Persona non grata, ‘istenmeyen adam’ teriminin Latincesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass’ı yerin dibine batırdı, çıkardı, rezil etti. John’un bir tek resmi olarak ‘persona non grata’ ilan edilmediği kaldı.

Aslında çoktan istenmeyen adam ilan edilmişti. Türk Hükümeti, onun Türk Milleti aleyhindeki çalışmalarını dikkatle izliyordu. Türk Dışişleri’nin ricası ile sessiz sedasız bir şekilde Afganistan’a sürüldü. Ama Türkiye’de bulunduğu süre içinde, özellikle de 15 Temmuz’da karıştırdıkları yetmezmiş gibi giderayak hırçınlaşmaya değil çirkinleşmeye başladı. Önce gazeteciler arasında ayrım yaparak bir kısmını basın toplantısına çağırmadı. Sonra Türkiye ve ABD’nin başına vize krizini sardı. ABD, devlet olduğu için büyükelçisinin arkasında durmak zorunda kaldı. ABD Başkanı Trump’un, Obama artığı bu mikropları temizlemesi bir hayli zaman alacak gibi gözüküyor.

***

ABD’nin İstanbul Konsolosluğu İstinye’dedir. Eski Başbakanlardan Tansu Çiller’in yalısının bulunduğu Yeniköy’e giderken solda... Ama Çiller’in yalısı gibi Boğaz kıyısında ahşap bir konak değil, İstinye yamaçlarında çirkin bir mimari ile yapılmış Boğaziçi’ni gören devasa bir kaledir. Her zaman terör örgütlerinin belirgin hedeflerinden biri olan ABD konsolosluğu, Ortaçağ’ın muhkem kaleleri gibidir. Ama bu muhkem kale meğer dıştan değil, yıllar önce FETÖ tarafından içten kuşatılmış. Türkiye Cumhuriyeti’nde girilmedik kurum bırakmayan FETÖ, ABD konsolosluğunu da ihmal etmemiş. Türk demokrasisini devirmeye yönelik talimatlar verilince de gizli hücreler faaliyete geçmiş. Tabii hiçbir şeyin gizli kalma ihtimali olmadığı için ABD konsoloslukları bünyesine yerleştirilen bu mikroplar Türk yargısı tarafından tespit edilip tutuklanmaya başlayınca ABD’nin neoconları sinir uçlarına elektrik verilmiş gibi fırladılar. Tam da ABD Hükümeti’nin Türkiye ile işbirliği yapmaya başladığı zamanda. Bundan bir ay kadar önce 8 Eylül tarihinde F. Gülen ve 15 Temmuz darbesi konusunda önemli bir adım atan ABD, darbenin sivil yöneticilerinden Kemal Batmaz’ın 2016 yılı başında Pensilvanya’da Gülen’in yanında kaldığını kanıtlayan bir belgeyi Ankara’ya resmi kanallardan iletti. ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın bu hamlesi, 15 Temmuz darbesi ile F. Gülen’in doğrudan bağlantısını belgeleyen önemli bir hamleydi. Ve Gülen’in iadesine zemin hazırlıyordu.

***

ABD İstanbul Başkonsolosluğu’nda, ABD Adalet Bakanlığı’nın narkotik birimi Drug Enforcement Agency (DEA) için çalışıyor gözüken Metin Topuz dışında bakalım FETÖ, daha kimleri yerleştirmiş ABD sefaretlerine. Viyana Konvansiyonu’na göre konsolosluk ve büyükelçilik binalarının dokunulmazlığı var. Ama o kalelerin içine yıllar önce yerleştirilmiş FETÖ hücreleri açığa çıkarıldıkça hem ABD, hem Türkiye rahat edecek. Türkiye’nin bünyesi kuvvetliydi ama ben şimdiden John Bass’ın sürgün olarak gittiği Afganistan için üzülmeye başladım bile... Trump, bir an önce ipleri ele geçirip, Washington’un dibindeki mikropları da temizlese asıl o zaman ABD – Türkiye ilişkileri iyiye gitmeye başlayacak.

Eli kalem tutanlar ABD – Türkiye vize krizi için binbir çeşit yorum ve bahane uydurdular. Ama işin gerçeğini, perde arkasını en iyi bilen Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı. Bu krizin ABD temsilcisi olarak görmediği John Bass’tan kaynaklandığını üstüne basa basa, tekrar tekrar vurguladı. Herkes bilmelidir ki, Türkiye ile ABD arasındaki olay ‘eksen kayması’ değil, bir önceki dönemden kalma mikserlerin temizlenmesi olayıdır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.