Geçenlerde Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen ekonomi forumunda konuşan IMF Başkanı Christine Lagarde, "Çevre sorunlarını çözemezsek önümüzdeki 50 yılda bizi karanlık bir gelecek bekliyor" dedi. Lagarde konu ile ilgili konuşurken "Gelecek için vizyonumuz bir ütopya olmalı, tersi değil" şeklinde radikal ifadeler kullanıyor. "Eğer iklim değişikliğini çözemezsek, 50 yıl içerisinde başımız büyük belaya girecek" diyen Lagarde, "Karanlık bir geleceğe doğru gideriz" uyarısında bulunuyor. Lagarde, bu şekilde devam edilmesi durumunda “pişeceğiz, kızaracağız ve kavrulacağız” diyerek uyarıyor ve ekliyor: “Kritik kararlar almalıyız!”

Lagarde, iklim değişikliği kapsamında dünya ülkelerini Paris İklim Anlaşması'na destek olmaya çağırıyor. Hatırlanacağı üzere ABD Başkanı Trump ülkesini Paris Antlaşması’ndan çekeceğini zira iklim değişikliği etrafında koparılan fırtınanın hayal ürünü olduğunu belirtmişti. Hoş Trump gibi antlaşmadan çekilmekten veya iklim değişikliği üzerinden sıralanan tehditlere çekince koymayan hatta antlaşmayı ve sıralanan çekinceleri önemseyen liderlerin uygulamada Trump’tan farklı davrandığını görmediğimizi de kaydedelim. İklim değişikliği mevzusunda ihtilafa düşmüş olmakla birlikte ABD Başkanı ile IMF Başkanı’nın aynı yolun yolcusu olduğu açık. O halde karşımızda, küresel düzenin önemli sacayaklarından IMF’in en yetkili isminin küresel düzenin sonu karanlık olan bir yöne kısa sürede varacağımızı belirten korkutucu bir açıklaması var.

Farklı bir dönemde ve dünyada olduğumuz açık. Küresel bir kayıtsızlık çağındayız artık. Sinirleri alınmış haldeyiz, tepki verme kabiliyetinden yoksunuz. Sürprizimiz yok. Bizi şaşırtacak, “bu da olur mu?” dedirtecek bir şey yaşanmıyor artık. Her şeyin mümkün olduğu bir olumsallık yanılsamasına düşmeyelim. Evet, çoğu şey olabiliyor, çoğu şeye şaşırmıyoruz. Lakin olan ve bizde hayret uyandırmayan şeyler hayra alamet şeyler değil. Alıştığımız ve tepkisiz kaldığımız şeyler öyle şan ve şeref hanemize yazılacak cinsten değil. Biz kötülüğe, sıradanlığa, çürümeye, yok oluşa alışıyoruz, ona karşı tepkisizleşiyoruz. Varlığımızı hedef alan tehditleri görmezden geliyoruz. Garip bir umursamazlık, bir kayıtsızlık bizi teslim almış durumda. Camus’un ‘yabancı’sı mukim yeryüzünde sanki. İnsanlığımızı, insan olma vasfımızı yitiriyoruz.

IMF Başkanı Lagarde söyledi veya uyardı diye söylemiyorum bunları. Lagarde’ın söylemesi gerekmiyor üstelik. Gündelik rutine, işleyişe azıcık dikkat kesilen; felaket tellallarına, kehanetlerde bulunan modern meczuplara ihtiyaç duymaz zaten. Lagarde’ın tehlike diye kodlayıp bizi savunmaya davet ettiği hususların bağrında bir yıkıcılık taşıdığını biliyorum. Problemin başarılamayanlarda değil başarılı görülen yerlerde olduğunu belirten Garaudy’nin çarpıcı tespitinin hala herkesçe anlaşılmayı beklediği açık. O yüzden yakınmalar müesses nizamın temsilcilerinden yükseliyorsa işin ciddiyetini varın siz düşünün artık! Veya küresel sisteme ilişkin kritik kararlar almamızı söyleyen kişi Lagarde ise o dünya nasıl bir dünyadır, oradaki insanların ahvali nicedir varın siz kestirin!

Garip şeyler oluyor dünyada. Enteresan ilişkilere muhatabız gerçekten. IMF Başkanı küresel ölçekte insanlığı bekleyen krizlerden bahsediyor ve egemen düzenin restore edilmesi üstelik kritik kararların alınması gerektiğinden bahsediyor. Olabildiğince radikal bir tutum esasında Lagarde’ın çağrısı. Dünyanın mazlumları ve mağdurları bu düzeneğin kodlarını çözmeyi, çözümlemeyi ve alternatif bir arayışın peşinde yol almayı bırakın dert edinmeyi mevcut işleyen mekanizmanın kumanda merkezine oturma hayaliyle kendinden geçmiş durumdalar. Asıl trajedi asıl vahamet burada kendini gösteriyor. Bırakın küresel sistemin can evinden neşet eden yağmayı, sömürüyü, talanı, aşağılamayı, imtiyazı, eşitsizliği ve adaletsizliği sorun etmeyi mevcut düzenin patır patır dökülen kaba ihlallerini bile dillendirmekten aciz bir vaziyetle nasıl yol alacağız, nasıl yol bulacağız? Bırakın felahı şu çivisi çıkmış dünyada hangi yaraya merhem olacağız?

Sinirleri alınmış, hassasiyetleri felce uğramış bunca et yığını ne yapıyor ne yapmaya çalışıyor? Cumhurbaşkanı şehir hakkında konuşurken “şehri mahvettik, ben de suçluyum” diyor, MEB Müsteşarı “Cumhuriyet’in başından beri teknik alanda minimal değişiklikler yapıyoruz” diyor, IMF Başkanı iklim değişikliği üzerinden “karanlık bir geleceğe doğru gidiyoruz” diyor. Hepsinin açıklaması sadece bir tespit değil. Sadece bir uyarı da değil. Hepsi birer imdat çığlığı aslında. Farkında olsunlar veya olmasınlar. Bu yardım talebi teknik bir aksaklığın, hesaplanmamış bir facianın ardından dile gelmiyor. Geleceği görülen ve bilinen bir felaketin yaklaşması gibi. Bırakın ne halleri varsa görsünler denilecek bir vaziyet değil bu. O faslı geçeli çok oldu. Küresel bir dünyadayız artık. Küresel dünya rantı, serveti, geliri, imkânları ayrımcı bir şekilde dağıtırken Beck’in ifadesiyle riskleri, olumsuzlukları son derece demokratik ve eşitlikçi bir şekilde dağıtıyor. Dolayısıyla teditlerin, açmazların, eksikliklerin ve yardım taleplerinin muhalefetten veyahut sivil kanallardan değil bizatihi iktidardan geliyor oluşu başlı başına herkes için düşündürücüdür. Özellikle hayata ve insana dair iddiaları olduğunu ileri sürenlerin olduğu bir dünyada itirazlar, eleştiriler, yakınma ve şikâyetler bu iddia sahiplerince dile gelmiyorsa o zaman o iddia nasıl bir iddiadır, o iddia sahiplerinin hali nicedir varın hep beraber düşünelim.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
abcd 2017-11-02 09:14:46

Cumhurbaşkanı şehir hakkında konuşurken “şehri mahvettik, ben de suçluyum” diyor, MEB Müsteşarı “Cumhuriyet’in başından beri teknik alanda minimal değişiklikler yapıyoruz” diyor, IMF Başkanı iklim değişikliği üzerinden “karanlık bir geleceğe doğru gidiyoruz” diyor. Hepsinin açıklaması sadece bir tespit değil. Sadece bir uyarı da değil. Hepsi birer imdat çığlığı aslında. Farkında olsunlar veya olmasınlar.

Avatar
Lagarde 2017-11-02 09:20:48

Küresel bir dünyadayız artık. Küresel dünya rantı, serveti, geliri, imkânları ayrımcı bir şekilde dağıtırken Beck’in ifadesiyle riskleri, olumsuzlukları son derece demokratik ve eşitlikçi bir şekilde dağıtıyor.