Bütün mazlumlara yardım ederiz

AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu, Türkiye’nin insanî yardım konusunda bugüne kadar hiçbir ayrım yapmadığını söyledi. Güllüoğlu, “Biz Sudan’da, Haiti’de, Afrika’nın bazı bölgerinde Hristiyanlara da yardım götürdük. İsterse Amerika’ya da yardım ederiz” dedi.

Bütün mazlumlara yardım ederiz

AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu, Türkiye’nin insanî yardım konusunda bugüne kadar hiçbir ayrım yapmadığını söyledi. Güllüoğlu, “Biz Sudan’da, Haiti’de, Afrika’nın bazı bölgerinde Hristiyanlara da yardım götürdük. İsterse Amerika’ya da yardım ederiz” dedi.

13 Eylül 2017 Çarşamba 09:36
Bütün mazlumlara yardım ederiz

Serdar Arseven-Neşat Gündoğdu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi ve diğer heyet üyeleriyle birlikte Myanmar Soykırımı'ndan kaçan Müslümanları ziyaret eden AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu ile Arakanlı Müslümanlar için yapılan yardım çalışmalarını ve çok daha fazlasını konuştuk:

-Başbakan Yardımcısı Sayın Recep Akdağ ile birlikte bir “Yardım Kampanyası” toplantınız oldu… Katılım çok iyiydi…

-İlgi gösteren herkese çok teşekkür ediyoruz. Malûm, Bangladeş'teki kamplara sığınmak zorunda kalan çok zor durumdaki kardeşlerimizin sayısı 300 bini aştı. Bu çok büyük bir rakam... Yardım Kampanyası'nın ayrıntıları için  www.arakanasahipcik.org adresini vermiştik. Yardımsever kardeşlerimiz gerekli bilgileri buradan edinebilir.

-Zulüm coğrafyasının alanı da, sorumluluğumuz da artıyor…

-Evet, bu coğrafya genişliyor, bizim için de genişliyor. Arakan çok zorlu bir coğrafya… Sorun yıllardır süren bir sorun. Orada uzun yıllar boyunca bir Arakan İslam Devleti var. Arakan İslam Devleti'nden sonra bir Burma Devleti var, Budist ağırlıklı.  Burma Devleti, Arakan Eyaleti'ni alıyor ama Müslümanlar orada yaşamaya devam ediyor. 1700'lü yıllarda ise İngilizlerin oraya artan bir ilgisi söz konusu… Hatta yine enteresan bir bilgi; Bangladeş'in Arakan sınırındaki şehrin adı Cox's Bazaar. Cox bir İngiliz'in soy ismi, Hiram Cox. Tam Türkçe çevirisi Cox'un Çarşısı. Bu Hiram Cox oradaki Müslümanlarla ilgilenmek için gidiyor. Sonra, Japonya, Burma'yı işgal ediyor. Myanmar'dan önceki ismi Burma. İngilizler, Burmalı ve Arakanlı Müslümanların (!) desteği ile tekrar Japonya'dan orayı geri alıyor. Ama hem Burmalılara hem de Arakanlılara diyor ki ‘İkinize de devlet sözü veriyorum.' Sonra İngilizler, başka yerlerde yaptığı gibi Müslümanlara verdiği sözden vazgeçiyor ve orada yeniden bir Burma Devleti kuruluyor.  Ama devlet kurulduktan sonra da yakın zamana kadar orada hâkimiyet hep ordunun elinde ve Müslümanların eziyet çekmelerine neden olan oradaki temel faktör Myanmar Ordusu.

“MÜSLÜMANLAR YILANDIR” ZİHNİYETİ!

-Budist Cemaatler…

- 969 Cemaati diye geçen önemli bir cemaat… “Müslümanlar yılandır nerede görülürse öldürülmelidir!” diye açıklamaları var. Tabi konu böyle böyle büyüyor ve 25 Ağustos'tan bugüne kadar 300 binden fazla insan Bangladeş sınırını geçiyor. Arakan'dan, kimi için üç günlük kimi içinse on günlük bir yürüme; kimi botlarla,  kimi yürüyerek geçiyor. Şu anki mevsim, muson yağmurlarının yağdığı mevsim… Bataklık, dereler, seller şu an yine enteresan bir durum. Aynı zamanda Bangladeş'te çok büyük bir sel oldu ve 100 binden fazla insan selden etkilendi. Pirinç tarlaları suların altında ezildi. Yani çok ciddi de bir zorluk var.

-Bangladeş de istemiyor mazlumları…

-Yabancı gazeteci Bangladeş Başbakanı'na soruyor;  “Bangladeş ordusu gelenleri geri gönderiyor, ne diyorsunuz buna?” diye. ‘Yok' diyor ‘biz' diyor ‘Zorla geri göndermiyoruz, geri gitmeleri için ikna ediyoruz. Onlar da geri gidiyorlar' diyor. Ama… Myanmar Hükümeti mayın döşedi ve şu an geri gelmek isteyenlerin de yolları kapalı. Bizzat gelenlerden kendimiz duyduk, 10 gün süren yol hikâyeleri var. Bangladeş'te resmi kamplar var, köyler var bir de gayri resmi kalınan yerler var. Bir kısmı akrabaların yanına geliyor. Bir kısmı ise kamplara geliyor. Üç tane resmi kamp var. Kamplar mevcut kapasitelerinin çok üzerinde. Bangladeş seyahatinin şöyle bir faydası olacağını umuyoruz: Birkaç ay önce ilişkiler biraz gerilmişti hatırlarsanız, idamlardan dolayı. Bu seyahatte şöyle samimi bir teklifle gitti Türkiye. Hem Hanımefendi (Emine Erdoğan Hanımefendi) hem diğer heyet üyeleri;  “Bu insanlara yardım etmeye hazırız, bize müsaade edin gerekiyorsa kamp kuralım. Kamplara destek olalım”… Yani, “Biz hazırız” mesajı verildi. Umarız ilişkilerin gelişmesi anlamında da faydalı olacaktır bu süreç. Myanmar tarafında ise daha çok diplomasiye ihtiyaç var.  Sadece Türkiye'nin söylemesi ile alâkalı değil. Myanmar'ın ilişki kurduğu herkesin söylemesine ihtiyaç var. Konunun arka plânında şöyle bir durum da var: Myanmar'ın içinden bir petrol boru hattı geçiyor Çin'e ve bu petrol boru hattının bir kısmı Arakan'dan geçiyor. “O yüzden de buralar boşaltılmaya çalışılıyor!” ifadesi var. Kendilerinde bulunan petrol değil bu. Limana gelen tankerler için bütün o kıyıyı dolaşmaktansa oradan geçmek çok daha ekonomik... Böyle, enerji koridoru olmanın getirdiği sıkıntı var. Bu insanların tekrar vatandaşlıklarının alınması lazım, bu insanlar şu an vatansız. Elindeki parası da yok sayıldı. Bir de üstüne sürgün.

“MÜSLÜMAN OLDUKLARI İÇİN ZULÜM GÖRÜYORLAR!”

-Müslüman oldukları için bunlar yapılıyor…

-En temel etken Müslüman olmaları. İçinde terörü barındırıyor. Bu bütün dünyada uygulanan tarz… Şimdi… Bangladeş'e gitmek zorundalar. 300 binden daha fazla insan, bir de eskiden gelen var. Bangladeş'in durumu belli, kaldıramıyor yükü, bunu da ifade ediyor. Biz diyor “Neden bu gelenleri almak zorundayız ki” diyor. Başbakanlarının ifadesi bu... Yani burada da, işte Türkiye bu üç milyon insanı alırken şunları söyledi hep Cumhurbaşkanımız, “Biz bu insanları almak zorundayız, bu insani bir vazifemiz”. Bangladeş Başbakanı ise diyor ki, -bu ziyaretler bu tavrı değiştirecek diye umuyorum- “Biz niye almak zorundayız ki”. “Myanmar'a baskı yapın bu insanları göndermesin” diyor. Dünyanın ikilemi…

-Amerika'ya da teklif ettiniz mi, malûm felâket üstüne felâket yaşıyor ABD?

-Edildi, kasırga ile alâkalı.

-Size yardım edelim dediniz yani?

-Biz daha önce de dedik onu.

-Amerika'da da kaçış var felâketten… Ama oradan da bir Hıristiyan dese “biz evsiz kaldık, barksız kaldık, AFAD yap bize bir iyilik…”

-Güney Sudan'dakilerin çoğu Hıristiyan'dır, yardım teklifimizi gönderdik. Haiti'ye öyle, çoğu Hıristiyan'dır, yardım gönderildi. Biliyorsunuz, ben Eski Kızılay Genel Müdürü'yüm. 2004'teki tsunamiden sonra hem Müslüman Endonezya'da hem Budist Sri Lanka'da  yardımlar yapıldı.  Biz insan ayrımı yapmayız. Dinimiz bize ‘İnsanların en hayırlısı Müslümanlara hayırlı olandır'  demez; ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır' der. Odaya bir hasta girdiği zaman ‘Özür dilerim, hangi dindensiniz?' demezsiniz. Bizim inancımız anlayışımız böyle, bir de ‘Müslümanlar yılandır, nerede görülse öldürülmelidir!' diyen bir zihniyet var!”

BAZI EKSİKLERİMİZ VAR

-FETÖ'nün yurtdışındaki yalanları… Türkiye'nin algısını bozmak için ellerinden geleni yapıyorlar ama… Sizin çalışmalar önemli, bu kirli çabaların başarıya ulaşamaması bakımından da…

-Türk Medyası'na da ilgili devlet kuruluşlarına da çok ciddi vazifeler düşüyor. “Türkiye, Suriyeliler için ne yapıyor? Türkiye, insani yardımda ne yapıyor?”u daha çok anlatmak gerekiyor. Fransa'daki Suriyelilerin kampını gördük hepimiz. Hırvatistan'da, Makedonya'da gördük. Yani oralarla kıyaslayınca ya da Amerika'nın mesela Meksikalı göçmen politikasıyla kıyaslayınca Türkiye, mültecilik anlamında dünyanın ezberini bozdu.

-Bunu anlatma noktasında eksiklikler mi var...

-Kesinlikle, kesinlikle, yani bunun savunuculuğunu yapma, bunu filmini yapma, bunu haberini yapma, bunu çok daha geniş bir şekilde anlatma noktasında yapmamız gereken çok şeyler var. Kim neyi anlatırsa o sanki gerçekmiş gibi algılanabiliyor.   

BÜYÜK BİR ÇIKARTMA

-Emine Hanımefendi ile Bangladeş çıkartması nasıl geçti, Aileden sorumlu Bakan Hanımefendi vardı, Ravza (Kavakçı) Hanımefendi vardı, Dışişleri Bakanı vardı…

-Türkiye'nin 2011'de Somali'ye yaptığı bir insani yardım çıkartması vardı. Emine Hanımefendi yine 2012'de Bangladeş'te kamplara gitti. Türkiye'nin bu “insani yardım çıkartmaları” açıkçası çok önemli diye düşünüyorum. Arakan'da olanlar... Kime dokunursak, bin ah işitiyorsunuz. Tabi Emine Hanımefendi, hem hanımefendi hem bir anne,  çocukları var, torunları var. Bangladeş'te gördüklerinden elbette çok etkilendiler, biz de çok etkilendik. Çok zorlu iklim koşulları var oranın. Muson yağmurları var, inanılmaz nemli, inanılmaz sıcak bir ortam ve insanlar bu Bangladeş'e ulaşabildikleri için seviniyorlar. Ama ‘Durumunuz nedir?' diye sorduğunuz da düzenli gıda hizmeti alamadıklarını, diğer hizmetleri alamadıklarını ifade ettiler. Biz buralarda hizmet vermeye, eksik kalan hizmetleri tamamlamaya, gerekirse yeni çadırkent kurmaya, yeni kamp kurmaya hazırız. Teklif ettik.

-Şu anda Türkiye'nin yardım ekipleri ne durumda orada?

-Şu an TİKA ve Kızılay ekipleri orada, eskiden beri zaten çalışıyorlar. AFAD olarak biz de bir ekip önümüzdeki günlerde göndereceğiz. Biz tabi AFAD olarak şunu teklif ettik. “Biz AFAD olarak Türkiye'de kamp kurma ve yönetme becerisine sahibiz. 200 binden fazla insanı barındırdığımız kamplarımız var. Bu tecrübeyi paylaşmaya hazırız” dedik. Nitekim ilgili hazırlıkları da yapıyoruz şu an. AFAD'ın da dâhil olduğu Kampanya'yı Başbakan Yardımcımız Sayın Recep Akdağ kamuoyuna duyurdular malum.  Alanda, “nerede nasıl bir kamp kurulur, kaç kişilik, ne gibi hizmetler verilir” konusunda çalışmayı başlatıyoruz. Tabi bugüne kadar yapılanlar dünyanın ilgisini çekme anlamında önemli. Çünkü ben defalarca Somali'ye gittim. 2011'deki o zaman başbakanımız olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın seyahati, günümüzdeki Somali için bir dönüm noktası. Mogadişu'nun çehresi değişti. Artık eğitim hizmeti artıyor, üniversitesi artıyor, hastanesi artıyor.

 

“GÜCÜMÜZ YOKTU!”

-Türkiye oralara ilgide niçin çok vakit kaybetti sizce, son 15 yılda ilgi göstermeye başladık, geç değil mi bu?

-Güçlüyseniz gidersiniz. Yani 99 Depremi olduğunda o zamanki Başbakanımız alana gidemedi, kendisinden haber alınamadı. Ama 2011 Depremi olduğunda Türkiye, tam kadro alandaydı. Suriye Krizi bundan 20 yıl önce olsaydı, 3 milyon insanı kabul edemezdik. Bu ekonomik güçle alakalı bir şey... Ama şu an Türkiye ekonomik olarak güçlendi. Artık, “Bangladeş'e nasıl yardım yaparız?” ona kafa yoruyor. Ülkenin geldiği seviyeyi göstermesi adına hakikaten önemli bir gösterge… Umarız gittikçe gelişecek, başka ülkelere de, bir de tabi şunu söylemek lazım; Türkiye dünyadaki bütün insani yardım krizlerine yetemez. Yani dünyada şu an 65 milyondan fazla insan göçmen, dünyada her gün 800 milyon insan gece aç yatıyor. Yani her gün düzenli yemek yiyemiyor. Dünyada sağlık hizmeti alamayan milyarlar var. Yani sadece Nijer örneğini vereyim mesela. Koca Nijer'de 14 dişçi var. Yani dünyada böyle korkunç bir gelir adaletsizliği var.  

Son Güncelleme: 13.09.2017 09:36
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.