16 Mayıs 2018 Çarşamba 00:00
İlk teravih ve ilk sahur ihya edildi

11 ayın sultanı Ramazan başladı. İslam alemi bu gece ilk sahura kalktı. Türkiye'de oruca ilk başlayan şehir Hakkari oldu. Hakkari'de imsak 03.11; Edirne'de ise ilk oruç 03.58'de başladı. Ramazan'da iftar sofrasına en erken Hakkarililer, en geç Edirneliler oturacak. Hakkari ile Edirne arasındaki oruç açma süresi farkı 79 dakika olacak. Bir anlamda Hakkarililer teravih namazını kılmaya hazırlanırken, Edirne'de yaşayanlar iftar sofrasına oturacak.

Coğrafi konumları nedeniyle İskandinav ülkelerinde yaşayan Müslümanlar en uzun süre oruç tutanlar olacak. Norveç, Danimarka, İzlanda ve İrlanda gibi ülkelerde iftar sofrasından kalkan Müslümanlar, kısa süre sonra sahur hazırlıklarına başlayacak. İskandinav ülkelerinde oruç tutma süresi yaklaşık 20-22 saat olacak. Avrupa ülkelerinde ise oruç süresi 17-18 saati bulacak.

"Ramazan ayı, insanın fabrika ayarlarına dönmesidir"

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, “Ramazan ayı, bir Müslümanın manevi hayatını fabrika ayarlarına döndürmek, bozulan dengesini tamir etmek üzere Cenab-ı Hak'ın bir ihsanıdır. Ramazan ayı, insanın fabrika ayarlarına dönmesidir" dedi.

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, "Ramazan ayı, insanın fabrika ayarlarına dönmesidir" dedi. Yılmaz yaptığı açıklamada, ramazanın dini, içtimai ve sosyal hayatta çok önemli dönüm noktası olduğunu belirtti. Ramazan ayını, yılda bir kez "bir aylık kamp hayatı" olarak nitelendiren Yılmaz, "Ramazan ayı, bir Müslümanın manevi hayatını fabrika ayarlarına döndürmek, bozulan dengesini tamir etmek üzere Cenab-ı Hak'ın bir ihsanıdır. Ramazan ayı, insanın fabrika ayarlarına dönmesidir. İnsan etkiye açık canlı bir varlıktır. Okudukları, duydukları, seyrettikleri, takip ettikleri; insanın gönül ve zihin dünyasını savurmaktadır. Dikkatlerimiz dağılıyor. Aslında ramazan; yeniden fabrika ayarına girmek, bir kamp hayatı ile kendimize çeki düzen vermek, gönül dünyamızı imar etmek, oruçla ihsan kıvamında bir ibadet yaşamak ve merhameti kuşanmaktır." diye konuştu.

Oruç, ramazan ayına münhasır bir özellik

Yılmaz, ramazanın, gönül dünyasını inşa faaliyetlerine ehemmiyet verilen bir ay olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: "Kur'an bu ayda indirilmiştir. Kur'an en yoğun bu ayda okunur ve anlaşılmaya çalışılır. Oruç, ramazan ayına münhasır bir özelliktir. Zekat daha çok ramazanda verilir. Fitre bu ayda verilir. Ramazan ayı, 11 ayın tahribatını düzeltmeye yönelik adım attığımız ve çevremizin farkına vardığımız bir aydır. Çünkü diğer aylarda çevremizi, çoluk çocuğumuzu unutuyoruz. Onlarla yemek yemeye bile vaktimiz olmuyor. Ramazan, iftar sofralarıyla sahur bereketiyle ve teravih namazlarıyla bize bir aile, millet ve ümmet olduğumuzu daha yoğun bir şekilde hatırlatan bir ibadet iklimidir. Ramazan hem kendimizin hem de çevremizin hem de nimetlerin farkında olduğumuz bir dönemdir."

Sofralarımızda fakirlere yer açmalıyız

İnsanın aç kaldığı zaman nimetlerin ve bunlardan mahrum olan fakirlerin farkına varabildiğine dikkati çeken Yılmaz, tokun, açın halinden anlamasının beklenemeyeceğine vurgu yaptı.  Hz. Muhammed'in bir Hadis-i Şerifi'nde "Fakire yemek yedirmenin ve insanlar arasında selamı yaymanın en hayırlı amel" olduğunu söylediğini hatırlatan Yılmaz, "Ramazanda biz en çok düşen şey, fakirin ve fukaranın farkında olmamızdır. Sofralarımızda fakirlere yer açmalıyız. Onların ihtiyacını giderecek yol ve yöntemler bulmalıyız. Onların yalnız olmadığını hissettirmeliyiz." ifadelerini kullandı.

Mahyaların bu yıl ki teması "israf” olacak

İstanbul Müftülüğünün ramazan ayının gelmesiyle insanların ibadetlerini rahat bir şekilde yerine getirmesi için tedbirler aldığını anlatan Yılmaz, şunları kaydetti: "Mukabele okunacak camileri, teravihlerin hatimle kılındığı camileri ilan ediyoruz. Ramazanın son 10 gününde itikafa girmek isteyenler için bu hizmeti veren camileri ilan ediyoruz. Fıtır sadakasını ilan ediyoruz. Vaaz ve irşat hizmetlerimizi artırıyoruz. Enderun teravihinin kılındığı camileri ilan ediyoruz. Mahyalarımız hazırlanıyor. Bu sene özellikle israf konusunu gündeme taşıyan mahyalarımız var. Çağımızda insanların en büyük sorunlarından birisi israf. Sadece yemek içmek israfı değil, zaman israfından insan israfına varıncaya kadar türlü alanlarda israflarımız var. İsraf, tüketim çılgınlığıdır. Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından bu yılki temamız israf olarak belirlendi. Dünyada şu kadar insanlar açlıktan ölürken, şu kadar da insan tokluktan obeziteden ölüyor. İlahi adalet sanki adeta diğerlerinin intikamını alıyor tabiri caizse. İnsanlara obezite denilen bir şeyin varlığını ve nimetlerden doymamak gerektiğini anlatmak ve ramazanı buna vesile kılmak bizim görevlerimiz arasında."

Teravih namazları da tadili erkanla kılınmalı

Her yıl gündeme gelen teravih namazlarını hızlı kıldırma konusuna da değinen Yılmaz, bütün namazlarda olduğu gibi teravih namazlarının da tadili erkanla kılınması gerektiğini vurguladı. Yılmaz, namazda her rekatın, her rükunün hakkını vererek, teenni ile kılmak kılmak gerektiğine dikkati çekti.

***

Fitre tutarı asgari miktarı 19 lira

Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu, bu yılki Fitre'yi belirlerken bir kişinin asgari geçim tutarını hesapladı. Buna göre 2018 yılı Fitre tutarı 19 TL olarak belirlendi. Belirlenen bu miktarın, "asgari miktar" olduğu, fıtır sadakasında verilecek miktar konusunda bir üst sınır bulunmadığı ifade edildi.

Ramazan’da fakirlere verilen yardım

Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir mala sahip ve durumu iyi olan oruç tutamayacak durumda olan insanların Müslümanların ramazan ayında fakirlere verdikleri yardıma fıtır sadakası denir. Buna fitre de denilmektedir.

Fitre ne zaman verilir?

Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak, bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir.

Kimlere verilir ve verilmez?

Fıtır sadakası, kişinin bakmakla yükümlü olmadığı yoksul müslümanlara verilir. Fıtır sadakası ve oruç fidyesini vermek durumunda olan kimsenin bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmaması esastır. Zekât için de aynı kural geçerlidir. Bu sebeple bir kimse zekâtını, fıtır sadakasını ve fidyesini kendi usûl ve fürûuna veremez. (Usûl, bir kimsenin anası, babası, dede ve nineleri; fürûu ise; çocukları, torunları ve onların çocuklarıdır.) Ayrıca eşler de birbirlerine zekât, fitre ve fidye veremez.

Son Güncelleme: 15.05.2018 23:56
Anahtar Kelimeler:
Ramazan
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.