01 Ocak 2018 Pazartesi 12:22
Yalçın Topçu: O gün için yaptığı tespitler bugün için de geçerli

Seyyid Ahmed Arvasi’nin vefatının 29. yıl dönümü olması sebebiyle Yerli Düşünce Derneği Genel Merkezi’nde, bir anma programı gerçekleştirildi. İlginin yoğun olduğu program, Kuran Tilavetiyle başladı. Konuşmasına merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve SeyyidAhmedArvasi’yi anarak başlayan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Yerli Düşünce Derneği onursal Başkanı Yalçın Topçu: “Bugün, bir taraftan benim ifademle siyasi ebedi liderim demekten şeref duyduğum rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun doğum günü. Diğer taraftan, Türk-İslam ülküsü davasının büyük mütefekkiri, büyük dava adamı SeyyidAhmedArvasi’nin de ebedi hayata intikalinin 29. vefat yıl dönümü. Her ikisini de bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.” şeklinde konuştu.

Topçu, yaptığı açıklamada: “Merhum Arvasi, ne yazık ki bugün ne gençliğimiz tarafından ne de aydınlarımız tarafından tam ve kâmil manada bilinmemekte, okunmamakta ve hatırlanmamaktadır. Aslında Arvasi’yi büyük Türk milletinin her bir ferdinin tanıması, okuması, anlaması ve hayatına geçirmesi gerekir. Yine aynı zamanda ümmetin diğer bahadır evlatlarının da onu tanıması, bilmesi, okuması, gerekir.Çünkü bugün millet-i vahidenin ümmetin bir tamamının SeyyidAhmedArvasi’nin fikirleri etrafında derlenmeye, toparlanmaya çok ihtiyacı var. Benim nizam ve merhamet medeniyeti olarak tanımladığım millet-i vahidenin evlatları, bugün sömürge ve derebeyi temsilcilerinin kıyımlarıyla, zulümleriyle, soykırımlarıyla karşı karşıyadır. Tekrar tarihe bu nizam ve merhamet medeniyetinin çocuklarının hâkim olması için de Arvasi’nin ifadesiyle bu ümmetin kuvvetli halatı Türk milletinin etrafında derlenip toparlanması gerekir.” ifadelerini kullandı.

“O Gün Yaptığı Tespitler Bugün İçin de Geçerli”

Konuşmasında SeyyidAhmedArvasi’nin önemli tespitlerine de yer veren Topçu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bakın SeyyidAhmedArvasi Hoca, günümüze ışık tutan çok önemli tespitler yapıyor. O gün yaptığı tespitler bugün için de geçerli. Hoca şöyle söylüyor: ‘Bizim milliyetçiliğimizde Batı’da olduğu gibi ırkçılık yoktur! Bizler Kur’an ve Sünneti rehber edinen bir milliyetçilik anlayışına sahibiz! Fakat İslam ve Türklük düşmanları, İslam ve Türklük gibi bu iki mukaddes varlığımızı birbirine düşmanmış gibi göstermekten vazgeçmiyorlar! Türk devletini yıkmak ve Türk devletini parçalamak isteyen bölücüler, aslında sadece Türklüğe değil, İslam'a da ihanet etmektedirler. Hayretle gördüm ki, bu ülkede Türk kelimesinden ürkenler var. Yine hayretle gördüm ki, bu ülkede İslam kelimesinden ürkenler var. Ve yine ürpererek gördüm ki, bu ülkede Türk ve İslam kelimelerinin yan yana gelmesinden dehşete kapılan kişi ve çevreler var.’

“Arvasi, Tam Bir Osmanlı ve Türk Sevdalısıdır”

Topçu, Arvasi’nin başından geçen bir anıyı da aktararak, “Merhum SeyyidAbdulhakimArvasi, tam bir Osmanlı ve Türk sevdalısıdır. Osmanlı Devleti’nin çöküş yılları döneminde Arabistan’a giden AbdulhakimArvasi Hazretlerine Arap yetkililer çok ısrarda bulunarak, orada kalmasını, kendisine her türlü imkânın tanınacağını söylemişlerdir. Ancak bütün ısrarlara rağmen orada kalamayacağını belirtmesi üzerine bir yetkili, ‘Osmanlı zaten öldü, Türk diye bir şey kalmamıştır’ demesi üzerine, SeyyidAbdulhakimArvasi Hazretleri ‘Dünyada iki Türk kalsa birisi benim’ cevabını vermiştir.” dedi.

“Adlarımız Ne Olursa Olsun Biz, Büyük Bir Kültürün Mensuplarıyız”

Türklük kavramında ırkçılığa yer olmadığını vurgulayan Topçu, konuşmasına şöyle devam etti: “Geleneksel milliyetçilik ile millet değerlerini savunmak ile menşei Batı burjuvazisinden gelen ulusalcılık birbirinden çok farklıdır. Millet bir dağı ifade ederken ulus küçücük bir tepedir sadece. Biz yüzyıllardır Türk milletinden İslam ümmetindeniz. Bunlar birbirini tamamlayan unsurlardır. Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere, Kudüs neyse İstanbul O’dur. Erbil, Şam, Bağdat, Bakü, Bişkek, Alma Ata, Aşkabad, Taşkent, Buhara, SemerkandPrizent, Saray Bosna, Üsküp, Trablusgarp, Hartum, Arakan, neyse Ankara da O’dur.

Türklük bir kültürün, bir tarihin adıdır. Türklük tarifimizde asla kan, kemik vs. ırkçılık çağrıştıran bir unsur yoktur. Geçmişte Kürt’ün, Arap’ın, Arnavut’un, Boşnak’ın Türk milliyetçiliği yaparken gocunmadığı bir kültüründen, bir büyük birlikten geliyoruz. Çokluk içinde birlik prensibi bunu ifade etmektedir.

Adlarımız ne olursa olsun biz, büyük bir kültürün mensuplarıyız. Onun içindir ki dünya tarihinde nizam ve merhamet medeniyeti çocukları olarak çokluk içinde birlik olmuşuz ve bütün dünyaya adaleti, güvenliği, refahı ve salt adaleti hâkim kılmışız. Bizim hâkim olduğumuz dönemlerde savaşların bile bir ahlakı var. Bizim hâkim olduğumuz dönemlerde kadınlara, tecavüz edilmemiş, çocuklar ve kadınlar katledilmemiş, aman dileyene el kaldırılmamış, hiçbir millete soykırım yapılamamış, asla hiçbir milletin diline, dinine karışılmamıştır. Geleneksel milliyetçilik anlayışımızda hoşgörü ve kardeşlik vardır. Bu, hoşgörü ve kardeşlik bir hukuk üretir ve Allah’ın da bize emrettiği gibi “İnnemelmu'minuneihvetun” emri dâhilinde biz ümmetin her bir evladını kardeşimiz olarak görürüz. Bakın büyük Türk Mutasavvıfı Yunus Emre ile Kürt Mutasavvıfı Ahmed-i Hani aynı iklimden gelir, aynı dizeleri söyler. Aynı kaynaktan feyz alır, aynı kıbleye ve aynı geleceğe yönelir. Bunun nedeni şudur ki ne olursak olalım biz hepimiz millet-i vahidenin evlatlarıyız.”

Son Güncelleme: 01.01.2018 12:31
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.