PYD/YPG’nin ana motivasyon kaynağı İsrail

ABD’nin Suriye’de üzerindeki tüm planlarının İsrail’in güvenliğini temin etmek amacı taşıdığını ifade eden Riad Domazeti, “ABD’nin PYD/YPG’ye verdiği desteğin altında İsrail motivasyonu yatıyor” dedi.

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Suriye'nin Afrin bölgesinin PKK/PYD/YPG'li teröristlerden temizlenmesi için başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı Operasyonu 18. gününe girdi. Etkisiz hale getirilen terörist sayısının 947 olduğu açıklanan harekât kapsamında TSK ve ÖSO, Afrin'in batısında terör örgütü PYD/PKK işgalindeki Surki köyünü de ele geçirdi. Bölge halkına zulmeden ve ABD’den aldığı silah desteğiyle ayakta durmaya çalışan terör örgütü PYD/YPG’ye karşı, Türkiye’nin güvenliği adına kararlılıkla mücadele eden Türk Ordusu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Ülkesinde Kuvayı Milliye gibidir’ dediği ÖSO, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bölgedeki halkın huzuru için birlikte hareket etmeye devam ediyor. Bu önemli harekâtın ayrıntılarını İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) analisti, Ortadoğu araştırmacısı Riad Domazeti’yle konuştuk.

Önümüzde Osmanlı tecrübesi var

Türkiye’nin yüzyıllardır etkin bir bağı olan kadim komşusu Suriye’deki etkinliğini nasıl değerlendirmeliyiz?

Bugünü konuşabilmek için geçmişten bahsetmek lazım. Önümüzde bir Osmanlı tecrübesi var. Doğuda İstanbul merkezli Kürtler, en batıda Arnavutlar ve Boşnaklar bir arada yaşıyorlardı. Üstelik Osmanlı, siyasal yönetim yapısında sadrazam düzeyinde üstün bürokratlar konumunda yer almalarına da izin veriyordu. Şu an oluşturulmaya çalışmaya algı ‘Kürt düşmanlığı’ söylemi.  Oysa İkinci Abdülhamid’i koruyan Hamidiye alayları birliklerinin bir kısmı Arnavut bir diğer kısmı ise Kürtlerdi.

Osmanlı’nın ardından gelişen süreçten bölgedeki etnik unsurlar nasıl etkilendi?

Osmanlı dağıldıktan sonra Fransa mandası altına giren bölgede bir ayrışma başladı. 1935’te Fransızlar çekilince Suriye bağımsızlığını kazandı. 1970’lere kadar darbeler ve istikrarsızlık dönemi yaşandı. 1973 yılından itibaren fiili olarak Suriye yönetimini ele geçiren Hafız Esed iktidarından itibaren paralel bir şekilde Türkiye ilintili bir Kürt milliyetçiği ortaya çıktı. Özellikle PKK’nın kurulması sınır boyundaki Kürtlerde ciddi bir etki yarattı. Esed rejimi bu milliyetçilik akımını görünce bu bölgeleri ayrıştırma yoluna gitti ve idari olarak Afrin ve Suriye’nin kuzeyinde bazı bölgeleri izole etti.

Esed Kürtlere kimlik bile vermedi

Türkiye bu ayrıştırmanın önüne geçmek için ne tür adımlar attı?

Türkiye ve Suriye yönetimi arasında iyi ilişkiler kurulduğu dönemde Türkiye’de demokratikleşme süreci yaşanıyordu. Benzer bir açılımın başlatılması adına Erdoğan Esed’e sürekli tavsiye ve telkinde bulunuyordu. Fakat Esed’in Kürtlere karşı olan ayrıştırma ve yalnızlaştırma politikaları radikal adımlara kadar gitti ve bölgede yaşayan Kürtlere kimlik bile verilmedi.

Bölgede PYD varlığı ve Esed ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Arap Baharı’yla birlikte Türkiye Suriye’de muhalifleri destekledi. Esed orada oluşan fiili milliyetçiliği PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’ye teslim etti. Çünkü terör örgütünü Türkiye’ye karşı kullanabileceği bir koz olarak görüyordu.

Bölgedeki Kürtlerin çoğu PYD/YPG’yi desteklemiyor

Afrin halkının PYD/YPG’ye bakış açısı nasıl? Bu terör örgütü halkın çoğunluğunun desteğini alabiliyor mu?

Afrin’de küçük bir azınlık YPG mensubu. Hatta oradaki Kürtlerin çoğunluğu PYD/YPG’yi desteklemiyor. Ama YPG orada baskı ve zulümle Kürtler ve Arapları ezerek kendine toprak parçası oluşturmaya çalışıyor.

CHP, HDP ve yandaşlarının Kürtler üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığı propagandayı nasıl yorumluyorsunuz?

2012’de Türkiye ve ÖSO Suriye’de daha güçlüydü ve Esed rejimi düşmek üzereydi. Henüz ABD PYD/YPG’ye silah yardımı yapmamıştı. Eğer Zeytin Dalı Harekâtı Kürtlere karşı bir operasyon olsaydı Türkiye bunu o zaman yapardı fakat bekledi. Ama PYD’nin terör koridoru projesinin ana aktörleri harekete geçince Türkiye de karşı harekete geçti.

Cizre ve Sur çatışmaları YPG’nin eseri

ABD’nin PYD/YPG’ye olan desteği Türkiye’nin Güneydoğu’da terörle mücadelesini nasıl etkiledi?

2015’ten itibaren Cizre ve Sur’da oluşan terör yapılanmaları PYD üzerinden başladı. Silahlar da o bölgeden geliyordu. PYD/YPG küresel aktörlerin oyuncağı ve maşası haline gelerek Türkiye’ye karşı terör koridorunu üstlendi. Dolayısıyla Afrin operasyonu bu sürecin bir parçasıdır.

Suriye’yi bölme ve parçalama aşaması, etnik unsurların arasında çatışma çıkmasını sağlamaya çalışmak gibi olayların bir benzerini yakın bir tarihte Balkanlar’da da yaşadık diyebilir aslında değil mi?

Evet! Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde de küçük devletçikler ortaya çıktı. Uluslararası düzen kendine bağlı, küçük, zayıf, istikrarsız, Batı’ya ve Rusya’ya bağlı devletçiklerin oluşmasını sağladı.  ABD’nin PYD’ye verdiği desteğin altında da bu proje yatıyor.

ABD’nin her adımı İsrail adına

Sadece bu projeden mi ibaret sizce?

Fakat bunun ötesinde bir plan daha var; İsrail’in güveni ve bölge ile alakalı vizyonu. İsrail`in kurucusu ve ilk devlet başkanı David Ben Gurion çevre teorisinde İsrail’in tamamen Arap ülkeleriyle çevrelenmiş durumda olduğun ve bunu aşmak için Arap olmayan etnik ülkelerle ittifak etmeleri gerektiğini ifade eder. Irak ve Suriye’deki Kürtler ve Dürzilerle kurulan ilişkilerin altında yatan temel sebep de bu.

O zaman perde gerisinde ana unsur olarak İsrail var?!

Elbette! Zaten plan ve projelerini İran ve Türkiye gibi ülkelerin tam ortasında gerçekleştirmek uzun vadede İsrail’in güvenliğini temin etmek amacı taşıyor. ABD’nin Suriye’de terör örgütünü desteklemesi ve müttefiki Türkiye’yi gözden çıkarması İsrail’in bir yaklaşımı. Yani burada ana motivasyon İsrail. Suriye savaşından etkilenebilecek en önemli ülke İsrail ama hiç dile getirilmiyor. ABD’nin Ortadoğu’ya yaklaşımı bizzat İsrail üzerine kurulmuş bir politika.

Rusya ile Türkiye’nin menfaatleri çatışacak

Rusya ve Türkiye’nin bölgede operasyonda mutabakata varması bunun böyle süreceği anlamına gelir mi?

Türkiye ile Rusya arasında her ne kadar bir mutabakat olsa da uzun vadede Ortadoğu’da Rusya ile birçok konuda ihtilafa düşeceğimizi düşünüyorum. Rusya 10 yıl öncesine kadar Karadeniz’de Suriye’nin tamamında çok daha etkindi. Dolayısıyla Rusya ile Türkiye’nin menfaatleri çatışacaktır. Rusya’nın Suriye’de güçlü olması bizim açımızdan iyi olmaz.

Bahsettiğiniz olası ihtilaflar, ABD’yle yaşadığımız krizden daha büyüklerini Rusya ile yaşayabileceğimiz anlamına geliyor o halde…

ABD bu bölgede fiili olarak en fazla 60 yıldır mevcut ve bugün var yarın yok. Çünkü coğrafi olarak bizden çok uzak. Ama Rusya zaten bu topraklarda yer alıyor ve Karadeniz’de komşuyuz. Ruslar Türkiye’yi kendilerine büyük bir engel olarak görüyor. Kafkaslar ve Balkanlar, Kırım’ın ilhak edilmesi sorunlarının yanı sıra Rusya şu an Mısır ve Libya’da da ciddi etki sahibi olmaya başladı.

Rusya Türkiye’yi kaybetmeyi göze alamaz

ABD bu coğrafyadan uzak ama Rusya ile Karadeniz’de komşuyuz. Dolayısıyla bizi kolaylıkla karşısına almaya cesaret edebilir mi sizce?

Rusya Türkiye ile anlaşmak ister zira Türkiye Batı’nın önemli bir müttefiki ve NATO’nun ikinci büyük ordusu. Bu yüzden Türkiye’yi kendi safına çekmek Rusya için büyük bir hayal ve başarı. Suriye’de uzun vadede bir savaşın yayılmasını Rusya da istemiyor çünkü ekonomik olarak bu savaşı sürdürecek durumda değil.

Peki ya İran?

İran, Suriye düşerse bir sonraki adımın kendisine gelebileceğini düşünüyor. Hamaney ve danışmanları bunu birkaç kere dile getirdi. Baştan beri Türkiye ile bir mutabakat kursalardı ABD ve Rusya bölgede bu kadar etkin olmayacaktı. Bazı tarihsel ihtilaf ve güvensizlikler buna engel oldu. İran’ın da uzun vadede buradaki savaşı sürdürmesi ve Türkiye olmadan bölgede çözüme gidebilmesi imkânsız.

Camileri kapatıp cemevi açıyorlar

Zeytin Dalı Harekâtı’nın gerçekleştiği bölgedeki halk YPG yüzünden ne tür sıkıntılarla karşı karşıya?

Bölge halkı Türkiye’nin operasyonundan memnun. PYD/YPG baskıyla oradaki insanları cephe hattına gönderiyor, zorla çalıştırıyor. Kültürel ve toplumsal değişimler yapıyorlar. Bölgedeki Kürtler Sünni Müslüman, PKK/PYD/YPG ise sol Marksist ideolojiye sahip. Camileri kapatıyorlar. Orada Alevi olmamasına rağmen cemevi inşa ediyorlar.

Bu tür adımlar etnik bir çatışmanın kapısını aralamaz mı?

Çatışmaların fitilini ateşlemeye çalışıyorlar. Bu durum Balkanlar’da Sırpların Müslümanların çoğunlukla yaşadığı yerlerde kilise inşa ettiği dönemlere çok benziyor. Sırpların amacı da etnik olarak bir çatışmanın zemininin hazırlanmasıydı, PYD de dini yapılarla oynamak suretiyle fitne tohumu ekmeye çalışıyor.

Türkiye’nin Suriye’den gelen tehditlere karşı kendi güvenliğini sağlamak kadar önem verdiği hususlar nelerdir?

Türkiye’nin gerçekleştirdiği bu harekâtı sadece güvenliğini korumak amacıyla değil,  oradaki Kürtleri özgürleştirmeye yönelik bir adım olarak da görmek lazım. Ayrıca ABD’nin planlarını da bozmaya çalışıyor. Operasyonda gözettiği en önemli şey sivil kayıpların ve şehitlerin olmaması.

Türkiye’nin amacı insanların gönlünü kazanmak

Türkiye’yi attığı adımlar açısından Suriye’deki diğer ülkelerden ayıran noktalar nedir?

Türkiye bölgede ABD ve Rusya gibi davranmaz çünkü hem Kürtler hem de Araplarla hangi ırk, mezhep ve dini unsur olursa olsun bu unsurlarla yaşayacak. Türkiye’nin operasyona olan yaklaşımı oradaki insanların gönlünü kazanmak. Bir bombayla çoluk çocuk demeden toplu katliamlar yapan ABD ve Rusya’nın ise böyle bir kaygısı yok.

ÖSO Suriye halkının kendisidir

HDP ve CHP’nin terörist olarak nitelendirdiği ÖSO’yu terör örgütlerinden ayıran nedir?

ABD Irak’ta paralı asker şirketi Blackwater’i kullandı. İran, Pakistan ve Afganistan’dan Zeynebiyyun ve Fatimiyyun tugaylarını Suriye’de sahaya sürdü. Rusya Kadirov yapılanmalarını getirip Halep’te öncü birlik olarak kullandı. ABD de PYD’yi kullanıyor. Hâlbuki Türkiye’nin desteklediği ÖSO, kendi vatanını savunan Suriye halkı. Başka ülkelerden getirilen güçler değil.

RİAD DOMAZETİ KİMDİR?

Riad Domazeti, Yüksek Lisansını Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Ortadoğu Siyasi Tarihi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde bitirdi. Halen aynı üniversitede Doktora çalışmalarını yürütmektedir. İNSAMER İnsani ve Sosyal Araştırmaları Merkezi Ortadoğu masasında araştırmalar yapmaktadır. Türkçe, İngilizce ve Arnavutça dillerinde Ortadoğu ile ilgili makaleler yazan Domazeti,'İslam Dünyasında Eğitim' kitabının 'Ortadoğu' bölümünü yazarıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.