Gaziantep'te seçim trafiği hayli hız kazandı. Hemen, hergün çeşitli toplantılara davet ediliyoruz. Gerek siyasi partiler ve gerekse Sivil Toplum Kuruluşları referandum başlıklı toplantılar düzenleyerek kendilerini ifade ediyorlar. Bugün de onlardan biriydi ve yoğun bir tempoda devam etti.

Sabah saatlerinde AK Parti Milletvekili Mehmet Erdoğan ile bir sohbet ortamında bir araya geldik. İki saate yakın devam eden sohbetimiz sonunda geldi referanduma dayandı. Yasa değişikliği öngörülen 18 Madde üzerinde keyifli bir sohbet oldu. Özellikle muhalefet kanadının yoğun olarak eleştirdiği 18-25 yaş aralığında Milletvekili olabilme konusunu ve Cumhurbaşkanının yetkileri meselesini uzun uzun anlattı Mehmet ağabey. Paket hususunda epeyce malumat sahibi olduğu belliydi. 

ABDULKADİR YÜKSEL'İN BİRECİKLİLERLE BULUŞMASI 

Aynı gün içerisinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Yüksel'in düzenlediği bir toplantı vardı. Kendisi aslen Şanlıurfa kökenli olan Yüksel'in " Birecikliler Derneği" nde düzenlediği yemekli toplantıya Gaziantep'te ikamet eden Şanlıurfa'lı ve Birecik İlçesinden kanaat önderleri davet edilmişti. Toplantıya geçmeden önce Abulkadir Yüksel'den biraz bahsetmek istiyorum. Abdulkadir bey daha evvelinde Birecik İlçesi Belediye Başkanlığı yapmış olması hasebiyle hem bölgeyi ve hem de bürokrasiyi çok iyi bilen bir Politikacı.

 

Gaziantep'ten Milletvekili adayı gösterilmesi gayet isabetli olmuştu zira, Gaziantep'in demografik yapısı bunu bilhassa elzem kılıyordu. Sebebine gelince, Gaziantep'te yaşayan Şanlıurfa'lı sayısı resmi rakamlara göre 300 Bin civarındadır. Gaziantep sanayisine önemli katkı sağlayan Şanlıurfa'lı mukimler uzun süreden beridir, kendi hemşehrilerinden bir Milletvekili arzuladıklarını gündeme getiriyorlardı. 

Dolayısıyla, sayın Abdulkadir Yüksel'in Gaziantep Milletvekili olarak aday gösterilmesi büyük bir sevinç vesilesi olduğu gibi, AK Parti'nin 1 Kasım seçimlerinde %60'ın üzerinde bir oy almasında da büyük destek sağlamıştı.

7 Haziran seçimlerinde, Türkiye ortalamasında en fazla oy kaybeden şehir durumuna düşen Gaziantep'in, 1 Kasım seçimlerinde büyük bir oy patlaması yaparak, oyunu en çok artıran şehir ünvanını kazanmasında elbette Abdulkadir Yüksel'in büyük payı büyüktür.

Bu bağlamda hemşehrilerine bir yemek vererek, referandum seçiminde desteklerini isteyen Yüksel'in, gerek sahada yaptığı çalışmalar ve gerekse, bu nevi toplantılar yaparak canhıraş bir gayret göstermesi, diğer vekiller ve Teşkilat yönetimini de kamçılıyor. Öyle sanıyorum ki, "Yüksel'in Gaziantep'ten Milletvekili olması, AK Parti açısından büyük bir şans olmuştur " şeklinde bir ifade kullansam mübalağa etmiş sayılmam. 

FUL TV'DE ARZU ERDOĞRAL İLE REFERANDUM SOHBETİ 

Aynı günün akşamına Ful TV Haber koordinatörü ve spikeri Arzu Erdoğral'ın davetiyle akşam haberlerine telefonla bağlandım. Konumuz elbette referandum idi. Ancak, bir kaç gün önce köşemde yazdığım CHP'nin Suriyeli mülteciler üzerinden kışkırtıcılık yaparak politika üretmesi hususu Arzu hanımın dikkatini celbetmiş ve bu konu üzerinde konuşmak istemişti. Kurulduğu günden bu yana tüm siyasi "Etik"leri tavan arasına kitlemiş olan CHP, tarihi boyunca ayrıştırma ve kışkırtma politikası üzerinden nemalanmış bir parti olduğundan, sabaha kadar, sadece CHP'nin tezgahlarını konuşsak bitirmeyecektik. Hangisini anlatalım ki? Neresinden tutsanız, oradan elinizde kalan bir Partiden bahsediyoruz! Dünyada eşi benzeri görülmemiş " Açık oy, gizli tasnif"i demokrasinin neresine yerleştirebilirsiniz ki mesela? Bunun benzeri onlarca, hatta yüzlerce konu başlığı atabilirsiniz CHP hakkında ki, bu sefer yaptığı tamamen ırkçı ve gayri vicdani bir icraattır. Savaştan, zulümden ve ölümden kaçarak ülkemize sığınmış zavallı mazlumlara karşı birtakım aklı evvelleri kışkırtarak üç beş oy kopartma ihtimali yapmak aşşağılık bir politika olduğu kadar, tükenmişliğin ve acziyetinde itirafı niteliğindedir! Referandum konusunda kampanyasını yürüttüğü "Hayır"ı savunacak hiç bir tezi olmayan CHP, çareyi bu nevi yalan ve iftiralara sığınmakta bulmaktadır. Dün Esed diktatörünün kanlı elini sıkmayı kendisine şeref addeden CHP'nin, bugün dünyaya demokrasi dersi veren Tayyip Erdoğan için "Diktatör" yakıştırması yapması ne kadar da komik! Hatta trajikomik! Kara mizahın en tipik ve acınası örneği!.. Yazık ki, ne yazık!... 

Arzu Erdoğral hanım sordu ve ben dilimin döndüğünce cevapladım. Bir başka husus ise "Avrupa'nın referandum konusunda ki iki yüzlülüğü" idi.

Hollanda kriziyle gün yüzüne çıkan ve alenileşen Avrupa'nın Türk ve müslüman düşmanlığı, Almanya ve diğer AB ülkelerinin getirdiği konuşma yasağı ile tamamen tescillenmiştir. Bu konuda da en azından üç beş kitap yazılır zira, Batının bize olan düşmanlığı yeni birşey değildir. Osmanlı sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve Türk halkına karşı maskelerini takarak, demokrasi kılıfı altında kuzu postuna bürünen Batı, Osmanlının çökmesi için envay çeşit komplo ve tuzaklar kurmuştu. Tabi tüm bunlar, bizim içimizdeki Batıcı beyinsizler tarafından bize unutturulmaya çalışılsa da, kadim tarihimiz ve şanlı geçmişimiz buna engel oldu. Unutmadık, işte tam bu sırada, Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan, dikleşmeden dik durmasını bilen bir liderin çıkması, Batının korkulu rüyalar görmesine sebep oldu. Sayın Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan'ın onurlu mücadelesi sonucunda, Avrupa, coğrafyamız üzerinde oyun kurma gücünü giderek yitirirken, Erdoğan öncülüğünde ki Türkiye ise büyüme rekorları kırıyor ve çevresinde ki müslüman ülkelerin güvenini giderek daha fazla kazanıyordu.

İşte mesele tam da bu idi! Bugün Türkiye'nin iç işlerine müdahale edecek ve bunu alanen yapacak kadar gözü dönmüş bir Batı, adeta bir cinnet halindedir ve maskesi düşmüştür. Peki, bu maskeyi kim düşürmüştür? Elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan!

Bundan mütevellit bir mücadelenin tam olarak orta göbeğindeyiz.Avrupa'nın referandum konusunda "Hayır" kampanyasını, hem de türkçe olarak yürüttüğü bir zaman dilimini yaşıyor olmamız bize gösterdi ki, onların derdi ülkemizde yapılan sistem değişikliği ve bununla beraber en fazla da Tayyip Erdoğan'ın bu sistemin başına geçecek olmasıdır. İşte bu yüzdendir tüm çirkin icraatler! Ayrıca yine ispat olundu ki, ülkemizi yıllardan beridir kavuran, hem ekonomimizi ve hem de tüm mukavemetimizi ciddi şekilde sarsan bütün terör örgütleri ve eylemlerinin asıl sahip ve failleri "Nazi Avrupa'sıdır!" 

40 Küsur yıldan bu yana PKK terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Ülke insanımızın ırka dayalı bölücü bir terör örgütü olarak bildiği PKK'nın aslında Almanya ve diğer Batılı ülkelerin çıkarlarını korumak için, bizzat kendilerinin kurup desteklediği bir cinayet şebekesi olduğunu, Fetullah Gülen denilen alçağın, din adamı postuna bürünmüş bir CİA ajanı olduğu ve tasmasının bizzat ABD'nin elinde olduğunu net olarak gördük!

Peki bu maskeler durup dururken mi çıktı? Hayır, tabi ki hayır! Bunları deşifre eden ve maskelerini düşüren, Tayyip Erdoğan'ın omurgalı duruşu ve onurlu dış politikası oldu.

Arzu Erdoğral hanımefendiyle Bir saate yakın bir sohbetin ardından günü kapamak üzere evin yolunu tuttuğumda akşam ezanı okunuyordu!

Saba makamında, Müezzinin yanık sesiyle bütünleşen ilahi çağrı ruhumu titretirken, Şairin şu mısraları geliverdi aklıma

 

 "Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli- Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.