesi sadece işçilerin ücretlerinin düşmesine neden olmuyor, aynı zamanda madenlerin denetimden uzaklaşmasına ve bunun sonucu olarak da iş kazası ve ölümlerin artmasına yol açıyor. Özel sektörün bütün politikası daha fazla kâr elde etme üzerine kuruluyken, işçilerin sağlığı ve güvenliği için önlemler almak maalesef planları dâhilinde olmuyor. Çünkü alınması gerekli her bir önlem işverenin gözünde bir maliyet kalemi olarak arzı endam ediyor. Maliyet kaygısıyla alınmayan önlemlerin bedeli ise işçinin hayatı oluyor.

Unutmayalım Soma faciasında ölen 301 maden işçisi o madende iş güvenliği önlemleri alınmadığı için öldü. Daha açık yazacak olursak madeni işleten firma, kalitesiz, çalışmayan, ucuz oksijen maskeleri aldığı için, maden içindeki yolların olması gerektiğinden daha dar olduğu için, yanmaz bantlar, takip sistemi, teçhizat ve koruyucu sistemler olmadığı için, kısaca, firma maliyeti düşürüp, karı maximize etsin diye 301 insan öldü.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2017-11-10 00:52:24

ALLAH razı olsun yazarımızdan cok guzel izlemiş konuyu bir Zonguldak da taşıyan biri olarak. Illede özelleştirmek istiyorsa TTK yi hükümetimiz TURKIYE VARLIK FONUNA devretsin bu konuda gerekli düzenlemeleri yapıp. Zaten bu Varlık fonunun kasasında para var. Böylece kimse mağdur olmaz.