Bu yazıyı kaleme aldığım sıralarda Türkiye Kuzey Irak’ta Kürt Yönetiminin 25 Eylül’de yapacağı referandum sonrası alacağı tavrı MGK toplantısında ele almaya hazırlanıyordu. Alınacak kararlar ve netleşecek strateji ile hem Türkiye’nin hem de bölgenin gelecek haritası çizilecektir muhakkak.

Şu unutulmasın Kuzey Irak Kürt Hareketi içinde Talabani ve Barzani gruplarının gücü öyle sanıldığı kadar mutlak değildir. Onların gücü dış bağlantılarından uluslar arası güç odakları ile temaslarından gelir.  Toplumda var olan algının aksine Talabani ve Barzani grupları varlıklarını öyle veya böyle Türkiye’ye borçludurlar. Hem Saddam yönetiminin baskılarından, hem kendi aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı imhalarını önleyen hep Türkiye olmuştur.

Barzani bu nedenle Türkiye’nin desteği olmadan bir taraftan Kürtlerin kendi iç kavgalarından bir taraftan Şii grupların düşmanlığından kurtulması imkânsızdır. Barzani’nin ABD ve İsrail’e güvenerek yola çıkması mümkün değildir. Eğer böyle bir hata yapıyor ise sonunu hazırladığı muhakkaktır.

Fakat ABD ve İsrail için durum öyle değildir. Bunlar için Barzani’nin önemi menfaatlerini yerine getirdikleri süre kadardır. Gündemde konuşulmayan fakat bütün devletlerin çok iyi bildiği bir gerçek vardır. IŞID petrolü ta başından bu yana İsrail üzerinden dünyaya pazarlanır. İsrail üzerinden pazarlandığı içinde hiçbir ülkenin gıkı çıkmaz. İsrail aynı zamanda Kürt petrolünün önemli bir kısmını ya Ceyhan üzerinden ya da IŞID güzergâhından pazarladığı uluslar arası yayın organlarına yansıyan bilgilerde rahatlıkla görürsünüz.

Mesleği uluslar arası petrol arabuluculuğu olan bir dostumun anlattıklarından yola çıkarak bazı tehlikelere işaret etmekte yarar vardır. Kuzey Irak’ta 25 Eylül’de yapılacak referandum sonrası zaten gayrı resmi olarak işletilen İsrail üzerinden dünyaya enerji koridoru açılması konusu hayata geçecektir. Bu koridor konusunda 30-40 yıl öncesine dayanan ciddi projelerden bahsediliyor. Bu koridor hayata geçerse Türkiye’nin elinde stratejik öneme haiz ciddi bir hat kalmayacak. Bugün için İsrail’in Kuzey Irak referandumuna bu kadar destek olma gayretinin altında bu hayali yatmaktadır. Kürt petrolü ile Musul-Kerkük petrollerinin Ceyhan hattının dışında Suriye içinden açılacak bir koridor ile İsrail’in Aşkolon ve Hayfa limanlarına indirilmesi planları çok önemlidir. Zaten şu an IŞID’ın elindeki bölgelere bakacak olursanız Irak ve Suriye’de bu koridor için güzergâhı verecektir. İsrail yıllardır Aşkolon ve Hayfa limanlarında boşuna ham petrol depoları inşaat etmekle uğraşmamaktadır. Bu koridor sadece Kürt petrolü, Musul-Kerkük’le sınırlı kalmayacaktır. Kısa vadede Suudi Arabistan ki dostumuzun verdiği bilgiye göre yıllar önce Suudi Arabistan petrolünün transferi için boru hatları bitirilmiş. İslam dünyasının tepkisinden dolayı kullanılmayan hazır bir hat zaten var. Bu hat devreye konulacak. İsrail’in son yıllarda Rusya’yı ikna için uğraştığı ise ayrı bir bilgi. Bu arada her ne kadar Türkiye üzerinden geçirileceği söylense de Rusya’nın Barzani ile doğalgaz anlaşması yapması dikkat çekici.

Onun için Türkiye’nin atacağı adımlarının sağlamlığı veya cılızlığı Kuzey-Irak referandumu ile elindeki enerji koridorluğu avantajını zayıflatıp-kuvvetlendirebilecek.

Fakat şöyle bir gerçek var. Türkiye son zamanlardaki açıklamalardan anladığım kadarı ile Musul-Kerkük üzerindeki haklarımızın ancak Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması ile alınabileceğini biliyor. O nedenle savaşı göze aldığı takdirde referandum sonrası Musul ve Kerkük’e girmesi kaçınılmazdır. Bağımsızlık referandumu sonrası girmediği takdir de güneyinde oluşacak Kuzey Irak-Kuzey Suriye Kürt bandı ile Ortadoğu’da önü tamamen kesilmiş olacak. Bu arada başka bir ihtimal daha var Türkiye Irak ile 1926 Ankara Anlaşmasına dayanarak Türkiye-Irak Konfederasyonu’nu da kurarak Musul-Kerkük-Bağdat hattını garantiye alabilir.

Cuma’nın hayrı üzerinize olsun


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.