Resulullah (sav) şöyle buyurur: ”Oruçlu olduğunuzda çirkin söz ve davranışlardan sakının. Şayet biri size sataşırsa ben oruçluyum desin.” Bu vb. nice hadisler, orucun sadece mideyle değil, tüm organlarla tutulması gerektiğini açıkça ifade ediyor. Her organımız bedenimizin bir şubesi. Organların tamamının oruçlu olması, orucumuzu ikmal etmektedir. İşte her bir günü, kişiyi yetmiş yıllık mesafe kadar cehennemden uzaklaştıran oruç da bu oruçtur. Beş duyu organıyla beraber kalp ve ayaklar yedi eder mesela… Bunlardan her birinin orucunun bozulması, orucunun yedide birinin bozulması demektir. Örneğin yani…

Tavsiyeler

  1. Orucu tüm organlarımızla tutalım ki oruç da bizi tutsun.
  2. Faydasız söz ve davranışlardan sakınalım ki orucumuzun sevabı zail olmasın.
  3. Ramazan ayında namazlarımızı cemaatle ve camide kılalım.
  4. Teravih, kuşluk, evvabin ve teheccüt namazları üstünde daha dikkatli duralım. Sahura nasıl olsa kalkıyoruz teheccüde de biraz zaman ayıralım.
  5. Günlük Kur'an-ı kerim okumayı ihmal etmeyelim ve asgari üç hatim yapmaya çalışalım, bunlardan birisi de meal olsun ve tefekkürle olsun. Birini de aile efradımızla beraber okumaya çalışalım.
  6. Resulullah (sav) tan me’sur olan günlük dua ve zikirlere önem verelim. Asgari 100 İstiğfar, 100 tevhid, 100 salâvat, 100 defa da “sübhanellahi vel hamdulillahi ve lê ilêhe illellahu vellahu ekber” gibi. Tercihen sabah-akşam me’surat (Resulullah (sav) ın tavsiye ettiği dua ve zikirlerin derlendiği kitapçık) okuyalım.
  7. Davetlere icabet edelim ve gücümüz oranında komşu ve akrabalarımızı iftara davet ederek sılayı rahmi ihya edelim. Davetlerde de israftan, fuzuli masraftan kaçınmak ve sadelik prensibimiz olsun. Misafirlik ve ikramların seyrelmesinin hatta neredeyse bitmesinin bir sebebi de illaki mükellef sofralara şartlanmamızdır.
  8. Gücümüz oranında hayır ve hasenatta bulunalım, bunda da akrabaya öncelik verelim.
  9. Davet ve tebliğe her zaman ama bu ayda daha da önem verelim. Şeytanların zincire vurulmuş olmasından dolayı bu ayda yapılan davet ve tebliğin etkisi çok daha fazla olacaktır.
  10. Camiye giderken komşu arkadaş ve akrabalarımızdan da birilerini davet edelim. Özellikle teravihlere ehlu-iyalimizi de mümkün mertebe beraberimizde götürelim.
  11. Oruç rehavetine kapılmadan ders ve sohbetlerimizi devam ettirelim. İbadetleri çoğaltalım ama derslere ara vermeden.
  12. Ramazan ve şevval hilali tartışmasına girmeyelim. Elbette takva olan hilalle amel etmektir. Ancak bu konuda birden fazla görüşün varlığını ve takvim hesabıyla amel etmenin de caiz olduğunu bilerek geniş davranmalı ve tartışmaya girmemeliyiz. Aksi halde bizi birbirimizle didiştirip uğraştırmak isteyenlerin dolmuşuna binmiş oluruz.
  13. Teravihin rekât sayısı ve camide cemaatle kılınması, toplu halde Kur'an okuma bid’atmıdır değimlidir vb. boş tartışmalara girmeyelim. Her dakikası altından değerli zamanımızı bu boş tartışmalar yerine taat ibadetle, Kur'anla, davet ve tebliğle değerlendirelim.
  14. Medyanın malaya’nilerine, belediyeler vb. kuruluşların, “ramazan eğlencesi” adı altında sergiledikleri müptezelliklere kanmayalım.
  15. İslam düşmanı medyanın promosyonlarına karşı ise uyanık olalım. 11 ay boyunca İslam’a, Müslüman’a ve her tür manevi değere saldırıyı görev bilen medya, ramazan ayında niçin İslam hizmetkârı! Oluveriyor. Esasen kartel medyasının İslami eser diye verdiği her şeye ihtiyatla yaklaşmalıyız. Hele Kur'an mealiyse daha da dikkatli davranmalıyız. Zira nice çağdaş belamların da meal yazdıkları bilinmektedir.
  16. İtikâf sünnetini ihmal etmeyelim. Mümkünse son 10 gün, değilse 3 gün değilse en azından kadir gecesini itikâfta geçirmeye çalışalım. Unutulmaya başlayan en önemli sünnetlerden biri de itikâf sünnetidir.
  17. Sair zamanlar da her camiye girişimizde itikâfa niyet edelim. Nafile itikâfın zaman sınırı yok. Camiye her girişimizde itikâfa niyet edersek, camide geçirdiğimiz zaman yaptığımız ibadete ek ayrıca sevap olarak yazılır.
  18. Tüm bunlardan aile efradınızla beraber yapabildiklerimizi beraber yapalım. Esasen bu güzelliklerin hepsini sadece ramazanda da değil, mümkün mertebe ve her zaman aile efradınızla paylaşmalıyız. Ta ki çocuklarımız daha küçük yaşta Kur'an, namaz, cami, ders, sohbet vb. ibadetlere aşina olsunlar.

Yani oruç fiziki olarak bozulduğu gibi, metafizik / manevi olarak da bozulabilir. Kendi irademizle bilerek haram bakmak, haramı konuşmak veya dinlemek fiziken orucu bozmasa da manen bozar. Başka bir tabirle böyle bir durumda kişiden oruç borcu düşse de, oruçtan alacağı artı sevabı kaçırabilir ki bu, büyük bir kayıptır. Nitekim bazı hadislerde mealen: “Nice namaz kılanlara yorgunluk, oruç tutanlara açlık, gece namazına kalkanlara uykusuzluk, zekât ve infakta bulunanlara fakirlikten başka bir şeyin kalmayacağı” ifade edilir. Bir rivayette de nice amellerin, eski paçavra gibi sahibinin suratına fırlatılacağına dair uyarı yapılır.

Şu halde nice emeklerle işlediğimiz amellerimizin özellikle oruç gibi zahmetli bir ibadetin berhava olmamasına dikkat edelim. Orucumuzu tüm hücrelerimizle olmasa da bari tüm organlarımızla tutalım. Selam… Dua…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.