"Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu;
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu! "

İşte 'çağdaşlık':"Öldür öldürebildiğin kadar, yeterki  kimyasalla öldürme (!)"

Darbeciler yargılanamaz" diyen çağdaş yaşamcı Kemalistlere bir kötü bir de 'iyi' (!) haber var.

Kötü haber:  28 Şubatçılar müebbete mahkum edildiler.

'İyi'(!) haber: Suudi Arabistan Veliaht Prensi 'Ilımlı İslamcı', devrimci Muhammed bin Selman, İsrail'in istediği doğrultuda on beş gündür ABD ve Avrupa'da savaş lobisiyle görüşme halinde (!)

Suudi Arabistan, başkent Riyad'da, Arap Yarımadası bölgelerinde "baloot" oyunu olarak bilinen ve Kabe imamı Adil el Kelbani'nin de katıldığı "İskambil Şampiyonası" düzenledi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Amerika ziyaretinde Orta Doğu'yu yeni bir Avrupa yapacaklarını, Vahhabiliği ABD istediği için yaydıklarını söylüyor.

'Kâinat İmamı' denilen şarlatan Papayı, Suudiler de papazı buldu.

Çağdaş yaşam projesi Suudi Arabistan'da da uygulanmaya başlandı. Tek parti dönemi uygulamaları şimdi aynen orada da uygulamaya konulmuş durumda. Arabistanlı Kemalistler de aynı merkezden yönetiliyor.

Selefilikle ehli sünneti bozmaya çalıştılar. İslam dünyasının tarihi mekanlarını, peygamber ve sahabe kabirlerini yıktılar. Kendinden olmayanları kafir ilan edip katlettiler. El Kaide, DEAŞ ve FETÖ bu çarpık anlayışın sonucu.

Kaos/kriz İsrail'in güvenliği için çıkartılıyor.

14 Mayıs'ta ABD İsrail Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacak. Kudüs'ün İsrail'in başkenti olması sineye çekilecek bir durum değil. Kudüs Hristiyan dünyası için de kutsal bir mekân. Ancak bu gözü dönmüşlüğü gizlemek için ' cambaza bak" taktiği uygulandığı orta yerde sırıtık vaziyette duruyor. Katliamlara kör ve sağır olanlar Suriye üzerinden bu taktiği uygulamaya devam ediyorlar.

ABD ve müttefikleri, Suriye rejimin Duma ve Doğu Guta'ya 7 Nisandaki kimyasal saldırısını bahane ederek Şam'ın bazı bölgelerini füzelerle vurdu. Esed'in bu ilk saldırsı değil, otuzdan fazla kimyasal saldırı yaptı. Medeniler bu saldırılara, yasak savma cinsinden  cılız tepkiler vererek Esed'in saldırılarını yoğunlaştırması için zemin oluşturdular.

Suriye'de konvansiyonel silahlarla yedi yüz bine yakın insan katledildi. Irak ve Suriye'de müzeler yağmalandı, şehirler bombalandı, tarihi mekanlar yok edildi. Batı'nın hiç umurunda olmadı.

Fırat Kalkanı ve en son olarak Afrin Zeytin Dalı Harekâtıyla Türkiye Batı'nın bu işgal planlarını bozunca Batılı güçler bölgede tekrar hakimiyet sağlamak için kimyasal saldırıyı bahane ederek geri dönüş yapmaya çalışıyor.

Türkiye, 15 Temmuz'da darbe/ işgal girişimini bertaraf etmesi sonrası, Kuzey Suriye'ye yaptığı operasyonlarla hem kendi konumunu sağlamlaştırdı hem de bölgenin güvenliğini büyük oranda garanti altına aldı.

Türkiye'nin  son otuz yılı ibretliktir.

Daha bir yıl önce (16 Nisan 2017) önemli virajı geçtik. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kabul edilmemesi, ( Hayır) için Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerin nasıl çalıştıkları daha taze. Cumhurbaşkanına konuşma izni vermeyenler, Cumhurbaşkanı'nı ölümle tehdit edenleri bu ülkeler alkışlıyorlardı. Bütün mesele, Türkiye'nin güçlü bir yönetime kavuşmasını engellemekti.Yüzde elli ikiyle 'Evet' çıkması Batı'nın kimyasını bozdu.

Kritik dönemlerde darbecileri teröristleri kullandılar.

Haziran 2013'te Gezi kalkışması ve aynı tarihlerde Mısır'da benzeri olayların tertiplenmesi, bir zincirin halkaları değil mi?

Batı, nesebi gayri sahih çocukları Suriye ve  İsrail'in güvenliğini kaosta görüyor, bütün planını buna göre yapıyor. Zalim İsrail'in fosfor bombalarını ve Esed'in katliamlarını seyir teraslarından seyrediyor.

İran- Suudi Arabistan savaşı ateşleniyor. İsrail baş körükçü.

Siyonistler, Zeytin Dalı'nın intikamı peşinde...

Esed kadar sevicileri de katliamlardan sorumludurlar.

14 Mayıs'a (Kudüs'e) dikkat!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.