Geçen hafta atıfta bulunduğumuz bazı hususlar, kısmen ete kemiğe bürünmeye başladı. Devletimizin net tavrı muhatapları nezdinde kabul görmüş olacak ki, Soçi kongresinde PYD’nin bulunmayacağı gibi haberler geliyor. Yerine ise “eline silah almamış ve teröre bulaşmamış” diğer Kürt grupların yer alması gündemde. Neticede PKK/PYD’nin temsilde tekel olmaktan çıkarılması az buz bir şey değil. Zira coğrafyamızdaki oyunların ÇÖPE GİTMESİYLE eşdeğer…

Zaten PYD ve ağabeyi ABD; bu ve benzeri olaylardan ötürü, günümüzde tam bir sıkışmışlık sendromu içerisinde hareket ediyorlar. PYD’nin bir anda Suriye ordusuna katılmak istemesi, bu minvalde okunabilir mesela. Trump’un “silah yardımını kestik” telefonundan saatler sonra, Pentagon’dan gelen “SDG ile işbirliğimiz devam edecek”açıklaması ise tamamen bunun bir ürünü.

O nedenle oyunu kendi lehlerine çevirmek için hiç bir adilikten çekinmiyorlar. Çünkü Türk akımı projesinden rahatsızlık duymalarından tutunda, uğradığımız ekonomik ve finansal manipülasyonlar hep bu gerçeği işaret ediyor. Tabi Zarrab davası ve ülkemizde bunula ZAMANLI sahne alan diğer siyasi kurgularda elbette. Hemen hepsi bugünkü bölgesel dizaynda, Ülkemizin devre dışı bırakılmasına yönelik seyrediyor.

***

Bu açıdan Zarrab davası; “Hollywood filmlerine taş çıkartacak bir sahtelikte devam ediyor” dersek kesinlikle yanılmayız. Bizim ki de laf! Davada ambargo meselesinin henüz konuşulmaması, birçok şeyi özetliyordu oysa. Bilirkişi olarak; başarısız 15 Temmuz girişimine üzülen bir vakıf başkanın seçilmesi ise, mahkemenin menşeini gözler önüne seriyor. Öyle ki Zarrab’ın ifadesine “hapisten çıkmanın en kestirme yolu ABD ile birliğiyapmaktır” şeklinde başlaması, zaten geriye söylenecek fazlada bir şey bırakmıyor. Tam manasıyla “karakolda doğru söyler mahkemede şaşar” vakası…

Davanın savcısı ise kendi çapında bir aktör adeta… Türk yetkililerin hakkında başlattığı soruşturmayı “ŞAKA” zannettiğini söylemiş geçenlerde. Çünkü Amerikan yasalarını uyguluyormuş “garip”. Madem öyle “ABD uyruklu 58 şirket, İran’a ithalat/ihracat yaparken neredeydiniz” diye soramadan edemiyor insan. Örneğin 2017 başlarında İran’a 80 adet uçak satan kimdi EY SAVCI!? Peki, İran Contra yada İran Gate skandalı olarak da bilinen hadiseyi nasıl yorumluyorsunuz çok merak ediyorum.…?!

Anlayacağınız kökü dışarıda gübresi ise içeriden ithal, bir dizi komplo sarmalıyla karşı karşıyayız. Zira 15 Temmuzun ilk saatlerinde ümitlenen bazı vatansız tiplerin, tamda bu esnada yine iş başı yapması oldukça manidar. Kaldı ki sosyal medyada hem Zarrab hem de malum belgeleri destekleyen twetler atmaları, KURGUNUN ULAŞTIĞI SENKRONİZASYONU fazlasıyla ispatlıyor. Yoksa içimizdeki bazı yürek yemişlerin, “Erdoğan ve siyasi kadrosu gidecek” diye bir HAYALE KAPILMASINI başka türlü izah edemeyiz.

***

Gelinen aşamada; tıpkı geçmişte olduğu gibi bizi başka şeylerle meşgul ederlerken, bölge planlarını uygulamak istedikleri yadsınamaz. Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma iştahını, Suud’u Katar’a yönelik bir operasyona hazırlamalarını, Akdeniz’deki gaza çökme planlarını, PKK/PYD’yi ise hiç olmazsa Suriye’nin bir kolluk kuvveti haline getirme ideallerini… bu şekilde PERDELEMENİN peşindeler kısaca.

Hal böyle olunca hadiselere Sn. Cumhurbaşkanımızın da belirttiği üzere; “Tüm yapılanlar karşısında, bizim Devlet ve Millet olarak ne yaptığımız önemlidir” perspektifinde yaklaşmamız gerekiyor. Bu bakımdan Devletimizin güç odakları arasındaki çıkar çatışmasını kullanarak, ince bir politik çeşitlendirmeye gitmesi önem arz ediyor.

O cihetle Zarrab tiyatrosunu BM’ye taşıma düşüncesi, gayet yerinde bir refleks olarak değerlendirebiliriz. Talal Silo’nun ABD ile PKK/PYD arasındaki kirli ilişkileri itiraf etmesi de muhakkak uluslararası kamuoyunda gündeme getirilecektir. Tabi terör koridoruna dair kararlı tutumumuz ve Kudüs’ü kırmızı çizgi belleyerek afişe etmemiz ise bir o kadar hayati…

Dahası mı? Dahası tüm farklılıkları bırakıp, birlik ve beraberliğimizi her zamankinden daha çok pekiştirmemizden ibaret…

Vesselam.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.