Hükümet seçimlerinden farklı olarak bazı önemli konularda halkın iradesinin belirlendiği oylamaya referandum diyoruz. Son derece pratik bir siyaset aracı olduğu tüm kesimlerce kabul edilir ve doğrudan demokrasinin de güzel bir örneğidir. Doğrudan doğruya halkın iradesini yansıtır.

Doğrudan demokrasinin uygulama güçlüğü düşünülerek temsili demokrasi dediğimiz halkın seçtikleri aracılığıyla iradesini yansıttığı parlamentolar teşekkül ettirilmiş. Böylece her kanun ya da düzenleme de referanduma gitmek yerine halkın seçtiği vekilleri yasama görevini millet adına yüklenmiştir. Fakat parlamenter sistemin tıkandığı bazı durumlarda yegâne çıkış yolu olarak yine referandum görülmüştür. Referandum tarihi eski Roma'ya gider. Avrupa'da Fransız ihtilali ile referandum kültürü yerleşmeye başlamış.

Ülkemizde ise ilk iki anayasa referandumunun askeri darbelerden sonra yapılmış olması demokrasimiz açısından talihsizlik. 1987 ve 1988'de yapılan referandumlardan ilkinde siyasi yasaklar kaldırılmış, diğerinde ise yerel seçimlerin öne alınması halk tarafından reddedilmiştir. Yani 2007 yılına kadar toplam 4 referandum yapılmış. 2007-2017 arasında da anayasa değişikliklerine dair 3 referandum yapıldı.

İşte 16 Nisan 2017 yılında yapılan referandum yakın tarihin en tartışmalı halkoylaması oldu. Hem süreç hem de sonuç hala tartışılmaya devam ediyor. Yukarıda kısaca tarihi seyrinden bahsetmeye çalıştım. Referandumun sorunları çözmek kadar toplumsal uzlaşıyı da bir nebze olsun sağlaması beklenir. Maalesef ülkemizde toplumsal ayrışmayı tetikleyen sonuçlarını görmek üzücü.

Demokrasi kültürünün en önemli ögesi tahammül edebilme iradesini ortaya koyabilmektir. Tek başına demokrasi söylemleri veya onun araçları olan seçim ve referandum çok işe yaramıyor. Aynı zamanda demokrasi ve referandum kültürünün de toplumda yerleşmesi gerekiyor. Ne olursa olsun (şiddet içermediği sürece) aksi fikirlere ve onun demokratik tezahürleri olan oylama sonuçlarına saygı göstermek medeni bir kültürün alametifarikası.

Devleti yönetme sorumluluğunda olanlar, muhalefet yükümlülüğünü üstlenmiş olanlar kullandıkları terminolojiye, söyleme son derece dikkat etmek zorundalar. Devletin bütün diğer kurumları da bu nazik süreçte uygulamalarında daha hassas olmak mecburiyetindeler. Tarafların talepleri oldubittiye getirilmeden hassasiyetle incelenmeli ve hukuk çerçevesinde ele alınmalı.

Herkesçe içselleştirilebilen bir demokrasi kültürü şüphesiz ki, hukukun garantörlüğü ile toplumda revaç bulacaktır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.