17 Mayıs 2018 Perşembe 14:04
Fatiha Suresi Arapça ve Türkçe okunuşu, meali ve tefsiri

Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti olan Fatiha Suresi Kur'an'ın içerdiği tüm esasları barındırmaktadır. Fatiha Suresi Arapça ve Türkçe okunuşu haberizde bulunmaktadır. Peki Fatiha Suresi'nin anlamı nedir? Ne anlama gelmketedir? Tefsiri nasıl okunur? 

Fatiha, fethetmek yani açmak kökünden gelen bir kelimedir ve Kur'an-ı Kerim'in ilk suresi olduğundan dolayı açmak-başlamak anlamına gelen Fatiha adını almıştır. Mekke döneminde indirilen Fatiha suresinin “Ümmü’1-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ul-Mesânî” (Tekrarlanan yedi âyet), “el-Esâs”,“el-Vâfiye,“el-Kâfiye",“el-Kenz",“eş-Şifâ”,“eş-Şükr” ve “es-Salât” gibi başka adları da vardır. En faziletli sure olan Fatiha suresi Kur'an'ın esaslarını 7 ayette barındırmaktadır. Zira övgü ve yüceltilmeye lâyık bir tek Allah’ın varlığı, onun hâkimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak O’na yapılıp O’ndan yardım isteneceği, Fatiha suresinde özlü bir şekilde ifade edilir.

FATİHA SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU

FATİHA SURESİNİN TÜRKÇE OKUNUŞU

Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdulillâhi rabbil'alemin

Errahmânir'rahim

Mâliki yevmiddin

İyyâke na'budu

Ve iyyâke neste'în

İhdinessirâtal mustakîm

Sirâtallezine en'amte aleyhim

Ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn

FATİHA SURESİNİN TÜRKÇE MEALİ

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

Hamd, Alemlerin Rabbi

Rahman, Rahim

Hesap ve ceza gününün maliki Allah'a mahsustur.

Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

Bizi doğru yola,

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine ve sapkınlarınkine değil.

Fatiha Suresinin Tefsiri

Adı: Bu sure, konusu nedeniyle Fatiha ismini almıştır. Fatiha, bir konuyu, bir kitabı veya başka bir şeyi "açan şey" demektir. Başka bir deyişle, Fatiha bir nevi önsözdür.

Nüzul zamanı: İlk nazil olan vahiylerden biridir. Sahih hadislerden Fatiha'nın Hz. Muhammed'e (s.a.) nazil olan ilk tam sure olduğunu öğreniyoruz. Bundan önce Alâk, Müzzemmil, Müddessir surelerinin bölümleri olan birbirine benzer birkaç ayet nazil olmuştur.

Konu: Bu sure aslında, Allah'ın kendi kitabını okumak isteyenlere öğrettiği bir duadır. Okuyucuya şu dersi öğretmek için Kitab'ın en başına yerleştirilmiştir: Eğer samimi olarak Kur'an'dan yararlanmak istiyorsan, Alemlerin Rabbi'ne bu şekilde dua etmelisin.

Bu önsöz, okuyucunun kalbinde Alemlerin Rabbi'nden hidayet dileme -hidayeti ancak O verebilir- konusunda kuvvetli bir istek uyandırmayı amaçlar. O halde Fatiha, dolaylı olarak incelemek ve Alemlerin Rabbi'nin, bilginin tek kaynağı olduğu gerçeğini kabul etmek olduğunu öğretmektedir. Bu nedenle, kişi Kur'an'ı incelemeye, O'ndan Hidayet dileyerek başlamalıdır.

Konusu nedeniyle, Fatiha ile Kur'an arasındaki ilişkinin, bir giriş ve kitap ilişkisi değil, bir dua ve ona cevap niteliğinde bir ilişki olduğu açığa çıkmaktadır. Fatiha, kulun duası, Kur'an ise, Mâbud'un kuluna verdiği cevaptır. Kul, kendisine doğru yolu göstermesi için Allah'a yalvarır; Allah da duaya cevap olarak, tüm Kur'an'ı onun önüne koyar ve sanki şöyle der: "İşte, benden dilediğin Hidayet!"

1. İslâm kültürü bir kimsenin her işe Allah adı ile başlamasını gerektirir. Eğer bu bilinçli bir şekilde ve samimiyetle yapılırsa şu üç güzel sonucu doğuracaktır: Birincisi, bu, kişiyi kötülükten uzak tutacaktır. Çünkü, Allah ismi onun, kötü bir niyeti veya yanlış bir davranışı O'nun adını anarak yapmaya hakkı olup olmadığı konusunda düşünmesini sağlayacaktır. İkincisi, kişi meşru bir işe başlarken Allah'ın adını anarsa, onun her hareketi tabiatıyla Allah'ın rızasına uygun yapılmış olur. Üçüncüsü, o kişi Allah'ın yardım ve nimetiyle karşılaşacak ve Şeytan'ın aldatmalarından korunacaktır. Çünkü kim Allah'a yönelirse Allah da ona yönelir.

2. Bu surenin giriş bölümünde FATİHA'nın bir dua olduğunu belirtmiştik. Dua, bize doğru yakarış şeklini öğretmesine işaret etmek bakımından Allah'a hamd ile başlıyor.

İstek ve arzumuzu birdenbire hiçbir giriş yapmadan ortaya koyamayız. Başlamanın en iyi yolu, duada yöneldiğimiz zatın yüce konumunu, nimetlerini ve üstünlüklerini sergilemektir. Bu nedenle duamıza, Allah'a hamd ile başlarız. Çünkü O, bizim koruyucumuz ve tüm üstünlüklerin mükemmele eriştiği varlıktır. O'nun Yüceliğini kabul ettiğimizi ve O'nun bize verdiği sayısız nimetlere karşı şükretttiğimizi göstermek için Allah'ı ta'zim ederiz.

Şu noktaya da dikkat edilmelidir: "Hamd Allah'adır" ve "Hamd yalnızca Allah içindir." Bu ayrım çok önemlidir: Çünkü bu, O'nun yaratıklarından herhangi birine ibadet etme durumunu ortadan kaldırır. Yaratıklardan hiçbiri hamde lâyık olmadığı için, hiçbiri ibadete de lâyık değildir. Hiçbir insan, hiçbir melek, hiçbir peygamber, hiçbir ilâh, hiçbir yıldız, hiçbir put, kısacası O'nun yarattıklarından hiçbiri, bizatihi (kendi başına) iyi niteliklere sahip değildir. Eğer yaratıklardan biri iyi bir niteliğe sahipse, bu Allah tarafından verilmiştir. O halde bağlılık, ibadet ve şükür O'nun yaratıklarına değil, bu nitelikleri Yaratan'a lâyıktır.

3. Arapça"Rab" kelimesi şu anlama gelir: a) Melik ve Mâlik, b) Kefil olan, Rızık veren, İhtiyaçları karşılayan, Koruyucu, c) Hükümran, Kanun koyan, Yöneten ve Düzenleyen. Allah, tüm bu anlamlarıyla Alemlerin Rabbi'dir.

4. Arapça "Rahman" kelimesi mübalağa sigasıyla rahmet ve merhamet anlamlarını ihtiva etmesine rağmen, bu ifade bile Allah'ın sınırsız sıfatlarını ifade etmekte yetersiz kalır. Bu nedenle, bu yetersizliği kapatmak için aynı kökten türeyen bir kelime olan "Rahim" kelimesi kullanılmıştır.

5. Allah'ın Rahman (Esirgeyen) ve Rahim (Bağışlayan) olduğu söylendikten sonra hemen O'nun Din (Hesap) Günü'nün sahibi olduğu belirtiliyor. Bu şekilde esirgeyicilik ve bağışlayıcılık özellikleri hiç kimsenin, O'nun Kıyamet Günü'nde gelmiş ve geçmiş bütün insanları toplayacağı ve herkesten yaptıklarının hesabını soracağı gerçeğini unutmasına neden olmayacaktır. Bu nedenle bir müslüman, Allah'ın sadece merhametli değil, aynı zamanda adil olduğu gerçeğini de hiç bir zaman unutmamalıdır. Bununla birlikte Allah, dilediğini bağışlama ve dilediğini cezalandırma yetkisine sahiptir. Çünkü O'nun herşeye gücü yeter. Bu nedenle akıbetimizi iyi veya kötü kılma yetkisinin O'nun elinde olduğu konusunda kesin bir inanca sahip olmalıyız.

6. Arapça "İbadet" kelimesi üç anlamda kullanılır: a) Tapma ve bağlılık; b) Boyun eğme ve itaat etme; c) Hükmü altına girme ve kulluk yapma. Burada bu üç anlama da gelir; yani: "Biz yalnız sana ibadet ederiz, yalnız senin kulların ve köleleriniz." "Yalnız Sen'le bu tür bir ilişki içindeyiz" ve "Bu üç anlamıyla da Sen'den başka hiç kimseyi mâbud kabul etmiyoruz."

7. "Senin yardımını diliyoruz, çünkü senin Alemlerin Rabbi olduğunu, herşeye kâdir olduğunu ve her şey üzerinde hükümran olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, istek ve ihtiyaçlarımızın karşılanması için yardımını isteyerek sana yöneliyoruz."

8. Yani, "Hayatın her safhasında bizi doğruluğa iletecek yolu bize göster, bizi hatalardan, kötü akibetlerden koru ve sonunda bizi başarıya ulaştır." Bu, kulun Kur'an okumaya başlamadan önce Allah'tan istediği şeydir. Kul Allah'a kendisini hayatın her döneminde bilgi eksikliğinden kaynaklanan şüphe ve kararsızlık labirentlerinden koruması ve doğru yola iletmesi için dua eder. Kul aynı zamanda Rabb'inden, bunca sapık yol arasından kendisine hayatta doğru yolu göstermesini diler.

9. Bizim istediğimiz "doğru yol", "senin nimet verdiğin ve desteklediğin kimselerin takip ettikleri yoldur."

10. Bu, "nimet verilen kimselerin", yeryüzünün geçici nimetlerinden yararlandıkları halde sapan ve Allah'ın gazabına uğrayan kişiler olmadıklarını göstermek içindir. Gerçekten kendilerine nimet verilen kimseler doğru yaşayışları nedeniyle kurtuluşa erenlerdir. Bundan da anlaşılacağı üzere "nimetler" kelimesi ile zalimlerin, Firavunların, Nemrudların ve Karunların bile yararlandıkları ve bugün de doğru yoldan sapan, birçok kötü işlerle uğraşan kimselerin yararlandıkları bu dünyanın geçici faydaları değil, doğru bir şekilde yaşamanın ve Allah'ın rızasını kazanmanın sonucu olarak bahşedilen hakikî ve sürekli nimetler kastedilmektedir.

FATİHA SURESİNİN FAZİLETLERİ NELERDİR?

Fatiha Suresi insanlara yaratılış amacını, ibadet ve ahlak esaslarını tam olarak talim ettiği için Tercümanü’l-Kur’ân olan Hz. Abdullah b. Abbas (ra) “Kur’ânın esası Fatiha’dır, Fatiha’nın esası da Besmele’dir” (İbn-i Kesir, Tefsir, -1388-Beyrut) 1:8) Fatiha o kadar değerli bir suredir ki her mü’minin kalbindedir ve Fatihasız namaz makbul değildir. Peygamberimiz (sav) “Fatihasız namaz olmaz” buyurmuşlardır. Hz. Ali (ra) “Fatiha’yı şefaatçi yaparak ne isterseniz Allah verir” buyurmuştur. Bu sebepten dolayı Fatiha Suresi nazil olunca şeytan korku ve dehşete kapılarak feryat etmiştir. Peygamberimiz (sav) “Fatiha’yı okumak bütün dertlere devadır. Her nevi zehire karşı şifadır.” (Feyzü’l-Kadir, 4:418, 420)

Geçim sıkıntısı çekenler her gün 41 defa Fatiha suresini ve ardından da  şu duayı okusun.”Ve terzukü men teşaü bi-gayri hisab. Allahümmerzukni rızkan vasian helalen sehlen. Amin.” ardından gönlünce dua edersen murad hasıl olur.

Bir bardak suya 40 defa Fatiha suresi okunup hastaya içirilirse Allahü Teal’nın izniyle şifa bulur.hastanında suyu içmeden şu duayı okuması iyi olur.” Allahümmeşfi ente’ş-Şafi,Allahümmekfi ente’l-Kafi,Allahümme afi ente’l-Muafi.”

Evine girerken Fatiha ve İhlas suresini okuyanın evinde hayır ve bereket artar.

Yatmadan önce Fatiha, İhlas, Felak ve Nas sürelerini okuyup, avucuna üfledikten sonra vücuduna sıvazlayan sabaha kadar ölümden başka herşeyden korunur.

Bir tehilike anında 19 defa Fatiha suresini okuyan korunmuş olur.

Her gün 100 defa fatiha okuyan kişi kötü huylarından kurtulur.

Her gün 100 defa fatiha okuyanın duaları kabul olur. Malı-Mülkü artar.

Fatiha suresi her derde devadır. Tüm istekleriniz için bu sureyi okuyabilirsiniz.

Her gün sabah namazından sonara (101) defa Fatiha   okuyup ardından da  101 defa “Ya Kâfi,Ya Gani,Ya Muğni,Ya Fettah,Ya Rezzak”okuyup ardında da;“Ya kafi,Ya Muğni ağnina ,ya fettah iftah lena bâbe rahmetike,ya Rezzak urzukna bi lutfike ve keremike ve bicahi sahibi’l-vesileti seyyidina Muhammedin aleyhi’s-salatü ve’s-selam.” diye 3 defa okuyup dua ummadığı derecede mal mülk.

FATİHA SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?

"Rasulullah (sav) ortaya çıktığında kendisine 'Ya Muhammed" diye nida eden bir münadiyi işitti. Sesi işitince korka korka yürüdü. Varaka b. Nevfel de kendisine dedi ki: -"Nida eden sesi işittiğinde sana ne dediğini işitinceye kadar sağlamca dur." Yine Rasulullah (sav) görünce -"Ya Muhammed" diye aynı sesi duydu ve -"emrine hazırım" buyurdu. Seslenen dedi ki: -"Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik ederim de." Sonra aynı ses O'na Fatiha suresini sonuna kadar okudu.

Son Güncelleme: 17.05.2018 14:50
Anahtar Kelimeler:
Fatiha
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.