17 Mayıs 2018 Perşembe 00:00
Ramazan ayının kıymeti

İbrahim Cücük

1) Kur’ân- Kerîm’in bu ayda inmiş ve orucun bu ayda farz kılınmış olması

Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyurmuştur: “(Orucun size farz kılındığı o sayılı günler) Ramazan ayıdır ki insanlara doğru yolu gösteren (rehber), hidayeti açıklayan ve hakkı-batılı birbirinden ayırt eden Kur’ân o ayda indirildi. İçinizden kim o ayda hazır (mukim) bulunursa ( o ayda) oruç tutsun!”[1] (Bakara Sûresi (2), 185)

              Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Sizi, bin aydan daha hayırlı olan bir gecenin bulunduğu mübarek bir ay, büyük bir ay gölgeledi. Allah o ayın orucunu farz, gece ibadetini nafile kılmıştır. Kim o ayda hayırdan bir hasletle Allah’a yaklaşsa (bir amel yapsa) o ayın dışındaki bir farzı eda eden gibi olur. Kim, bu ayda bir farz eda ederse o ayın dışında yetmiş farz eda etmiş gibi olur. Bu ay sabır ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir. Bu ay, içinde mü’minin rızkının artırıldığı bir ay ve iyilik (hayır, lûtuf, ihsân) ayıdır.”[2] (Sahîhu İbni Huzeyme, II. 911, No: 1887; Beyhakîi Şuabü’l-îmân, V, 223, No: 3336.)

Günahların yanması, günahların affolunması

“Ramazan Ayı geldiği zaman sema (cennet, rahmet) kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar sıkıca bağlanır.”[3]

 “Kim (farz olduğuna) inanarak ve (Allah’tan) sevap umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları affolunur.”[4]

 “Beş vakit namaz, gelecek cumaya kadar Cuma (namazı) ve gelecek yıla kadar Ramazan (ayı) büyük günahlardan sakınıldığı zaman aralarındaki küçük günahlara keffârettir.”[5]

RAMAZANA HAZIRLANMAK

1. Fikren ve ruhen hazırlanmak

2. Oruçtan azami derecede istifadeyi düşünmek

3. Ramazan sonunda öncesi ile kıyas edip kazandıklarımızı korumak

1. Fikren ve ruhen hazırlanmak

Manevi temizlik için fırsat ayı

Ramazan ayı rahmet ayıdır istifade edene. Ramazan ayı, Kur'ân-ı Kerîm ve oruç ayı demektir. Kur'ân-ı Kerîm’den istifade etmeye ve orucun maksadını elde etmeye çalışmak gerekir. Kur'ân-ı Kerîm’den istifade, tilavetinden ve ilminden istifa etmekle olur. Orucun maksadı, kişiyi eğiten bir medrese ve tekke gibi irade, nefsi tezkiye, tasfiye ve sabır eğitimi, ruhun cisme hâkim olmasını sağlamak ve toplumla paylaşmayı kazanmaktır. İşte bütün bunlara ruhen hazır olalım da bu rahmet ayını bu maksatlara göre planlayalım.

Oruçtan azami derecede istifadeyi düşünmek

Orucun emrediliş maksadını düşünmek, orucun maksadını bilmek ve kavramakla olur. Doğru bilmek de doğru düşünmeyi ve doğru amel etmeyi getirir. Doğru amel de maksadı elde ettirir.

Ramazan öncesinde ne idim? Ramazanda ne oldum? Ramazan sonrasında nelere dikkat edeceğim ve nasıl davranacağım diye nefis muhasebesi yapmak gerekir.

Kur'ân-ı Kerîm’den istifade ettim mi, orucun maksadını kazandım mı, toplumla paylaşmayı elde edebildim mi ve Ramazan sonrası ruhumda bir inkılâp gerçekleştiğini hissedebildim mi diye muhasebe etmek gerekir.

İftarlarda az yemeye itina etmek

Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlu, midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır. Belini doğrultacak birkaç lokmacık ona yeter.”[6] (Tirmizî, Zühd, 47; İbn Mâce, Et’ıme, 50)

Özellikle oruçlu, gıybetten, yalandan, laf getirip götürmekten, faydasız ve boş sözden sakınmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şu iki hadîs-i şerîfte şöyle buyurmaktadır: “Yalan konuşmayı, yalan sözlerle amel etmeyi terk etmeyen kimsenin yemesini, içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.”[7] (Buhârî, Savm, 8, Edep, 51; Ebû Dâvûd, Savm, 25; Tirmizî, Savm, 16)

“Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan susuz ve açlıktan başka bir kazancı olmaz. Nice gece kalkıp nafile ibadet yapanlar vardır ki, bu kalkmasından ötürü uykusuzluktan başka bir kazancı olmaz.”[8] (İbn Mâce, Sıyâm, 21)

Kalp temizliğine çok gayret etmek

Her şey zıddı ile kazanılır. Çok yemek, az yemekle; çok uyumak, az uyumakla; dili günah işlemede kullanmak, dil ile zikretmek, Kur'ân-ı Kerîm tilaveti ve sorumluluklarımızla ilgili kitap okumakla elde edilir.

Kalp, cimrilik, öfke, ucub/kendini beğenmek, riya/gösteriş yapmak, kin, hased, kibir gibi kötü huylardan arınmaya gayret etmek; cömertlik, hilim, tevazu, ihlâs, hüsnü zan, gıpta, kanaat, şükür gibi güzelliklerle donanmaya çalışmaktır.

RAMAZANDAN İSTİFADE ETMEK

Kişi, maddî pislikle nasıl ki Allah’a namazda yaklaşması mümkün olmazsa, günah ve kalpteki kötü huyların pisliği ile de Allah’a manen yaklaşması mümkün olmaz.

Kalp düzelirse, dil de beden de düzelir. Zira dil ve beden, kalbin tercümanıdır. Kalpte ne varsa kalıpta kalpte olan görünür. Çünkü her kap içindekini dışına sızdırır. Bu konuda Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ne güzel buyurmuştur:

“Dikkat ediniz! Vücutta bir et parçası vardır ki o fesada giderse bütün vücud fesada gider, eğer düzelirse bütün vücut düzelir. Dikkat edin o et parçası kalptir.”[9]

Ramazan ayını bütün aylara örnek ay yapmak gerekir. Ramazan ayını tövbeye erme ve güzel kazanımlar ayı yapmak gerekir.

RAMAZANDAN İSTİFADE ETMEK

Oruç ile beden sıhhate kavuşur; Kur'ân-ı Kerîm’i tilavetle kalp huzura kavuşur, ilminden istifade ile akıl doyar; ne okuduğunu tefekkürle ruh sükûna erer; cemaatle ve huşu ile namaz kılmakla cemaat disiplini, maddeten başkalarına faydalı olarak da kardeşlik şefkati ve yardımlaşma köprüsü kazanılır.

a. Orucun önemini ve maksadını kavrayarak tutmak

b. Kur'ân-ı Kerîm’den; ilim, zikir ve fikirle istifade etmek

c. Namaza çok önem vermek, cemaatle namaz kılmaya ve özellikle yatsı ve sabah namazını cemaatle kılmaya özen göstermek

d. Başkalarına faydalı olmak

a. Orucun önemini ve maksadını kavrayarak tutmak

Oruç, imsak kendini yasaklardan ve yasaklara götüren mubahlardan da tutmak demektir.

Oruç niyeti, Allah’ın rızasını kazanmak için ve Allah emrettiği için olmalıdır.

Oruç, kişinin nefsinin isteklerinden irâdî olarak uzak durmak itibariyle irade eğitimi, açlık ve susuzluk sıkıntısına karşı sabır eğitimi, nefs-i emmâreyi sükûna kavuşturması itibariyle tezkiye eğitimi, bedeni dinlendirmek itibariyle tasfiye eğitimi, oruç sebebiyle açlıkla ruhun maddeye hâkim olmasına vesîle olur.

Dile ve şehvete hâkim olmakla ilgili Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır:

“Kim bana iki dudağının arasıyla iki bacağının arasını garanti ederse ben de ona cenneti garanti ederim.”[10]

Orucun Önemi ve Maksadı:

1) Allah’ın emri olması

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler, muttakî olasınız diye sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç tutmak farz kılınmıştır.”[11]

2) İslâm binasının dört direğinden biri olması

Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“İslâm beş şey üzerine bina edilmiştir: (Binanın temeli) Allah’tan başka (hak) ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve Rasûlü olduğuna şehâdet etmek, (binanın direklerinden birincisi) namaz kılmak, (ikincisi) zekât vermek, (üçüncüsü) haccetmek, (dördüncüsü) Ramazan orucunu tutmaktır.” [12]

3) Nefs-i emmâreyi sükûna kavuşturup terbiye etmesi

Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Yâ Âişe! Cennetin kapısını dövmeye devam et!”

-Ne ile yâ Rasûlallah!

-“Açlıkla!”[13]

4) Bedeni sıhhate kavuşturması

Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Oruç tutunuz sıhhat bulursunuz.”[14]

5) Şeytanın vasıtası olan şehvetin hâkimiyetini kırması

Abdullah b. Mes’ûd (r.a.), Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şöyle dediğini rivâyet etmiştir:

“Kimin evlenme külfetine gücü yeterse evlensin. Zira evlenme, gözü (haramdan) son derece men edicidir. İffeti de o oranda koruyucudur. Kim de (nikâh masrafına) gücü yetmezse (nafile) oruç tutsun. Zira oruç, oruç tutan için şehvet(in hâkimiyetini) kırıcıdır.”[15]

6) Bütün organlara oruç tutturulduğunda takvâ derecesine ulaştırması

“Ey iman edenler, muttakî olasınız diye sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç tutmak farz kılınmıştır.”[16]

7) Günahlara karşı kalkan olması

Bu kalkan oluşla ilgili Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Oruç bir kalkandır.”[17]

Oruç, şeytana ve günahlara karşı bir kalkandır. Öyle ise daima, Ramazan ayında da Ramazan ayının dışında da orucu şeytana, hevâya ve günahlara karşı bütün organlarımızla oruç tutmak suretiyle kalkan yapmak gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ve Ashab’ın miktarı ve usûlü gibi. Zira Allah’ın Rasûlü (s.a.s.) bize her konuda örnek, Ashab-ı Kiram da bu örnekliği bize yansıtan kimselerdir.

8) Bedeni dinlendirip sıhhatli kılması

 Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Sefere çıkınız ki kâr edesiniz. Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız ve gazaya çıkınız ki ganimete ulaşasınız.”[18]

9) Günahların bağışlanması

“Kim (farz olduğuna) inanarak ve (Allah’tan) sevap umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları affolunur.”[19]

10) Mü’mini, Allah’a manen yaklaştırmış olması

Her bir sevap kişiyi Allah’a yaklaştırır, her bir günah da kişiyi Allah’tan uzaklaştırır. Hele oruç ise mü’mini, takva derecesine erdirerek Allah’a daha çok yaklaştırır.

b. Kur'ân-ı Kerîm’den; ilim, zikir ve fikirle istifade etmek

En üstün ilim, hiç şüphesiz Allah Teâlâ’nın ilmi Kur'ân-ı Kerîm ilmidir. Ramazan ayını, Kur'ân-ı Kerîm’in ilminden istifade etme ayı yapalım. En üstün zikir de Kur'ân-ı Kerîm zikridir. Bilen ve zikreden tefekkür eder. Kur'ân-ı Kerîm’i okurken dil söyler, akıl düşünür ve kalbe de yer eder. İşte Kur'ân-ı Kerîm’den istifade budur.

c. Namaza çok önem vermek, cemaatle namaz kılmaya ve özellikle yatsı ve sabah namazını cemaatle kılmaya özen göstermek

Namaza önem vermek, namazı Allah’ın bir emri bilmek, günahlardan da uzak durarak namazın ve namazda okunan Fâtiha sûresinin mana ve ruhunu kavrayarak huşulu namaz kılmaktır.

Cemaat ile namaz kılma alışkanlığı ise çok önemli bir kazanımdır. Özellikle sabah ve yatsı namazını cemaatle kılmakla, bütün geceyi nafile namaz kılmış gibi sevap kazanılacağını Hz. Peygamber (s.a.s.) şu hadîs-i şerîfiyle müjdelenmiştir:

“Her kim yatsıyı cemaatle kılarsa, gecenin yarısını (nâfile) namazla geçirmiş gibi olur. Kim sabah namazını da cemaatle kılarsa (böylece) bütün geceyi (nâfile) namaz kılmış gibi olur.”[20]

d. Başkalarına faydalı olmak

Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den rivayete göre, Hz.Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: 

“Oruçlu bir kimseyi iftar ettiren, oruçlunun alacağı ecir kadar ecir alır, oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.”[21]

Hz. Peygamber (s.a.s.), Ramazan ayında infakını arttırırdı. Fiilî bir hadîste şöyle anlatılmaktadır:

“Hz. Peygamber (s.a.s.) hayır yapmada insanların en cömerdi idi. Ramazan ayında Cebrail (a.s.) ile karşılaştığı zaman ise en cömert davranandı.”[22]

Bize gereken, Peygamberimiz (s.a.s.)’in yaptığı gibi ihsanı ve ikramı, infak ve tasadduku Ramazan ayında daha çok arttırmaktır.

 

[1]- Bakara sûresi (2), 185.

[2]- Sahîhu İbni Huzeyme, II. 911, No: 1887; Beyhakîi Şuabü’l-îmân, V, 223, No: 3336. 

[3]- Buhârî, Savm, 5, Bed’ü’l-Halk,11; Müslim, Sıyâm, 1; Nesâî, Sıyâm, 2-5; İbn Mâce, Sıyâm, 2; Dârimî, Savm, 53; Muvatta, Sıyâm, 59; Ahmed, II, 281.

[4]- Buhârî, Îmân, 28, Savm, 6; Müslim, Sıyâm, 203, Müsâfirîn, 175; Ebû Dâvûd, Ramazan, 1, Savm, 57; Tirmizî, Savm, 1, Cennet, 4; Nesâî, Sıyâm, 39; İbni Mâce, İkâmet, 173, Sıyâm, 2, 33.

[5]- Müslim, Tahâret, 16; Ahmed, II, 359

[6]- Tirmizî, Zühd, 47; İbn Mâce, Et’ıme, 50.

[7]- Buhârî, Savm, 8, Edep, 51; Ebû Dâvûd, Savm, 25; Tirmizî, Savm, 16.

[8]- İbn Mâce, Sıyâm, 21.

[9] - Müslim, Müsâkât, 107; Buhârî, Îmân, 39; İbn Mâce, Fiten, 14; Dârimî, Büyû’, 1.

[10]- Buhârî, Rikak, 23; Tirmizî, Zühd, 61.

[11]- Bakara sûresi (2), 183.

[12]- Müslim, Îmân, 21; Buhârî, Îmân, 2; Tirmizî, Îmân, 3; Nesâî, Îmân, 13.

[13]- Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ ve Müzîlü’l-Elbâs, I, 415. Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’de rivâyet etmiştir. Muhaddis Irâkî, bu hadîsin aslını bulamadım, demiştir.

[14]- Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ ve Müzîlü’l-Elbâs., I, 445.

[15]- Buhârî, Savm, 10, Nikâh, 2, 3; Müslim, Nikâh, 1; Nesâî, Sıyâm, 43; İbn Mâce, Nikâh, 1; Dârimî, Nikâh, 2; Ahmed, I, 57, 378, 424, 425, 432.

[16]- Bakara sûresi (2), 183.

[17]- Buhârî, Savm, 2, Tevhid, 35; Müslim, Sıyâm, 162; Ebû Dâvûd, Savm, 25; Tirmîzî, Cum’a, 79, Savm, 54, Îmân, 8; Nesâî, Sıyâm, 42,43; İbn Mâce, Sıyâm, 1, Fiten, 12, Zühd, 22; Dârimî, Savm, 27, 50.

[18]- Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ ve Müzîlü’l-Elbâs, I, 445.

[19]- Buhârî, Îmân, 28, Savm, 6; Müslim, Sıyâm, 203, Müsâfirîn, 175; Ebû Dâvûd, Ramazan, 1, Savm, 57; Tirmizî, Savm, 1, Cennet, 4; Nesâî, Sıyâm, 39; İbni Mâce, İkâmet, 173, Sıyâm, 2, 33.

[20]- Müslim, Mesâcid, 260; Tirmizî, Salât, 165; Ebû Dâvûd, Salât, 47.

[21]- Tirmizî, Savm, 82; İbn Mâce, Sıyâm, 45; Dârimî, Savm, 13; Ahmed, IV, 114, 116, V, 192.

[22]- Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 5, Savm, 7, Bed’ü’l-Halk, 6, Fedâilü’l-Kur’ân, 7; Müslim, Fedâil, 50.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.