Peygamberlerin varisleri

Mehmet Nuri Yardım 26.10.2016


ALİMLER, yüce dinimizde çok övülmüştür. Hakiki âlimler, hadis-i şeriflerde methedilmiş, “Peygamberlerin varisleri” sayılmış,  “âlimin vefatı, âlemin ölümü” kabul edilmiştir. İşte âlim sıfatını en çok hak edenlerden biri olan Enver Baytan Hocaefendi, böyle mümtaz bir ilim, fikir ve gönül insanıydı. 23 Ekim günü 91 yaşında Hakka yürüdü, önceki gün de Fatih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı'na götürülerek ebedî âleme yolcu edildi. Cami avlusu, cenaze namazına gelen müminlerle dolmuştu. Süleyman Bağlan'ı, Reşat Şen'i ve diğer dostları gördüm. Reşat abi, “Merhum sadece İstanbul'da değil, İzmit'te de çok sevilirdi. Hatta bir ara onunla birlikte İzmit'e gitmiştik. Çok mübarek, mütevazı bir âlimdi.” dedi. Cenaze namazına vefalı yönüyle tanıdığımız Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da iştirak etti. Ayrıca Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve diğer bazı siyasiler, idareciler, milletvekilleri de vardı. Taziyetleri, oğlu Orhan Baytan kabul etti.

         Hocamızın vasiyeti

Enver Baytan'ın vasiyeti üzerine cenazede konuşan Sultanahmet Camii imam hatibi Emrullah Hatipoğlu, “Enver Hoca, duruşuyla, hayatıyla, sözleriyle hepimize örnek olmuş bir insandı. Bize hep hakkı, hakikati, bir ve beraber olmayı tavsiye etti. Ömrünün sonuna kadar da inandığı, savunduğu ve anlattığı değerlerden asla taviz vermedi. Hepimizin üstünde emeği, hakkı kat kat fazladır.” dedi. Cenaze için saf tutan cemaatin hepsi Hocaefendiyi “iyi” biliyordu ve haklarını sonuna kadar helâl etti. Cemaate Fatiha'yı da Cumhurbaşkanımız Erdoğan okuttu. Bir zamanlar mübarek Ramazan günlerinde milletin gözü önünde su içerek oruç tutmadığını rest çekercesine ilan eden devletlular vardı, şimdi ise aziz milletimizin sevip hürmet ettiği hocaefendilerin cenazesine koşan ve tabutlarına omuz veren, milletimizin değerlerine saygı duyan ve inancına sahip çıkan bir Cumhurbaşkanımız var. Şükürler olsun.    

 

Hayırlı hizmet erbabı

Uzun süredir tedavi gören ve sonunda Rahmet-i Rahmana kavuşan son devrin Ehl-i Sünnet âlimi, vaiz Enver Baytan Hocaefendi, sevilen ve sayılan bir din adamıydı. Neredeyse yetişebildiği, ulaşabildiği bütün hayırlı hizmetlere koşar, emek verir, katkıda bulunur, yardım eder, alınteri dökerdi. Toplumu zararlı alışkanlıklardan korumak amacıyla kurulmuş olan Yeşilay'ın da yönetim kurulu üyesiydi. Hafızam beni yanılmıyorsa kendisiyle ilk tanışmamız da bu derneğin Cağaloğlu'ndaki Yeşilay İş Hanı'nda bulunan mekânında olmuştu. 1980'li yıllardı. O zaman Yeşilay Başkanı olan merhum Selahaddin Kaptanağası'nı sık sık ziyaret ederdim. Şimdi Sepetçiler Kasrı'nda büyük hizmetler veren Yeşilay'ın dev kadrosu, o zaman çok dardı. Selahaddin Beyin iki yardımcısı vardı sadece. Hanın küçük bir odasında çalışıyorlardı. Bir gün yine ziyaret ettiğimde baktım ki yanında nuranî yüzlü bir zat var. Önce çay ikram etti, sonra da “Hocamızı tanıyor musun?” diye sordu, tereddüdümü görünce “Kıymetli hocalarımızdan Enver Baytan Beyefendi.” diye takdim etti. İsmini duymuştum, hatta bir iki eserini görmüş, okumuştum. Yerebatan Camii'nde arkasında namaz da kılmıştım. Ama yakından tanımak nasip olmamıştı. Yerebatan Caddesi üzerinde Baytan Yayınevi vardı, sanırım damadı Ramazan Ayyıldız Bey idare ediyordu yayınevini. Hoca da arada bir uğruyordu. Aynı binada Zafer dergisinin bürosu da vardı. Enver Yorulmaz, Selim Gündüzalp, Uğur Canbolat ve Ergün Ür gibi dostları da ziyaret ederdim.

Enver Baytan kimdi?

Balıkesir'in Gönen ilçesine bağlı Ömerler köyünde 1925 yılında dünyaya gelmişti. Henüz 8 yaşında iken hafızlığa başlamış ve bir buçuk yılda hafızlığını tamamlamıştı. 1942 yılında İstanbul'a gelerek hemşehrisi Gönenli Mehmed (Öğütçü) Efendi başta olmak üzere devrin bir çok hocasından ilim tahsil etti. İlk resmi görevine ise İzmit'te başlamıştı. Ezanın zorla Türkçe okutulduğu devirleri görmüş, 1950'de şehit Başvekil Adnan Menderes'in bu yasağı kaldırdığı günleri sevinçle yaşamıştı. Ezan-ı Muhammedî'yi aslına uygun olarak uzun yıllar aşkla, şevkle okumuştu. Enver Baytan, milli ve manevi değerlere hizmet etmeyi hayatının gayesi ve maksadı kabul etmiş bir mefkure ve dâvâ adamıydı. 70 yıl boyunca kürsülerden vaaz verdi, insanları irşat etmek için nefes harcadı, anlattı, konuştu. Kelâmın yanı sıra kalemiyle de hizmet etti. Bütün Cepheleriyle Cihad başta olmak üzere 17 eseri neşredildi. Yeşilay'ın yanı sıra kurucu üyesi olduğu İlim Yayma Cemiyeti'nin yönetim kurulu üyeliği vazifesinde de bulundu. Ayrıca, İslâmî Edebiyat Vakfı'nın kurucu üyeleri arasındaydı. Merhum Ali Nar Hocanın idare ettiği İslâmî Edebiyat dergisinde makaleler yazdı, TV5'te “Gönül Sohbetleri” programları yaptı. Bu yazılarında ve konuşmalarında vatandaşların günlük hayatta karşılaştıkları fıkıh, tefsir, hadis, tasavvufla ilgili sorularına cevap verdi. İnsanların zihinlerindeki tereddütleri gidermeye çalıştı. O, kürsüleri “merhamet yeri” olarak tarif ediyordu. Dolayısıyla tebliğinden hiçbir vakit geri durmadı. Emeklilikten sonra da fahri olarak din hizmetlerine devam etti. Küçükayasofya Camii'nde vaaz verirken aniden rahatsızlandı ve felç geçirdi.

Nüktedan bir insandı

Mizahı severdi ve nüktedandı. Vaazları sevilir ve takip edilirdi. Uzun yıllar Yerebatan Camii'nde görev yaptığı için kendisini, kafiyeli kelimelerle, “Enver Baytan, Yerebatan” diye takdim ediyordu. İyi bir insan, mükemmel bir Müslüman, örnek alınması gereken ideal bir din adamıydı. Allah'ın rahmeti, mağfireti ve inayeti üzerine yağsın. Ruhu şad, mekânı cennet, makamı âli olsun.


Etiketler: