Referandum değil tiyatroydu

Hükümeti, kamu görevlileri, kuralları, kurumları olan bir devlete sahip olmayan Kuzey Irak’ta sağlıklı bir referandum yapılmasının mümkün olmadığını ifade eden Murat Bahadır Akkoyunlu, “Böyle bir ortamda yapılan referandum bir tiyatrodur. Kaldı ki oylar nasıl kullanıldı, kimle kullandı, nasıl sayıldı belli değil” dedi.

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Türkiye’nin tepkisine rağmen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) geçtiğimiz hafta bağımsızlık referandumu düzenledi. Başka ülkelerin de karşı çıktığı referandum öncesi ve sonrasında İsrail bayraklarıyla sevinen göstericiler bu referandumun kime yarayacağını ve bölgedeki yönetimin sırtını kimlere yaslayacağının önemli bir göstergesiydi. Türkiye’nin ve daha sonra açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül’de gerçekleştirdiği tartışmalı bağımsızlık referandumunu tanımadıklarını açıkladığı referandumu, bölgede yaşanan gelişmeleri ve bundan sonra yaşanması muhtemel olayları Siyaset Bilimci Murat Bahadır Akkoyunlu ile konuştuk.

Kuzey Irak’ta yapılan bağımsızlık referandumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuzey Irak’ta sağlıklı bir seçim ya da referandum yapılması mümkün değil. Çünkü orası Türkiye gibi hükümeti, kamu görevlileri, kuralları, kurumları olan bir devlet değil. Değişik bölgelerde, farklı sayılarda aşiretlerin yaşadığı, oranın yönetiminin bu aşiretlere para vererek yönettirdikleri, yasaların olmadığı bir bölge.

Oylar nasıl kullanıldı belli değil

Düzenli bir devlet yapısı olmayan bir bölgede o halde referandumda kim oy kullandı, sonuç neye dayanarak nasıl saptandı?

O bölgede Araplar ve Türkmenler ciddi bir tehdit altında. Orada Barzani ya da Talabani’ye dayanmaksızın sıhhatli bir şekilde yaşamak da seyahat etmek de mümkün değildir. Dolayısıyla böyle bir ortamda yapılan referandum bir tiyatrodur. Kaldı ki oylar nasıl kullanıldı, kimler kullandı, nasıl ve nerede sayıldı belli değil.

Kuzey Irak bugüne kadar en büyük desteği nereden alıyordu?

Kuzey Irak’ta seçimler askıda. Barzani orada geleneksel iktidar.  Uzun yıllardır çok çeşitli ülkelerin para ve eğitim desteği verdiği peşmerge denilen birlikleri var. Maaşlarından, giysilerinden, silahlarından eğitimlerine varıncaya kadar en büyük desteği veren Türkiye’dir. Turgut Özal’dan beri Türkiye Barzani’yle yakın temastadır.

Barzani zaten kaybetmiş bir adam

Türkiye’nin kırmızı pasaportunu taşıyan Barzani bu noktaya nasıl geldi?

Kuzey Irak’ta Barzani’ye muhalif grupları harekete geçirdiler. Kerkük Valiliği’ne Kürdistan bayrağı astırdılar. Kuzey Irak’ta kim daha iyi Kürtçü yarışını başlattılar. Barzani o bayrağı indirse Kürtlere ihanet etti denilecekti, bayrağı benimsese bu defe Türkiye’yi kaybedecekti. Trump Barzani’ye ‘Bölgeyi birlikte şekillendirebiliriz’ dedi. Barzani de referandum hikâyesini ilan etti. Önemli bir riski göze aldı zira bölgede kaybetmiş biriydi.

Özgürlük yerine İsrail bayrağı altına sığındı

Barzani Türkiye’nin yanında yer almak yerine küresel güçlerin oyuncağı olmayı kabul etti diyebiliriz o halde değil mi?

Küresel çetenin Babil krallığı hedefi yolunda gerçekleşen referandum, bölgenin bağımlılığa giden yolda attığı bir adımdır. Türkiye’nin yeni hedefi içinde küresel çeteye karşı mücadele var. Venezuela da dâhil olmak üzere tüm toplumların küresel özgürlük mücadelesini yükselttiği dönemde Barzani İsrail bayrağı altında, hâkim egemen çetenin sığıntısı olmayı tercih etmiştir.

Peki o bölgedeki halk ne düşünüyor?

Kuzey Irak’ın nüfusunun önemli bir bölümü Arap’tır. Arapların tümü, Türkmenlerin ve Kürtlerin bir kısmı mutasavvıf bir cemaattir. Ben onlarla bizzat birlikte bulunmuş ve zikir çekmiş biriyim. Mutasavvıfların hepsi Türkiye ile birleşme arzusu içindedir.

Kürt-Türk savaşı çıkaramazlar

Türkiye’deki Kürt halkı bu referandum konusunda ne düşünmüş olabilir?

Kümülatif bir bakış açısı yok. Kimisinin gururu okşandı kimisi endişeye kapıldı. Terör örgütü PKK bunu zaten istiyordu ama netice itibarıyla Türkiye’yi bölme açısından destekledi. Türkiye’deki Kürtler zaten Türkiye’den ayrılamaz, fiziken mümkün değil. Çocuğu, torunu, işi-gücü her şeyi burada olan bir insan doğduğu yaşadığı topraklardan nasıl ayrılıp gidecek ki? Türkiye’de ne yaparlarsa yapsınlar Kürt-Türk savaşı çıkaramadılar, çıkaramayacaklar.

Kimsenin ciddiye almadığı bir referandum ve sonrasındaki süreçte bir Kürdistan devleti kurmak kolay mı?

Bir devlet nasıl kurulur;  ya hanedan ya da bir millet olmalı bunun için. Bu insanların ortak iradesi ve haklı gerekçeleri olacak. Bu şartlar gerçekleştiğinde her yerde her şey kurulur ama bir başkasının himayesinde devlet kurulmaz o ancak bir ucube olur, yedi kocalı Hürmüz’e dönüşür.

Türkiye hiçbir oluşuma müsaade etmez

Türkiye o bölgeye silahlı üniformalı unsurlarıyla müdahalede bulunur mu?

Irak devletiyle beraber girer. Şu anda Irak devletinin resmi askerleri Güneydoğuda bizim askerlerimizle tatbikat yapıyor. Yepyeni bir sürece zaten geçildi. Belki de Şiicilik-Sünnicilik tiyatrosunun da sonuna gelmiş olabiliriz. Zaten hem Suriye’de hem de Irak’ta askerlerimiz var.  Türkiye, kendi etki alanı ve kendi inisiyatifi içinde olmayan hiçbir oluşuma müsaade etmeyeceği Fırat Kalkanı Operasyonu ile ortaya koydu.

Küresel çete ‘Babil Krallığı’nı kurmak istiyor

‘Üst Akıl’ dediğimiz gücün terör örgütleri ve diğer piyonları vasıtasıyla ülkeleri kaosa sürüklediğini biliyoruz. Bu gizli elin asıl planı nedir?

 İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada fiilen devlet kalmadı. Küresel çete dediğimiz ezoterik bir örgüt dünyada devlet bırakmadı. İngiltere kraliyetini gasp edip, Amerika’nın yönetimi kendilerinin katil bıçağıyken, siyonizmi de çatışma aracı olarak kullanıyor. Bunların devleti, vatanı, milleti, inancı yoktur. Tek hedefleri Fırat ve Dicle üzerinden Türkiye’nin Güneydoğusunu da içine alan Babil Krallığı’nı kurmaktır. Kafkasya-Ankara-Mekke hattı merkez coğrafyadır.

Amaçlarına ulaşmak için Küresel çetenin tek hedefi Türkiye’yi bölmek mi?

1999 yılında, Mark Grossman 28 Şubat sürecinde sadece isim olarak bir tabeladan ibaret kalan Türkiye’ye ülkemizin sınırlarını değiştirme talimatıyla geldi. Devlet içindeki milli kuvvetler teklifi mecburen reddetti çünkü bu ülkenin bitişi demek olacaktı. Bu sefer küresel güçler ABD vasıtasıyla Irak’ı bölme projesini gündeme getirdi. Saddam’ı indirdi ve bugüne geldik. Bu meselede de kullanmak istedikleri baş aktör Barzani. PKK ve DEAŞ’la başaramadılar. FETÖ zaten bunların üst kuruluşuydu onunla da olmadı.

Sınırlarımızdan ibaret değiliz

Türkiye köksüz bir devlet değil. Küresel çete Türkiye’nin kadim tarihini hesaba katmıyor mu sizce?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu anki sınırlarımızdan ibaret değil ki! Bilge Tonyukuk’tan beri bilinen Türklerin bir damar devleti vardır. ‘Bosna’da Kara Kuğuları, Azerbaycan’daki özel birlikleri kim eğitti’ sorusunun cevabını araştırırlarsa bunu anlarlar.

Türkiye bölgede sınırlara ilişkin hangi adımları atmak istiyor?

Türkiye sınırları kaldırmak istiyor. Bunun uygulamasını savaştan önce Suriye ile başarmıştı. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile Suriye hükümeti ortak bakanlar kurulu toplantıları yapıyordu. Türkiye ile Suriye ortak elektrik şebekesi anlaşması imzalamıştı. Fakat bunu akamete uğratmak için Esad’ın altında iktidardaki azınlık cuntayı küresel çete harekete geçirip savaşı başlattı ve bizim bu atağımızı engellediler. Irak’taki atağımızı engellemek için de Şiiciliği oynadılar.

İstiklal savaşı veriyoruz

Eski Türkiye ile bugünü karşılaştırdığımızda aradaki farklar nelerdir?

2000 yılından önceki Türkiye varlığını küresel çetenin kanatları altına sığınarak devam ettirebileceğine inanan, başka çaresi olmadığını sanan zavallı, esir bir ülkeydi.  Erdoğan ‘İki yüz yıllık vesayeti bitiriyoruz’ dedi ama kimse bu cümlenin önemini kavrayamadı. Osmanlı’yı da içine alan bir süreçten bahsetti. Türkiye yeni bir istiklal savaşı veriyor bunun farkında olmak lazım.

Küresel çetenin karizması çizildi

Yeniden ayağa kalkan ve dünyanın gözlerinin üzerine çevrildiği Türkiye’yi bundan sonra neler bekliyor?

Türkiye, Avrupa, Asya, Latin Amerika ve Afrika halklarıyla birlikte küresel çetenin katillerine karşı sıcak mücadele sürdürmek zorundadır.  Bundan sonra bizi bekleyenle dünyayı bekleyen gidişat aynı. Ben Türkiye’yi güzel günler beklediğini düşünüyorum. Bazıları bu yaşananların özgürleşmeye giden yol olduğunun farkına varamıyor. 16 Temmuz’da Rusya ‘Güneyimizde büyük bir millet var, Türkiye’nin işgali imkânsızdır’ manşeti atmıştı. Küresel çetenin ceberrut yapısı sarsıldı, karizması çizildi.

MURAT BAHADIR AKKOYUNLU KİMDİR?

10 Ekim 1958’de Trabzon’da doğan Murat Bahadır Akkoyunlu Bayburt ili Pulur ( Gökçedere ) beldesinde 540 yıldan beri mukim olan Akkoyunlu ailesine mensuptur. İktisatçı olup Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ( Gazi Üniversitesi Ekonomi Bölümü)’ni bitirdi.1977 yılında Milli Selamet Partisi’ne girdi. 1978 yılında Akıncılar Derneği Ankara İl Başkanlığı’nı yaptı. Siyaset ve İslam Siyasi Tarihi konularında muhtelif seminer ve konferanslar vermiş olup makaleler kaleme almıştır. Evli ve 2 çocuk babası olan Akkoyunlu Alevi Çalıştaylarına Katkı Raporu, Evrensel Medeniyet Mütearifesi ve bu mütearifeden mülhem Anayasa Taslağı Çalışmaları’nı kaleme aldı, Cumhuriyetin Derin Siyasi Analizi’ni özetledi. Fethullah Gülen İhanet Hareketi Gerçeği konferanslarına ve tv programlarına halen devam etmektedir.


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Alpaslan TAŞDELENOĞLU 2017-10-02 19:39:21

Yüreğinize sağlık Abim.

Avatar
ercüment bilgiç 2017-10-02 23:33:55

horosan erlerinden Allah razı olsun....