İddianın sahibi AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu. Çıktığı bir televizyon kanalında konuşan Kuzu “ Zarrab baştan beri ABD ajanı olabilir! Gözaltına alındığında korku ve baskıdan da bunları konuşuyor olabilir. Tüm ihtimaller göz önünde bulundurulmalıdır. Davanın hukuki hiçbir temeli yok. Trump, tüccar mantığıyla bizden para koparmaya çalışıyor”

Bu iddialar üzerinden yola çıkarsak ki, çıkmak gerekir. Sayın Kuzu’nun bahsini ettiği şeyler bir iddiadan öte, hakikate çok yakın gerçeklerdir aslında.

Davanın hukuki bir temeli olmadığını anlamak için uluslararası hukuk bilmeye ve hukukçu olmaya lüzum yoktur. Türkiye’ye çekilen operasyonlar, darbe teşebbüsleri ve en son 15 Temmuz ihanet girişimi zaten bize her şeyi fazlasıyla anlatmaktadır. Uluslararası güçlerin kumpasları veçhile işgal edilmek istenen bir medeniyetin tam olarak orta göbeğinde bulunan bir ülkeyiz. Ortadoğu’ya açılan kapı ve coğrafik açıdan kritik bir yer tutuyoruz. Bunların yanı sıra, geçmişten gelen tarihi bağlar ve kadim kültürümüzün nüfuz alanı sadece bu bölgeyi değil, Afrika’nın tamamını da kapsıyor. Balkanlar ve Avrupa içlerine kadar söyleyecek sözü olan iddia sahibi bir ülkeyiz. Yükselen ekonomisi ve savunma sanayi alanında sağladığı gelişmelere bağlı olarak, Dünyanın 4. En büyük ve en güçlü ordusuna sahip bir ülkeyiz!

Kısaca, dünyayı savaşlarla dizayn edip sömürmeye alışmış güçlerin hedef tahtasında olmamız aslında çok olağandır. Tek başında yönetmeye ve köleleştirmeye alışmış ABD ve avanesinin, güçlü bir Türkiye’ye operasyon çekmesi ve kumpas kurmasından daha doğal ne olabilir!

Asıl anlaşılmayan ve yıkıcı olan durum, ABD’nin tezgah ına çanak tutan, ABD’nin menfaatleri için kendini paralayan ana muhalefet partisinin tavrıdır! Gönüllü ABD Büyükelçisi gibi davranan, her fırsatta ülkesine zarar vermek için çabalayan bir partinin varlığı, sözü edilen partinin kendi tabanı tarafından bile yadırganmaktadır.

Gerekirse ismini de vermekten çekinmeyeceğim bir CHP’li Milletvekili ile yakın bir dostum arasında daha dün geçen spontane görüşmede, CHP’li vekilin söyledikleri bunun kanıtıdır. Aynen şöyle diyor vekil “Kılıçdaroğlu’nun belgelerinin sahte olduğunu düşünüyorum. Bakmak istedim bana bile göstermediler. Kılıçdaroğlu’nu ve CHP’yi tuzağa düşürdüler”

Peki ben sorayım: Kim düşürdü tuzağa? Cevabını kendileri bulsunlar artık.

17-25 Aralık, 15 Temmuz, Zarrab davası ve Kılıçdaroğlu’nun ortaya attığı iddialar birbirinden, hele hele, ABD ve FETÖ’den bağımsız şeyler değildir! Bu kadar komplo ile karşı karşıya kaldıktan sonra, Zarrab’ın niyetinin sorgulanması, ilişkilerinin araştırılması gerekmektedir. Daha Miami’ye gitmeden önce bu adamın CIA ajanlarıyla defalarca görüştüğü iddia edilmişti. Aslında Zarrab’ın elini kolunu sallayarak ülke dışına çıkmasına imkan verilmemeliydi. Türkiye düşmanlarının, özellikle ABD’nin ajan örgütü olan ve kirli işlerini yaptırdığı “FETÖ terör örgütü”nün Zarrab üzerinden Türkiye’yi vurmaya çalışacağı bilinmeliydi! Bu konuda ciddi bir istihbari araştırma yapılmalıdır. Zaman zaman “Fetöcü kriptoların hala kritik noktalarda Devlet içinde olduğu” konusunda uyarılar yazılıp çizilmektedir. Bu noktadan hareketle baktığımızda bu varsayımların gerçek olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor. Zarrab, ABD ajanı ya da değil, Türkiye’nin başını derde sokacak derecede kritik bir adamın bu ülkeden çıkışına asla izin verilmemeliydi.

ABD’nin operasyonu tamamıyla tezvirat ve iftiralardan mütevellit, Düzmece bir iddianame ve 17-25 Aralık’ta kullanılan sahte belgeler, montaj kasetlerden oluşan delillerle oynanan bir komedi şov. Bunu ABD’lilerde en az bizim kadar biliyorlar. Ancak Burhan Kuzu’nun iddiaları yabana atılacak cinsten değil. Ne demiş sayın Kuzu “Trump tüccar mantığıyla Türkiye’den para koparmaya çalışıyor!” Bunun adı “Haraç”tır! Yakın geçmişte Suud’dan aldığı 150 Milyar dolar, Katar’a çekilen operasyon ve sonrasında silah satışıyla elde ettiği (kestiği haraç) 12 Milyar dolarlık rakamlara bakıldığında, aynı kumpasın Türkiye’ye kurulduğu aşikardır. Ancak Türkiye’ye çekilen operasyon tamamıyla para ile alakalı değildir. Zira ABD, FETÖ ve CHP’nin başını çektiği “Milli olmayan muhalefet”in asıl hedefleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır! 2019 Seçimlerini yaptırmamayı amaçlıyorlar ya da AK

Parti’nin seçimi kaybetmesini! Türkiye ve Erdoğan’a itibar kaybettirerek, hem Türkiye’nin bölgedeki etkisini ve nüfuzunu, Hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimi kaybetmesine yönelik bir kumpanyadır bu!

ABD mahkeme sonrası Türkiye bankacılık sektörüne ceza keserse ne olur?

Tıpkı vize konusunda verdiğimiz karşılığın aynısını veririz! Biz de ABD bankacılık sistemine ve burada faaliyet yapan kuruluşlarına gerekli cezayı keseriz. Mütekabiliyet gücüne cesaretine sahibiz. Ayrıca elimizde “İncirlik” gibi hayati bir kartımız da var.

İşin özeti şudur: ABD, FETÖ marifetiyle bir tuzak hazırladı. Bunda kısmen başarılı oldu da. Ancak gelinen noktada, Türkiye tüm kartlarını açık oynuyor ve ABD’nin elini görüyor. ABD’nin bu kumpası fiyaskoyla sonuçlanacaktır. Zira ekonomik açıdan ve siyasi bağlamda tükenmişlik noktasındadır ABD! Dünyanın en çok iç ve dış borcuna sahip ülkedir ABD! Gücünü ve cesaretini yitirmiş ezik bir ABD’nin Türkiye’ye asla gücü yetmez. Hodri meydan!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.