Suriye bundan sonra TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ koruyabilir mi?

Açıkçası bu konuda ciddi endişelerim var.

Sözün başında belirteyim ki coğrafyada Suriye hakkında söz söyleyebilecek tek ülke Türkiye’dir.

Ve Suriye’de yaşananlar bir yana bundan sonra coğrafyada olacaklarla ilgili İNSANİ tavır gösteren, devlet terbiyesi ile hareket eden, saygı duyan ve haliyle de duyulan tek ülke de Türkiye.

Şöyle bir bakalım.

Suriye’de at koşturmaya çalışan ülkeler kabaca:

  • ABD
  • Rusya
  • İran
  • Almanya ve bazı AB ülkeleri

Hepsi de emperyalist emellerle hareket etmekte. Hepsi de adımlarını açıkça işgal ve saldırı üzerine kurmakta.

Suriye hükümetinin İran’a olan borcu 35 milyar Doları aştı. Bu para nakit olarak değilse bile ancak siyasi olarak ödenebilir.

Öte yandan Rusya ve ABD ile de dans ediyorlar. İki süper gücün de Suriye’de hava üsleri bulunuyor.

Esed aynı zamanda YPG ve DEAŞ ile de irtibat halinde.

Yani anlayacağınız iflasa sürüklenen bir ülkenin “ya tutarsa” misali çırpınışlarını izliyoruz.

Türkiye ise bölgede yaptığı Fırat Kalkanı ve İdlip operasyonlarıyla kendisinden bağımsız oyun kurulamayacağını ayrıca ŞAKA yapmadığını da açıkça gösterdi.

Ama bunu yaparken Suriyeli muhaliflerin kendi ülkeleriyle ilgili bir şeyler yapabilmesi için de elinden geleni yaptı.

17-18 Eylül tarihlerinde tam da TSK’nın operasyon yürüttüğü İdlip’te çok önemli bir toplantı gerçekleştirildi. İlk defa tamamı Suriyeliler ’den oluşan sivil inisiyatif bir toplantı yaptı.

Toplantının amacı Suriye'de sivillerden oluşan üst bir oluşum kurmaktı

Toplantıya Suriye'nin kurtarılmış bölgelerinden 425 delege katıldı.

Sağlık, eğitim gibi pek çok konuda heyetler toplandı

Amaç bir Başbakanlık kurmaktı. Şimdilik bu konuda Muhammed El Şeyh'e teklif verildi.

Türkiye’nin de yakından takip ettiği bu toplantılar sonucunda Suriye’de silahlı güçlerin mücadelesinin sonrasında sivil olarak atılacak adımlar belirlenmeye çalışılmakta.

Türkiye bu tür konularda tüm açıklığıyla meselenin insani ve siyasi mesele olduğunu belirtiyor.

Bir yandan terör yuvalarını dağıtmak için operasyonlar yapıyor. Diğer yandan göç dalgasıyla uğraşıyor. Kimseyi mağdur bırakmamaya çalışıyor. Mazluma kucak açıyor.

Bunun arkasında yatan tek bir neden olduğu aşikâr.

Sevgili Yusuf Kaplan ağabeyin de dediği gibi “Türkiye, dünyada medeniyet derdi olan tek ülke.”

Dolayısıyla bu medeniyetler savaşında durduğumuz yeri sağlamlaştırmamız Suriye, Irak, İran, Rusya, ABD politikalarında ve hepsinde tek, milli, sağlam duruş gerçekleştirmemiz gerekir.

Biz bunu yaparken aydın kisvesiyle bizleri geri çevirmeye çalışanları da tanımamız çok önemli.

Gizli ajanda” diyenlerin belki de kastettiği budur.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.