Pakistan, kritik bir sürece girdi. Ülke, görünürde gelenekselci-yenilikçi denkleminde sosyolojik ve etnik bir kırılma yaşasa da; Pakistan, ABD-İngiltere savaşının tam ortasında kaldı. Pakistan gündeminde ise; genel seçimlerden zaferle ayrılan Tahrik-i İnsaf (Adalet Hareketi) lideri İmran Han'ın koalisyon görüşmeleri var. İmran Han, tek başına 272 sandalyeli Meclis'te 116 milletvekilliği elde ettiğinden, hükümet kurabilmesi için gereken 137 milletvekili sayısına ulaşabilmek adına -Meclisteki iki büyük partiyle uzlaşamayacağından- küçük partiler ve bağımsız milletvekilleriyle ortaklık arayışında.

Seçimin Pakistan ayağına bakacak olursak; ABD’ye yakın siyaset izleyen Pakistan Müslüman Ligi, (PML-N)  64 sandalye kazandı. Pakistan’ın sol partisi, Pakistan Halk Partisi (PPP) Parlamento'da 43 sandalye kazanarak, üçüncü büyük parti oldu. Yolsuzlukla suçlanan Nawaz Şerif, seçimden hemen önce tutuklanarak hapse atıldı. Nawaz Şerif döneminde, ABD’nin karşı çıktığı Çin-İpek Yolu projesine destek verdiği biliniyor. Bu bağlamda ülkedeki gelenekselci gruplarda ABD karşıtlığı yaygındı. Özellikle Pakistan ordusu, uzun zamandır ABD’nin eleştirilerinin odağındaydı. Bu çelişkiler içerisinde girilen seçimlerde iktidar partisi, seçimlerden ağır yara aldı.

Pakistan seçimlerin uluslararası ayağında ciddi kırılmalar var. Sovyetlerin Afganistan işgalinde, Pakistan-ABD çok yakın müttefikti. Rusya ise Hindistan’la yakınlaştı. Pakistan-Hindistan kadim çekişmesi her alanda devam etti. Daha sonra sınır meseleleri yüzünden Çin, Pakistan’a yakınlaşırken, Hindistan-Çin’le rekabet halindeydi. Elbette Güneydoğu Asya’daki ülkelerin şekillenmesinden, kültürüne varıncaya kadar etkili olan İngilizleri unutmamak gerek. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgelerin ve tahakküm altına aldığı ülkelerin yönetimlerini, ABD’ye bırakan İngilizler, bugün Afrika’dan Ortadoğu’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya çoğu zaman örtülü, bazen açıktan ABD ile rekabet halindeler. İşte bu savaşın platformlarından birisi de Pakistan. ABD’nin eski müttefiki olan Nawaz Şerif, Pakistan'ın Çin'le olan ticari ilişkilerinin yükselmesi ve Çin'e olan borcunun yükselerek bağımlılığın artması dikkat çekiyordu.

Bu gelişmeler ışığında Pakistan’da, son seçimini kazanan ama tek başına iktidar olamayan İmran Han’a ABD karşıtı Pakistan Ordusu açık destek verdi. Nitekim seçimden neredeyse bir yıl öncesine kadar ABD ordusu ve Trump, Pakistan ordusuna verilen yardımları kesmişti bile. İmran Han’la ilgili eski kriket oyuncusu dışında, -İslami hassasiyetin yüksek olduğu Pakistan’da- eski playboy, alkolik, medyatik evlilikleri, popüler seküler yaşam gibi Pakistan’da olumsuz algı yapabilecek bütün haberler, ABD menşeili medya organlarından servis edilmekte. Elbette İngiliz yayın organlarında ise bayram havası yaşanıyor.

Tüm bu gelişmeler ışığında Muhalefet, seçimin yenilenmesini istiyor. İslamabad'ta MMA, PML-N, PPP öncülüğünde toplanan Partiler Konferansı, sonuçlara itiraz edeceklerini ve seçimin yenilenmesi için ülke genelinde protestolar yapılacağını açıkladı. Muhalif partilerin ortak şikayeti, Pakistan ordusunun sandık etrafında müdahil olduğu yönünde. Bunun dışında Pakistan ekonomisi de alarm veriyor. İmran Han, Pakistan'ın "ekonomisinin hiçbir zaman bu kadar berbat olmadığını" söyledi. Özellikle Nawaz Şerif döneminde IMF’in politikalarına bir direnç gösterildi. Ancak bu durum sürdürebilir olmayan durumu daha da kötüleştirdi. Pakistan’da iktidar, hangi partinin veya ordunun tekeline girer bilmiyorum ama IMF’ın vahşi acı reçetelerini uygulamak zorunda kalacak.

Tarihsel olarak İslamabad, Washington’un Güney Asya’daki başlıca müttefikiydi. Fakat son yirmi yıldır ABD'nin Pakistan'ın rakibi/karşıtı Hindistan'la stratejik bir geliştirdi. Geçtiğimiz yıl ABD Başkanı Donald Trump, Afganistan'daki ABD savaş hedeflerini mektuba uygulayamazsa, Pakistan'ı büyük bir gerileme tehdidiyle tehdit etti. Nitekim Pakistan eski Başbakanı Nawaz Şerif Panama Papers’a adı karıştığı ve yolsuzluk suçlanmasından ötürü tutuklandı. Ancak, Hindistan Başbakanı Modi’nin de adı Panama Papers’larda adı karışmıştı; lakin Hindu Milliyetçisi Modi, Hindistan’daki Kaya Gazı rezervlerin işletim hakkını Rockhefeller’e vermiş, İsrail ile milyar dolarlarca onlarca anlaşma yaparak, iktidarını korumayı bilmişti. Son kertede Modi, İngilizlerin desteklediği ancak ABD’nin karşı çıktığı İpek-yolu ticaret anlaşmasından da geri çekilmişti.

İmran han, seçim öncesi yolsuzlukla mücadele ve “İslami refah devleti” yaratmaya söz verdi. Han,  ABD ile dengeli ilişki yürüteceklerini, Hindistan'la ilişkilerin iyileştirilmesi çağrısında bulundu. Dolayısıyla bölgesel bir gerilimden Pakistan’ı uzak tutmak istiyordu. Ancak Pakistan iç siyasetinde durum o kadar sevimli değil. Muhalifler şimdiden ayaklanmış durumda. Eleştirilerin bir şiddet sarmalına dönüşmesi kuvvetli bir ihtimal. ABD’nin Pakistan’daki radikal ve ılımlı İslami gruplar ile solcuları harekete geçirip, Pakistan Ordusu ile karşı karşıya bırakması, tarihsel bir taktik olarak an meselesi. Zira seçim öncesi onlarca kişi ölmüş, sorumluluğu da İŞİD/DEAŞ üstlenmişti. Ez cümle her şey Pakistan'ın yeni bir siyasi kriz dönemine girdiğini gösteriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624