IKBY’nin yapmış olduğu bağımsızlık referandumunun Türkiye’de yaşayan Kürtlere yansımalarını görmek için geçtiğimiz hafta Muş, Mardin ve Diyarbakır’a gidip halkın nabzını tutmaya çalıştım. Özellikle referandum öncesi ve sonrasında Türk medyasının konuyu ele alış biçiminin bölgeye yansımasını ve Türkiye Kürtlerinin iç dünyasında neler olup bittiğini öğrenmeye çalıştım.

Hemen belirtmeliyim ki bölgede çok “dramatik” bir tablo var.

Kürtlerde büyük bir “kırgınlık ve küskünlük” hali var.

Bu hal, daha çok “AK Partili Kürtlerde” kendisini gösteriyor.

Özellikle Cumhurbaşkanımıza güvenen, onun Kürtler için yaptıklarını bilen ve sonuna kadar Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında olan Kürtler son derece üzgün.

Yıllardır HDP ile mücadele eden, kurulduğu günden beri oyunu AK Parti’ye veren ve bunun için bedel ödeyen Kürtler, Irak Kürdistanı’nda yapılan referanduma karşı gösterilen “aşırı tepki” ve “ötekileştirici dil” nedeniyle oldukça kırgın.

Bölgede yaşayan Kürtler, Türk medyasının Barzani ve Kürtler ile ilgili kullandığı dili “çok yaralayıcı, dışlayıcı ve tepeden indirgemeci” bir dil olarak görüyor. Bu dili, “eski Türkiye’nin plaza medyasının kullandığı dile” çok benzetiyor.

Hemen herkes, düne kadar Türkiye’nin en büyük müttefiki olan, ticari, siyasi ve diplomatik ilişkilerin en üst seviyede kurulduğu Barzani’ye karşı neden bir anda böylesi sert bir politika izlendiğini anlamlandıramadıklarını söylüyor. Irak Kürtleri ile Türkiye Kürtlerinin akraba olduklarını, dört parçaya böldürülmüş Kürtlerin bu coğrafyada tek kardeşinin Türk halkı olduğunu, fakat tüm bu kadim gerçeklere rağmen Türkiye’nin bu zor süreçte Iraklı Kürtleri yalnız bıraktığını ve dışladığını söylüyor.

Görüştüğüm hemen herkese “Irak Kürdistan’ında Kürdistan bayraklarının yanında İsrail bayrakları sallandığını, bu fotoğrafın Türkiye Müslümanlarını rahatsız ettiğini” söyledim ve bunun sebeplerini sordum!

Neredeyse tamamı sallanan İsrail bayraklarından kendilerinin de rahatsız olduğunu ifade etti.

Ancak!

Kürtler, başka bir şey daha söyledi!

Türkiye Kürtleri; Sykes Picot’un iflas etmesi sonrası sınırları yeniden “kendi lehine” çizmek isteyen “İngiliz-Amerikan-İsrail aklının” Türkiye Müslümanlarına karşı büyük bir algı operasyonu düzenlediğini, referandum öncesi ve sonrasında kendi ajanlarına İsrail bayraklarını sallatıp bu görüntüleri Türkiye’ye servis ettiğini ve böylece duygusal bir kopuşla Türkiye’yi IKBY’den koparmaya çalıştığını düşünüyor.

Herkes, yaşanan sürecin büyük bir “toplum mühendisliği süreci” olduğuna inanıyor.

Türkiyeli Kürtler, Türkiye ile IKBY arasında yakın dönemde imzalanan 50 yıllık petrol anlaşması, Irak Kürdistanı’nda çıkan doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya satılması, Türkiyeli işadamlarının Irak Kürdistanı’nda yüklendiği dev işler, iki ülke arasındaki yüksek ticari hacim ve ithalat ve ihracat rakamlarındaki büyüklüğün birçok ülkenin iştahını kabarttığını, tüm ülkelerin Irak Kürdistanı’ndaki yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden pay kapmaya çalıştığını, ancak Türkiye ile Irak Kürdistanı arasındaki güçlü siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkilerin üçüncü ülkelerin buradan pay kapmasına fırsat vermediğini söylüyor.

Türkiyeli Kürtler, son zamanlarda “İsrail bayraklı fotoğrafların servis edilmesiyle” Türkiye ile Irak Kürdistanı arasında bir duygusal kopuş yaşanmasının zemininin sağlandığını, İsrail-İngiliz-Amerikan aklının, bu büyük algı operasyonu ile Türkiye ile IKBY’nin arasını bozduğunu ve buradaki pastayı kapmak için büyük bir avantaj sağladığını ifade ediyor.

Bölgede konuşulan diğer bir konu da Neçirvan Barzani’nin referandumdan önce üç ay boyunca Türkiye hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek istediği ancak randevu alamadığı yönünde.

Bu ne kadar doğru bilemiyoruz. Ancak bölgede bu da çok sık konuşuluyor.

Sonuç olarak; bu coğrafyada “Müslümanların aleyhine işleyen” büyük bir operasyon tertip edilmiş durumda.

Sanki görünmez bir el, yine bir taş ile birkaç kuşu devirmeyi planlıyor!

1-Türkiye Kürtlerinin AK Parti’den soğuması ve kopması isteniyor.

Tam da HDP ve PKK’nın çok kan kaybettiği bir dönemde gerçekleşiyor bu. Yani birileri, AK Parti’nin bölgede güçleneceği bir dönemde PKK ve HDP’ye “can simidi” atıyor.

2-Türkiye’nin Irak Kürdistanı’ndaki varlığı sonlandırılmak isteniyor.

Tam da Türkiye’nin IKBY ile 50 yıllık petrol anlaşması yaptığı, doğalgaz petrol hattının inşa edileceği ve gelirin Halk Bankası üzerinden tahsil edileceği bir dönemde birileri Türkiye’yi by-pass etmek istiyor.

3-Erbil-Ceyhan enerji hattının by-pass edildiği, yerine Erbil-Lazkiye hattının kurulduğu ve kontrolünün PKK/PYD’ye verildiği bir coğrafya isteniyor.

Bu plan, Barzani’yi devirip yerine İran güdümündeki Goran Hareketi ya da PKK’nın getirilmesi ile gerçekleştirilecek. Amerika’nın uzun zamandır PKK/PYD’ye silah vermesini bu planın bir parçası şeklinde okumak gerekiyor.

4-Suriye’nin kuzeyi ile Erbil’in birbirine bağlanması ve Türkiye’nin güneyde bir “terör hattı” ile sınırdaş olması isteniyor.

Şimdi soru şu:

Türkiye, Müslüman coğrafyayı yeniden şekillendirmek isteyenlere karşı seyirci kalacak mı?

Yoksa…

Dil ve üslubunu değiştirerek, daha derinlikli, daha vizyoner ve daha kuşatıcı bir politikayla tüm planları bozacak mı?

Türkiye’nin bu sorulara vereceği yanıtlar ve atacağı adımlar önümüzdeki süreci belirleyecek!

Çünkü IKBY’nin şahsında tecessüm eden mücadelenin derinliklerinde yine bir “Mazlum-Zalim”, “İmam Hüseyin-Yezid” ya da “Hak-Bâtıl” mücadelesi yatıyor.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Suat arinc 2017-10-05 08:47:05

Yapmiş olduğunuz arastirma bire bir bir muhafazakar ķürt olarak o bölgeyi çok iyi bilen biri olarak imzami atarim durum tamda öyle türkiyenin acilen uslubunu değiştirmesi lazim hepimiz rahatsizlik doyuyuruz

Avatar
Necati Budak. 2017-10-05 16:20:42

Selemün Aleyküm. Öncelikle bir Türk olarak, Kürtlerin de diger Müslüman halklar gibi bir devletinin olmasını amasız, fakatsız, lakinsiz belirtmek istiyorum. Burada belirtilmeyen konu şu Kürt kardeslerimin bu hakkının Barzani tarafından bir seçim malzemesi olarak yanlış bir zamanlama ile ve anlamsız bir inat ile heba edilmesi,bağımsızlığın belkide çok ama çok uzun bir zamana ötelenmesi sonucunu doğurmuştur. Zaten bölgede var olan sorunlar, yangın yerine dönüşmüş bir coğrafyada at izi it izine karışmısken, başta İran, Irak, Suriye ve yine kendi iç dinamiklerinden dolayı TR nin böyle bir karara eh demeyecegi belli iken, ve bunu kararlılıkla ve en üst perdeden dillendirmişken , mahalle abisine racon kesen yeni yetme edasıyla posta koyan Barzaniye hiç deginmemeniz bu konuda bölge halkının düşüncesini sormamanız eksiklik!

Avatar
süleyman şah 2017-10-05 11:50:11

bence,devletin en tepesindeki yönetici c.reisimiz r.t.erdoğan böyle konuşuyorsa,türkiye'nin menfaatlerini böyle koruyorsa bildikleri vardır,zira hertürlü bilgi elinin altındadır...o halde ona güveniyorum...

Avatar
M.Ali beyazsahin 2017-10-05 19:00:11

Reis benim gibi muhafazakar kürtlerin kafasinda müthis bir bulmaca misalidir su an... simdilik kirginiz ve bu politikasi devam ederse darilacagiz küsecegiz... dilerim ilerde daha kötüsü olmaz

Avatar
Feyzullah Yalçin 2017-10-05 23:34:31

Gelin biz hep beraber Kerkükün tarihini Sultan Abdulhamid Han zamanında yazılmiş olan Kamusul-Alâm Ansiklopedisinden okuyalım: Şemseddin Sami Arnavut kökenli bir yazar ve Sultan Abdülhamidin emri ile Kamusul-Alâm Ansiklopedisini yazıyor.

Osmananlı İmparatorluğunun başkenti İstanbulda yayınlanan ve birinci cildi 1889 yılında, son cildi olan altınci cildi de 1898 yılında yayınlanıp dokuz yılda tamamlanmış olan bu dev Ansiklopedi, tariteki ilk Türkçe Ansiklopedidir.
Bu eserde Kerkük bir kürt şehridir ve halkın dörtte üçü kürttür diyor.
 
KERKÜK: Kürdistanın Musul ilinde ve Musulun 160 kilometre güneydoğusuna, bir sıra tepelerin altında, geniş bir ovanın kenarında ve Edhem ırmğı üzrinde, Şehrezor sancağının merkezi bir kenttir.
30.000 nüfusu, kalesi, 36 cami ve mescidi, 7 medresesi, 15 tekye ve zavıyesi, 12 hanı, 1.282 mağaza, dükan ve bedesteni, 8 hamamı, ırmağın üzrinde bir küprüsü, bir ortaokulu ve 18 çocuk okulu, 3 kilisesi ve 1 sinagogu vardır.
Bir tepenin üzerinde bulunan kal

Avatar
muallim 2017-10-08 22:29:17

zilan bey hani israil bayrakları kürtlerin elinde yoktu onlar fo montajdı, ne oldu dogruymus değil mi ya ALLAH SİZE FIRSAT VERMESİN