14 Ocak 2018 Pazar 09:28
Bakan Kurtulmuş: 'Benim tanıdığım  Gül aday olmaz!'

Bayram ZİLAN/ANTALYA

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Antalya ziyareti kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Kurtulmuş, bu buluşmada gazetecilerin gündeme dair sorularını cevaplandırdı. Sorularda ağırlık eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2019 Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olup olmayacağına dairdi…

-11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adaylık meselesi. Sizce böyle bir niyeti var mı, aday olur mu? AK Parti’ye zarar verir mi, oy kaybı olur mu? Veya AK Parti’den Sayın Erdoğan dışında başka bir cumhurbaşkanı adayı çıkar mı?

Tanıdığım kadarıyla, bildiğim kadarıyla Abdullah Gül Tayyip Erdoğan’a karşı Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkmaz. Çünkü 2019 seçimleri şahısların ötesinde önem arz eden bir seçim. Sadece ilk sefer Cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçiliyor olması değil bundan sonra sistemin nasıl oturacağının da şekilleneceği bir döneme giriyoruz. Açıkçası bu anlamda da bütün bu gerekçelerin hepsini değerlendireceğini ve Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanımızın karşısına aday olarak çıkmayacağını düşünüyorum.

-Peki Cumhurbaşkanımızın aday olmama ihtimali var mı?

Çok açıktır ki Sayın Erdoğan, AK Parti siyasi hareketinin, AK Parti’nin bugün temsil ettiği siyasi çizginin doğal lideridir. Ve çok tabii olarak da Cumhurbaşkanlığı seçiminin en kuvvetli adayıdır. Hayır ben aday olmayı istemiyorum demesi çok istisnai bir durum. Böyle bir şey olacağını da zannetmiyorum. Siyaset doğal seyrinde akar, şimdiye kadar siyasette hiçbir şekilde kendi tabii mecranın dışında akış olmamıştır. Bazı dönemlerde dışarıdan engellenmiş olmasına rağmen, defaatle Türkiye siyaseti bir şekilde engellenmiş olmasına rağmen eninde sonunda su yatağını bulmuştur. Dolayısıyla doğal olan budur. Bunun dışındaki arayışları, temennileri olanlar vesaire veya bu hareketin içerisinde bir farklılaşmayı ortaya çıkarmak ümidinde olanlar olabilir, ben biraz da onun için söylüyorum; Sayın Abdullah Gül’ün böyle bir tavır içerisinde olacağını zannetmiyorum.

-Şimdi Abdullah Gül’ü çok iyi tanıdığınızı söylüyorsunuz... Kesinlikle aday olmaz diyorsunuz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da tanıyorsunuz, böyle bir şey olmasa bu kadar sert tepki gösterir miydi?

Benim değerlendirmem böyle. 2019 seçimlerinin hassasiyeti herkes tarafından biliniyor. Belki Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu hassasiyet de bundan kaynaklanıyor. Önümüzde zor bir süreç var, hakikaten çok zor bir süreç var. Öyle 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimi güle oynaya rahat, çantada keklik bir seçim değil. Yani nihayetinde 16 Nisan seçimlerinde yüzde 51,4 ile yüzde 48.6’lık bir denge oluştu. Ha bu illa orada kalacak şeklinde değil, bu 60’a kadar çıkabilir. Başka bir durum da ortaya çıkabilir. Dolayısıyla bu hassasiyetten dolayı Sayın Cumhurbaşkanımızın bir yerde de AK Parti’de konsolide etmeye çalıştığı geniş tabana dönük bir mesaj verdiği kanaatindeyim.

-Başka hesaplar içine girenler olabilir mi? Farklı sesler geliyor zaman zaman…

Şimdi kimseye sen konuşma deme hakkımız yok, yani konuşmak isteyen konuşur. Ama bizim üzerinde yoğunlaşacağımız öncelikle AK Parti seçmenidir. Kişisel hesapların ötesinde ülkeye ilişkin, millete ilişkin, milli menfaatlerimize ilişkin hesap yapanların uzun dönemde yollarının daha açık olduğunu, doğru adım atmış olduklarını düşünüyorum. Bu açıdan baktığım için söylüyorum, Sayın Cumhurbaşkanımızdan başka bir cumhurbaşkanı adayı AK Parti tarafından çıkmayacağını düşünüyorum, buna Sayın Abdullah Gül de dahil olmak üzere.

-MHP ile ittifak meselesindeki görüşleriniz nelerdir?

Bu ittifak meselesine gelince, şimdi orada daha evvel de mevzubahis oldu, Sayın Bahçeli’nin en başından itibaren tutumları da bu söyleyeceğimi teyit ediyor. Nihayetinde Sayın Bahçeli kendi siyasal öncelikleri çerçevesinde AK Parti’ye destek veriyor, terörle mücadelede, diğer başka konularda, FETÖ ile mücadelede, Yenikapı ruhu çerçevesinde destek veriyor. Ama sonuçta ısrarla Milliyetçi Hareket Partisi’nin de başka bir siyasi parti olduğunu ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin kimliğinin de korunması gerektiğini vurguluyor. Zaten cumhur ittifakı teklifinin altındaki temel mesele de budur. Bizim de başından itibaren söylediğimiz bu; AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi iki ayrı partidir, iki ayrı önceliği olan partilerdir. Belli konularda yakınlıkları olabilir, belli dönemsel olarak belli alanlarda müşterek hareket ediyor olabilirler, özellikle 15 Temmuz sonrasını kastederek söylüyorum. Ama siyasi söylemleri, siyasi dilleri, fikirleri, parti programları, stratejileri bakımından aralarında farklılık olan partilerdir. Tabanları şehirden şehre değişmekle birlikte birbirine yakın olabilir, bazı şehirlerde çok daha yakın, bazı şehirlerde biraz daha uzak olabilir. Ama sonuçta bu cumhur ittifakı teklifi, henüz Sayın Bahçeli’nin teklifidir, ama görünüyor ki Milliyetçi Hareket Partisi önümüzdeki dönemde AK Parti’yle bir seçim ittifakı yapacaktır. Bu iki partinin birleşmesi değil bir seçim ittifakı sürecidir ve Bahçeli’nin ve MHP’nin de ısrarla üzerinde durduğu noktalardan birisinin bu olduğu görünüyor.

-Böyle bir ittifak olursa Doğu’daki seçmen nasıl etkilenir?

Bu ittifak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki seçmeni nasıl etkiler sorusu, kampanyanın nasıl gelişeceği ve kampanyada kullanılacak siyaset dili ve üslubuyla bire-bir ilgili olduğunu ifade etmek isterim. AK Parti’nin en temel özelliklerinden birisi, kapsayıcı bir parti olmasıdır. AK Parti, bu memlekette kendisini farklı alt kimliklerle ifade eden herkesten oy almayı başarmış, bütün bölgelerde milletvekili çıkarmayı başarmış, Türkiye’nin bütün şehirlerinde örgütlenmeyi başarmış, faaliyet yapabilmeyi başarmış olan bir siyasi partidir. Bu anlamda AK Parti Türklerin, Kürtlerin, işte diğer etnik grupların, hepsinin işin içerisinde olduğu ve kendisini rahat hissettiği bir siyasi partidir. MHP ile seçim ittifakının geliştirilecek olması bu kapsayıcılığı engelleyecek bir durum olmayacağı kanaatindeyim. Israrla da onun için diyorum ki; MHP ile yapılan şey iki partinin bütünleşmesi değil bir seçim ittifakıdır.

-Efendim, Anayasa Mahkemesİ’nin son kararını nasıl yorumluyorsunuz?

Şimdi önce şunu söyleyeyim: Anayasa Mahkemesi üyelerinin bu Hükümet zamanında atanmış olması, Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir siyasal etkiyle atandığı anlamına gelmez. Yani her Anayasa Mahkemesi bir iktidar zamanında atanıyor, bunu bir kere görelim. Yani Anayasa Mahkemesi bağımsız bir yargı kuruluşudur, yargı sistemimizin, hukuk sistemimizin en üst yargı kuruluşudur. Anayasa Mahkemesi kendi kuralları içerisinde içtihadını yapar, sonuçta kararını verir, yerel mahkeme de o karara uymadığını ortaya koyar, devam eden bir hukuk sürecidir. Bu sürecin içerisinde çok fazla siyasallaştırarak bu süreci bir şekilde başka yönlere, başka tartışmalar içine çekmenin doğru olmadığı kanaatindeyim.

IKBY sonucu görmeye başladı

Neçirvan Barzani referandum sırasında da biraz farklı temayülleri olan birisiydi. Ve referandum sonuçlarının gerçekten kendileri açısından ne kadar olumsuz bir sonuç doğurduğunu görüyor. Özellikle Türkiye ilişkileri, Türkiye’yi kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını anlıyor. Referandum kararı, isimlerini çok iyi bildiğimiz bir takım uluslararası güçteki ülkelerin ‘hadi aslanım yürü’ teşvikleriyle gerçekleştirdiği gerçekliği mümkün olmayan bir adımdı. Türkiye’nin sessiz kalacağını düşündüler herhalde.

Kitabını hediye etti

Yazarımız Bayram Zilan, son çıkan kitabı “Adresine Ulaşamayan Mektuplar”’ı Antalya’daki buluşmada Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’a hediye etti. Kurtulmuş, kitabı merak ettiğini ve en kısa sürede okuyacağını dile getirdi.

Son Güncelleme: 14.01.2018 10:14
Anahtar Kelimeler:
Numan Kurtulmuş
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.