Günübirlik düşünmek zamanımızın salgın hastalıkları arasında göze çarpıyor. Bunun bariz özelliği ise “küçük menfaatler peşinde koşmak” şeklinde özetlenebilir. Fakat önümüzde beliren kısa vadeli kazanımların, orta ve uzun vadede aynı sonucu vermesi bir İYİMSERLİKTİR. Keza çoğunun da hezimetle noktalandığı vaki… O nedenle günümüzde büyük resmi iyi okumak ya da hadiselerin giriş ve gelişimine göre varacağı yeri önceden kestirmek bir zorunluluktur. Aksi takdirde yeme odaklanan balığın, soluğu tavada almasına benzer bir durumun hâsıl olacağı inkâr edilemez.

Bu çerçevede düşünürsek; coğrafyamızın ileriki dönem daha da zor günler geçireceği bir gerçek. Zira İLK BAKIŞTA Orta Doğu’da yoğunlaşan gerilimin, aslında Akdeniz’i ve Afrika’yı da içine alan BİR ÇIKAR GİRDABININ PARÇASI olduğunu söyleyebiliriz.  Bu durum kurulan bir takım ittifakların, kendi bünyelerinde zaman zaman çatışmasıyla da tamamen bağlantılı. Kısacası Hz Mevlana’nın; sokakta oynaşan köpekleri işaret ederek “ne güzel anlaşıyorlar” diyen bir dervişe, “aralarına kemik at da görürsün” cevabına denk bir manzara.

Kaldı ki İran ile anlaşmadan çekilen ABD yönetiminin, bir anda karşısında Almanya, Fransa ve İngiltere’yi bulması başka türlü izah edilemez. Hoş! Birçok konuda ABD ile beraber hareket eden Almanya, Fransa ve İngiltere, İran’ı çok sevdiklerinden sahip çıkmıyorlar malumunuz. Bölgesel nüfuz alanlarını ABD ve İsrail’e kaybetmemeye dönük bir politika güttükleri ortada… İşlerine gelmediği bir konjonktür oluştuğundaysa, İran’a atılacak ilk tekmenin yine oradan gelebileceği hiçte abartılı değil. Tarih bunun sayısız örnekleriyle dolu. Mesela Fransa seçimlerinde Sarkozy’nin sponsorluğunu dahi üstlenen Kaddafi’nin, yine ilk Sarkozy tarafından VURULMASI örnek olarak yeterde artar bile…

Bu perspektifte Suud ve BAE’nin MEVCUT DURUMU da İran’dan farklı sayılmaz hani. Öyle ki ABD ve İsrail’in Ilımlı İslam doktriniyle bölgeye sürüldükleri çok bariz… Bırakınız Kudüs meselesine karşı samimiyetsizliklerini, İsrail ve ABD yönetimleriyle kurdukları abi-kardeş yakınlaşması bölgeyi içinden çıkılmaz bir hale sürüklemekte. Anlayacağınız yukarıda da belirttiğimiz gibi ilk bakışta enerji, para ve bunların iletimi konusu, gerçekte Kissinger’in “İslam’a karşı İslam” projesinin bir yansıması şeklinde cereyan ediyor. En üzücüsü ise aralarındaki menfaat çatışmalarına, Müslümanların FİGÜRAN olarak kullanılması…

Takdir edersiniz ki 15 Temmuz darbesini şayet başarsalardı, bölgede yaktıkları ateşi bizim üzerimizden körükleyeceklerdi. Bu Aziz Milletin, ÇIPLAK ELLERİYLE nasıl bir oyunu bozduğunu kavramak bu açıdan elzem. Sonrasında Yenikapı meydanında verilen birlik ve bütünlük fotoğrafı ise bir PANZEHİR olarak değerlendirilebilir. Tıpkı geçen hafta düzenlenen Kudüs’e Destek Mitinginde olduğu gibi… Zira miting de sergilenen “coğrafyamızın bir bütün olduğunu, kalbimizin, aklımızın ve duygularımızın beraber karıldığını” haykırmak öyle sıradan geçiştirilecek şeyler değil. Coğrafyamıza yönelik bütün saldırılara, ancak Yenikapı Ruhuna benzer anlayışla karşı konulabileceğinin de bir işareti. Nitekim İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısında alınan kararlar fazla söze hacet bırakmıyor. Özellikle Kudüs’e barış gücü gönderilmesi ve malum ülkelere yaptım uygulanması gibi maddeleri bir MİLAT olarak görebiliriz.

Hülasa İslam ve İslami kıymetlerimizin, KÜRESEL BİR İSTİLAYA uğratılmak istendiği net… İçimizdeki uzantılarıyla bu ortamı sağlayarak adım adım geliyorlar. O cihetle önümüze her ne kadar nükleer, petrol, demokrasi, ekonomi… vs. argümanlar sürülse de olayın özünde bu olgunun varlığı kati surette göz ardı edilemez. Kurtuluş ise sadece kınamak veya kızmak değil, her türlü TEFRİKAYA karşıda İslam Âleminin beraberliğini tanzim etmek, toparlanarak ve birbiriyle kenetlenmesinden geçiyor. Yani bu aşamada “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı yapışınız, tefrikaya düşmeyiniz, bölünüp parçalanmayınız” İlahi düsturunu tekrar okumakta fayda var. Yoksa haklı davamızda kazanan taraf, kendi ellerimizle imkân verdiğimiz zorbalar olacaktır.

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdülkerim 2018-05-24 15:27:11

Cihat abim ağzına diline sağlık tesekkurler milat gazetesi