09 Haziran 2018 Cumartesi 00:00
İyilik etmek

İBRAHİM CÜCÜK

İyilik yapana, Allah Teâlâ, iyiliğin yerine, yenisini daha dünyada iken vermektedir. Âhirette vereceği de ayrıdır. İşte bundan dolayı iyilik yapmada mü’minler yardımlaşmalı ve hatta yarışmalıdırlar. İyilik yapmayı Allah emretmektedir. İyilik yapanlar, kurtulanlardır. Kurtulmak isteyen, iyilik etmelidir. Önce kişi, hak yolun önde olan zatları izleyerek ve hak yolun gereğince davranmak suretiyle kendisine iyilik etmeli, sonra da önce layık olana sonra da herkese; özellikle sorumlu olduğu kimselere karşı iyilik etmelidir. İyilik yapana, melekler dua ederler. Mü’min, iyiliğin temelini yok eden ve tamamen zayi eden, küfür ve şirkten sakınmak; iyiliklerin kemalini ve sevabını gideren, riya, başa kakmak ve hased gibi bu kötü anlayış ve davranışlardan son derece sakınması gerekir.

İnsanlığın 5 temel can damarı  korunmalı

İnsanlara yapılan iyilik, genel olarak canı, aklı, dini, nesli ve malı korumak konusunda olmalı ve bu esasları korumada ciddi olmalı, gayret etmeli ve hatta savaş vermeli; insanlığın bu beş kıymetine kötülük edilmemelidir. Önce hayat hakkı korunmalı, akıl korunmalı da akla zarar verenlerden uzak durulmalıdır. Sonra hayatı garanti eden, aklı yanlış anlayıştan koruyan dini korumalıdır ki, hem hayat devam edebilsin hem de akıl yanlış ve batıl yola yönelmesin. Batıl dinlerin de bulunmasına müsaade eder ki, hak dinin hak olduğu kıyas edilince anlaşılsın. Can, akıl ve din korunarak insanlığa iyilik edilince nesil ve mal da korunmuş olur.

İslâm dini, canı, öldüreni öldürmekle korumuş ve böylece ölümü öldürmüş; aklı, zarar veren içecek ve yiyeceklerden yasaklayarak korumuş; dinin anlaşılmasını ve yaşanılmasını sağlayarak korumuş; zinayı yasaklayarak, zina edeni cezalandırarak nesli korumuş ve böylece zinayı öldürmüş; hırsızlık edenin elini keserek malı korumuştur. İyiliğin yöntemlerini şu üç kategoride ifade etmeye çalışalım; Maddî ve manevî iyilik etmek. Cismî ve rûhî iyilik etmek. Dünyevî ve uhrevî iyilik etmek.

Maddî ve manevî iyilik etmek

Madde, manaya alet olunca mana kadar kıymet görür. Mutlak bakılınca elbette mana maddeden daha önemlidir. Ama manayı, madde korumaktadır. Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ, önce maddî olan yardımı öne almış, manevî yardımı sonra getirmiştir. Önce faydayı celbetmeyi, sonra zararı defetmeyi ifade etmiştir: “Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur, ancak sadaka vermeyi veya bir ma’rûf (İslâm’ın ve aklın iyi gördüğü şey) işlemeyi veya insanların arasını düzeltmeyi emreden başka ve her kim bunu Allahın rızasını arayarak yaparsa yarın Biz ona büyük bir ecir vereceğiz.” (Nisâ sûresi (4), 114) Maddî yardım olan sadaka, manevî yardım olan ma’rûfu işlemek, bu ikisi faydayı celbetmek; insanlar arasını düzeltmek de zararı defetmektir.

Bunlar, toplantı ve istişare konusudur. Bunları konuşmaya ecir vereceğiz buyurmuyor, “bunları her kim Allahın rızasını arayarak yaparsa yarın Biz ona büyük bir ecir vereceğiz” buyuruyor. Çünkü amellerin kabul edilmesinin temel iki şartı; birinci şartı, kalpte niyetin Allah rızası olan ihlâs ve ikinci şartı, uygulamada Hz. Peygamber (s.a.s.)’i izleyip örnek almak olan sünnettir.

Bazen, manevî tarafını halletmiş kişi için maddî konu öncelikli olur; bazen de manevî tarafını halledebilmemiz için maddî problemini halletmemiz öncelikli olur; bazen de aralarında düşmanlık bulunan kimselerin barışmalarını sağlamak öncelikli olur. İşte bunlar her zaman böyle olmaz, bazen olur.

İnsanlar için manevî iyiliğin en başında, insanların; imanlarının sahih, amellerinin salih, niyetlerinin hâlis olması için bilgilerinin doğru olması gerekir. Doğru olması da yetmemektedir. Demek ki ilk ve önemli manevî iyilik, doğru, lazım ve isabetli olan ilmi öğretmektir.

“Sana ilim öğreten arkadaş, her karşılaştığında eline bir altın veren arkadaştan daha faydalıdır.” (Cemil Sena Ongun)

Cismî ve rûhî iyilik etmek

Cisme iyilik, onu zararlı olan yiyecek ve içeceklerden korumaktır. Bütün insanlık için tabiat dengesini korumak, bütün insanların cismine bir iyiliktir. Bu, zararlı olan her konu için böyledir. Bütün dünya, bir gemi gibidir; geminin alt tarafının delinmesine göz yummak, bütün geminin batması demektir. İnsanlık için haram olanlar, aynı zamanda insanlık için zararlı olanlar demektir. İnsanları cisimlerine zararlı olan şeylerden korumak, faydalı olanları sağlamaktan daha önemli bir iyiliktir.

Doğru bilginin kaynağı Allah Teâlâ’dır

İnsanların ruhuna iyilik, ruhu mutlu kılacak doğru anlayış ve doğru davranış, güzel ahlâk için doğru bilgiye ulaşmasını sağlamaktır. Doğru bilginin kaynağı Allah Teâlâ’dır yani Allah’ın vahyidir, Allah’ın bilgisi ile tanışmak ve Allah’ı tanımaktır. Allah’ı doğru ve yeterli tanımak, ancak Allah’ın kitabı Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerle mümkündür. Kim Allah’ı tanısa Allah’a yönelir. Allah’a yönelene de Allah her konuda doğruyu ilham eder, doğruya irşad eder. Mü’minin ruhunu, kalbi temsil eder. Aklın doyması, Kur'ân-ı Kerîm gerçekleri ile, kalbin itminanı da Allah’ı zikretmekle, Allah’ın nimetlerini ve eserlerini düşünmekle sağlanır. Böylece mü’min, hem gerçekleri bilerek düşünerek hem de Allah’ı zikrederek zikir ehli olarak stresten kurtulur, şeytanın devre dışı kalmasına çalışmış olur.

Kalpler ancak Allah’ın zikri ile huzur bulur

Bu gerçeklerin delili şu âyet-i kerîmelerdir: “De ki: Şüphesiz Allah dilediği (Allah’a yönelmeyen) kimseyi saptırır (sapmasını yaratır) ve Kendisine (cüz’î iradelerini kullanarak) yönelenleri de doğru yola iletir. Bunlar iman edenlerdir, kalpleri Allah’ın zikri (Kur'ân-ı Kerîm ve Allah’ı zikretmek, anmak ve düşünmek) ile huzura kavuşanlardır. Dikkat edin ki kalpler ancak Allah’ın zikri ile huzur bulur (itminana erer). İman edip salih amel işleyenlere ne mutlu! Güzel dönüş yeri (cennet) de onlarındır.” (Ra’d sûresi (13), 27-29.)

Dünyevî ve uhrevî iyilik etmek

Dünyevî iyilik, dünyayı insanlar için yaşanılır hale getirmek; yeryüzünü imar etmek, yeryüzüne adâleti hâkim kılmak ve dünyayı yaşanmaz hale getiren zulmü ortadan kaldırmak, adaletsizliği yok etmek ve sosyal dengeyi sağlamaktır.

Uhrevî iyilik, önce insanların âhirete iman etmelerini sağlamak için aklı çalıştıracak bilgi ve belgeleri sunarak dünyanın insanlara hizmet için yaratıldığı gerçeğini ispat etmek gerekir. Âhirete iman olunca, âhireti kazandıracak salih amel ve sâlihler ortamını sağlamak gerekir. Sâlih amelin başında namaz gelmektedir. Namazda ise her gün kırk defa “mâliki yevmiddîn: Din gününün yani ceza gününün, âhirette hesap gününün sahibi” diye hatırlatılmaktadır. İşte uhrevî iyilik, dünya ömrünü, âhireti kazandıracak şekilde değerlendirmek ve bütün hayatı buna göre tanzim etmektir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624