04 Kasım 2017 Cumartesi 09:53
Suriye’de terör koridoru tutmaz

Neşat GÜNDOĞDU/ANKARA

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Ortadoğu Uzmanı Oytun Orhan Suriye’de Irak benzeri bir senaryonun uygulanmak istediğinin altını çizdi. Suriye örneğinin Irak’ın kuzeyinden büyük farklılıklar gösterdiğini söyleyen Orhan şunları kaydetti: “Irak’ta bağımsızlık referandumuna varan süreci tetikleyen birinci körfez savaşı ve ABD’nin Irak’ın kuzeyini uçuşa yasak bölge ilan etmesiydi. Burada oluşturulan Çekiç Güç, bu gruplara koruma kalkanı sağladı. 2003 işgaliyle Amerika yine Kürtlere askeri bir koruma sağladı. Amerikan ordusunun Irak’tan çekilmesi ile geri dönüşün başladığı söylenebilir. DEAŞ ile mücadele sayesinde yine bir fırsat alanı yakaladılar. Kontrol ettikleri alanları genişlettiler ama ABD ordusunun ve korumasının olmadığı ve DEAŞ ile mücadelenin bittiği bir ortamda Irak Merkezi Hükümeti’nin hedefi haline geldiler. Çok kısa bir süre içerisinde 30 yıllık kazanımlarının önemli bir kısmını kaybettiler. Ama Suriye’de ABD’nin YPG bölgelerine bir askeri koruma sağlamaması durumunda buraların kalıcı olabilmesi ve Irak benzeri bir federal yapıya kavuşabilmesi açıkçası çok mümkün değil. Ancak bir işgal veya 90 sonrası uçuşa yasak bir bölge kurma ile YPG’yi üst tehditlere karşı koruyabilirler. Suriye Rejimi’nin bu kadar geniş alanlar ile ülkenin doğal kaynaklarını kontrol eden bir federal yapıyı kabullenmesi, zorunda kalmadıkça mümkün gözükmüyor. Dolayısıyla buradaki yapının Amerika’nın işgali veya askeri koruma kalkanı olmadan çok uzun vadeli olmadığını düşünüyorum.”

Araplar ve Türkmenler Çoğunlukta”

Orhan, YPG’nin hala bir Amerikan koruması altında olduğunun altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Irak’ta ne olduğunu Amerikan koruması kalktığında gördük. Çok kısa bir süre içerisinde kaybettiler. Irak’taki yapının bile ne kadar kırılgan bir yapıda olduğu anlaşıldı. Suriye’deki yapı çok daha kırılgan… Irak’taki bölgeler en azından kendi içinde daha homojen ve coğrafi bir kimliğe sahip ama YPG’nin kontrol ettiği alan içerisinde temsil ettiği iddiasında olduğu Kürtlerin azınlık olduğunu görüyoruz. Daha çok Arap ve Türkmen yerleşimleri kontrol ediyorlar. Meşruiyet sorunları da var ve yerel anlamda çok destek görmüyorlar. Bu bana çok sürdürülebilir gelmiyor. Çünkü buralar hep Arap yerleşimleri… Rejim, İran ve İran destekli milis güçleri de güneyden çevrelemeye başladılar. Bir tarafında Türkiye, diğer tarafında Suriye ve Irak ile çevrelenmiş olan YPG’nin büyük bir askeri koruma, ABD koruması dışında uzun vadede yaşaması zor gözüküyor.”

Türkiye’nin müdahalesi başarı şansını artırdı

Askeri anlamda dağınık silahlı grupları birleştirme, tek bir komuta altında bir araya getirme çabalarının iç savaşın başından bu yana devam ettiğini belirten Orhan Ilımlı muhaliflerin Türkiye’nin sağladığı destek ile yeni kurdukları Suriye Milli Ordusu’nun bölgedeki etkisine işe şöyle değindi: “ Birleştirme çabaları şimdiye kadar başarısızlıkla sonuçlandı. Daha önceki girişimlerde çok fazla ülkenin dâhili söz konusuydu. Şimdiki girişimin farkı şu anda Türkiye’nin tek başına bu girişimleri yönlendirmesidir. Dolayısıyla bu başarı şansını arttıran bir faktör. İkincisi Türkiye’nin bölgede doğrudan askeri varlığı var. Hem Fırat Kalkanı bölgesinde hem İdlib’te… Bu da Türkiye’ye doğrudan bir kontrol-gözlem şansı sunuyor. Dolayısıyla başarı şansı biraz daha fazla. İç savaşın ilk aşamasında bu tür girişimlerin amacı Esad Rejimi’ne karşı alternatif olabilecek bir yapı kurmak, rejimi devirmek ve ona alternatif olabilecek bir güvenlik yapılanması kurabilmekti. Şuan ki güç dengelerine baktığınızda bu tür bir ulusal ordu kurma girişimi başarılı olsa bile bunun Suriye rejimi ve onu destekleyen güçlere karşı bir alternatif olması mümkün görünmüyor. Türkiye’nin kendi nüfuzu altındaki bölgelerde güvenliği sağlama ve buralardaki grupları bir araya getirerek daha sonraki dönemde, müzakereler ile siyasi çözüm çabalarında hem Türkiye’nin pozisyonunu hem de muhaliflerin pozisyonunu daha güçlü kılabilmek muhtemel amaçtır. Astana süreci ile birlikte Türkiye’nin İdlip’te radikaller ile ılımlılar arasında bir ayrım sağlaması çabası var. Bu ulusal ordu girişimi de daha çok Nusra Cephesi dışındaki grupları bir araya getirerek ona karşı bir denge oluşturma çabasını da içeriyor.”


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.