Döviz savaşı Türkiye'yi güçlendirir

ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, dövizdeki hareketliliğin doların anayurduna döneceği beklentilerinden kaynaklandığını belirterek, “Döviz savaşlarından Türkiye güçlenerek çıkacak” dedi.

Döviz savaşı Türkiye'yi güçlendirir

ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, dövizdeki hareketliliğin doların anayurduna döneceği beklentilerinden kaynaklandığını belirterek, “Döviz savaşlarından Türkiye güçlenerek çıkacak” dedi.

10 Aralık 2016 Cumartesi 09:22
Döviz savaşı Türkiye'yi güçlendirir

İSMAİL ZELVİ/İSTANBUL

ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, Başkanlık sistemine geçerek sorunlarını minimize edecek olan Türkiye'nin terörü çözüp, Suriye'de barışı sağladığı anda önünde kimsenin duramayacağını söyledi.

Son günlerde yaşanan döviz hareketliliği ile ilgili önemli İşadamı kuruluşlarımızdan ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca ile görüştük. Koca Türkiye'nin 2023 hedeflerini yakalayacağını savunuyor. Röportajımızı takdirlerinize sunuyoruz.

Son günlerde finans piyasasında yaşanan döviz krizini nasıl açıklıyorsunuz? Türkiye'ye karşı bir operasyon mu yapılıyor? Yoksa iç ve dış piyasaların normal seyri içinde mi gelişmeler yaşanıyor?

M.K. Döviz hareketliliği bizim açımızdan fazla sürpriz olmayan bir gelişme. Herkesin de fark ettiği gibi tüm dünyada cereyan eden bir hareketlilik var. Özellikle TRUMP'in sürpriz bir şekilde ABD başkanı seçilmesiyle birlikte devreye giren bir hareket. Yine ortak kabulle, döviz anayurduna dönüş yapıyor. Artık ABD faizleri yükseltecek düşüncesi, sermaye akışlarının gelişmekte olan ülkelerden merkeze doğru yönelmesine sebep oldu.

Bu akış gelişmekte olan ülkelerin paralarında ciddi anlamda bir kanı oluşturdu. Bizi daha derinden ilgilendiren tarafı, biz birçok sorunla uğraşırken bu gelişmeye hazırlıksız yakalandık.

Ekonomik büyüme seviyemiz ve oranlarımızın genellikle iyi olmasına rağmen bir kısım önemli açıklarımız yok değil. Cari açıktan başlamak üzere Uluslararası Yatırım Pozisyon açığı, reel sektörün döviz açığı gibi konular bizim için kırılganlık alanlarıdır.

Nabzın düştüğü dış ticaretin ve kapasite kullanım oranlarının zayıfladığı dönemlerde bu tür dış faktörler dövizi zıplatır. AB kendi içinde çok ciddi sorunlar yaşarken bizimle girdikleri söylem savaşı da bizi olumsuz etkileyen unsurlardan oldu. 

Buna bir de FETÖ operasyonları eklenince bizi biraz sıkıntıya sokmuş oldular. Biz buradan çıkarız. Hem de daha güçlü çıkarız. Kimsenin endişesi olmasın.     

2016 yılında önce darbe girişimi ardından da AB ile ilişkilerde ekonomiyi olumsuz etkiledi. Sizce 2016 sonunu Türkiye nasıl tamamlayacak.

  • 2016 yılını ekonomik veriler açısından çok iyi tamamlarız diyemem. Ancak şunun iyi bilinmesini isterim, bizim önümüzde bir kısım bariyerler var. 2017'nin ilk çeyreğinde o bariyerleri istediğimiz şekilde aştığımızda bizi kimse tutamaz. Bunlarla birlikte önümüze ne kadar yeni engel çıkarırlarsa çıkarsınlar fark etmeyecek. Milletimiz bunların tamamını aşacaktır.
  • Başkanlık meselesini çözelim, terörü minimize edelim ardından Suriye'de bir barış havası olsun bizim önümüzde kimse duramaz.

 

Bu gelişmelerin ardından 2017 yılından beklentileriniz ne? Türkiye AB'den uzaklaşır mı? Bu gerçekleşirse ekonomiyle ilgili beklentileriniz ne?


- Biraz ifade etmiş oldum. 2017 bizim için umut yılıdır. Engelleri bir bir aşıp sağlıklı ve sade bir düzleme yerleşeceğiz. Durum çok daha iyi olacak.

AB önemli bir çıpa. Özellikle üçüncü dinamikler açısından AB ile olan ilişkiler çok etkileyici oluyor. Orada ki sır da AB'nin ekonomik performansında, çok yüksek düzeyli insani tutumundan filan değil. Sadece mevzuat geçerliliği güven veren bir unsur olarak gözüküyor. Bu da hiç şüphesiz önemli bir durumdur. Devlet demek hukuk demektir adalet demektir. Bunlarla ilgili verilecek güven ilk önce ekonomi için cazibe unsuru olmaktadır. Bu açıdan AB ile ilişkimiz mütemadiyen “eşik üzeri” bir pozisyonda olsa dahi bizim için iyidir. AB kendi geleceğini öngöremezken bizim onlarla polemiğe girmemizin pek bir esprisi yok. Durumu değerlendirelim yeter, diye düşünüyoruz.    

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ‘Dolarınızı bozdurun altın ve TL alın' sözleri sizce başarılı olur mu? ASKON olarak bu konuda sizin veya üyelerinizin atacağı ne tür adımlar var.

  • Bu konjonktürel bir hareket. Bir kampanya. Bundan beklenen tüm döviz baskısını çözmesi değildir. Şimdi içinde bulunduğumuz girdaptan istifade ederek nispeten anlamsız hale gelmiş olan döviz talebini minimize etmek ve böylece kısmi olarak yerli parayı anlamlı kılacak bilinci oluşturmaktır. Bu açıdan etkili olduğunu görüyoruz. Ülke içinde AVM'lerin yabancı parayla kiralama yapmaları ne kadar saçma bir düzendir. Bunlar bitmeli. Sadece yurt dışından zorunlu olarak yaptığımız bir kısım sözleşmeler hesap defterimizde gözükmeli. Yoksa iş zor olur.
  • Hiç şüphesiz esas mesele, dövizi kontrol etmenin esas yolu, ekonomik dinamikler üzerinden dövize ihtiyaç bırakmayacak bir istikrar ve güven atmosferinin sürdürülebilir bir seviyede tutulmasını temin etmekten geçer.

Erdoğan her konuştuğunda iç piyasada dolar yükseliyor. Sizce bu uluslararası bir oyunun parçası mı. Bu konuyla ilgili Soros ve ekibinin özel olarak çalıştığı konuşuluyor. Yoksa vatandaş elindeki doları satmak istemiyor mu?

  • Yukarıda ifade ettiğim gibi bu meseleler sadece konuşmak ya da kampanya yapmakla çözülemez. Operasyon yapılabilir. Eğer bizim ekonomiyle ilgili dengelerimiz sağlamsa tüm operasyonları boşa çıkarabiliriz. Ama eğer sağlam değilse o zaman başarı şansları yükselir.
  • Bizim 300 milyar dolar civarında reel sektör döviz açığı söz konusu, bir küçük hareketle buradan milyarlık kazanacak olanlar bu fırsatı kullanırlar. Aşikar bir gerçekliktir.
  • Vatandaşın birden elindeki tüm dövizi bozdurması ne kadar faydalı olacak onu da düşünmekte fayda var.

Yaşanan son süreç dikkate alındığında Türkiye'nin 2023 hedeflerini yakalama ihtimali nedir?

  • Daha önce belirlenmiş olan hedefleri yakalama şansını kaybettik. Ancak onlar hedefti. Hedefli çalışmak her zaman iyidir. Adeta kendimizle yarışıyoruz. Rakamları yakalayamıyor olabiliriz. Ancak genel hedeflerimize doğru gittiğimiz bellidir. Bu da bir başarıdır.
  • O hedefler içerisinde rakamalar bir hayli iddialı idi. GSYH 2 Trilyon dolar, ihracat 500 Milyar dolar gibi. Diğerleri de bunlara bağlı. Şimdilik bunlar biraz uzak.

Türkiye AB ile yoluna devam etmeli mi, yoksa kendine yeni bir ekonomik pakt bulmalı mı?

  • Bazen yolunda olmak içinde olmaktan iyi olabilir. Açıkçası şu anda AB içinde olmanın ekonomik bir cazibesi yok. İfade ettiğimi gibi bir hukuk hakimiyeti imajı var. Biz kendimiz daha hukuki, daha insani daha evrensel değerleri taşıyan bir devlet kuralım ve AB kenarda durmaya devam etsin. Ama önce kurup sonra konuşalım. Başka paktlar olamaz değil ancak, gerçekten bize bu anlamda güç ve destek verecek yapılar olmalı. Şangay 5'lisi ekonomik kapasite açısından iyi ve yığınla ham alanın olduğu bir yer ancak, hemen hemen hiçbir standardı yok. Risk çok, güven yok. Sanki orada olmak için de güçlü olmak gerekir gibi duruyor.

Doların bu kadar yükselmesi büyüme, ihracat ve enflasyonda bozulmalara yol açar mı?
 

  • Şüphesiz bir kısım dengeleri bozuyor. İthalata dayalı tüm üretimlerin maliyetlerini artırıyor, ihracatın miktarını artırabilir ama kârlılığını düşürüyor. Borç yükünü artırıyor ve GSYH rakamını dolar cinsinden aşağı çekiyor. Yani 10 bin dolar KBMG bile artık lafta kalmış oluyor.      

2017 sonunda sizce, dolar, büyüme, enflasyon ne olur?

  • Şimdi açıkçası 2016 sonunu tam ifade edemezken 2107 sonunu sormanız spekülasyon istediğiniz imajını veriyor. Ciddi bir ümit yaşadığımızı ifade ediyorum. Ancak izninizle şimdilik rakam vermeyeyim. En azından üçüncü çeyrek rakamları açıklansın tekrar bakalım.

Bankaların karı ilk 9 ayda neredeyse yüzde 50'nün üzerinde arttı. Sizce bankaların reel sektöre bakışı nedir. Reel sektörü ya da Türkiye'yi mi yoksa kendilerini mi düşünüyorlar?

  • Bankacılığın evrensel tutumu çok benzerdir. Tabii ki kendilerini öncelerler. Finans meselesi stratejik konulardan bir tanesidir. Bu yüzden BDDK diye bir kurum var. Kimseyi kendi haline tam olarak bırakmazsınız. Bir kısım makro yapılar dikkatten uzak bırakılmamalı.

Türkiye savunma sanayiinde yerlileşiyor. Sıra otomotivde? Sizce Türkiye'nin önde gelen gruplarının yerli otomobile bakışı nedir.

  • Herkes hesap yapıyor. Kritik nokta sürdürülebilirliktir. Bu yüksek rekabet ortamında var olabilmek ve işi devam ettirebilmek ne demektir insanlar buna bakıyorlar.
  • Maalesef sermayeler yükseldikçe küresel anlayışlar da daha fazla egemen oluyor. Ancak avantajlar baskın çıkarsa üretim kararı verilebilir. Aksi halde zor.

Patronlar Kulübü TÜSİAD sizce Türkiye'nin milli menfaatleri safında mı yer alıyor? Yoksa kendi üyelerinin çıkarları için mi çalışıyor? Dernek ve birlikler önce kendi üyelerinin çıkarını düşünür ancak olağanüstü durumlarda bunun değişmesi gerekmiyor mu?

  • Bu soru kendilerine sorulmalı diye düşünürüm. Siz gazeteci dostlarımızın bu konuda bir kısım tespitleriniz varsa onlara yöneltip cevap isteyebilirseniz daha doğru olur. Bizim bir kısım şahısların ya da kurumların niyetleri konusunda konuşmamız şık olmaz.
  • Efendim, Ekonominin önemli barometrelerinden biri de faizler. Bu konuda Sn. Cumhurbaşkanı ile Merkez bankası arasında ihtilaf mı var?

 ​Şu anda en uyumlu dönemini yaşayan bir ekonomi yönetimi var. Küresel sistem içerisinde ve çokça bağın girift bir şekilde birbirine girdiği bir düzlemde çok yüksek düzeyli ihtiyaçsızlık pozisyonu olmadıktan sonra sadece sözle faizi düşürmek mümkün olamamaktadır. TCMB yi halen yönetenler buna inandıkları halde bunu gerçekleştiremiyorlar. Ancak süreç içinde ekonomik dengelerin daha fazla oturması ile birlikte daha sağlıklı sonuçlara erişileceğini düşünüyorum.      

  • -Dövizdeki son gelişmeler kamu maliyesini nasıl etkiler?
  • -Güzel olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak bir volatilite serüveni yaşanıp sonunda istikrara kavuşacaktır. Yeni ABD başkanının yerine oturması önemli olacak. Bizim bir kısım konularda avantaja kazanacağımızı şartlar gelişecek ve daha düşük dalga boyu olan bir döviz piyasasına kavuşacağız. Hiç şüphesiz maliyet binecektir. Ancak milletin hükümetine güveni bu sorunların kolay aşılmasını sağlayacaktır. Vergiler yanında vergi barışı gibi uygulamalar halen etkin sonuçlar üretmeye devam ediyor. Bunlar önemli unsurlar.  
  • - Trump'un vadettiği gibi ABD dolarları geri çağırırsa dünya ekonomisi nasıl etkilenir?
  • Seçim dönemlerinde konuşulan bütün sözlerin uygulamaya konacağına inanmak biraz siyasetten uzak olmak anlamına gelir. Şu anda inanıyorum ki, Trump oryantasyoneğitimine alınmıştır. Başkan oluncaya kadar sistem onu büyük oranda gerçekliklere davet etmeyi başaracaktır.  
  • ​Dünyadaki bütün ülkeler birbirleriyle rekabet ederler. Bunu iyi anlamak gerekir. Önemli olan dinamik olmak ve işin gereğine odaklanmaktır. 
  • - Körfez Sermayesi Türkiye'ye nasıl yaklaşır? Gelişmeleri değerlendirebilir misiniz?
  • Bütün ilişkileri savaş kavramı üzerinden nitelemeye çalışmak biraz aşırı bir retorik gibi geliyor bana. Türkiye'nin buna benzer şansları varsa bunalı kullanacaktır. Ancak nerenin sermayesi olursa olsun o da kendi menfaatlerine bakacaktır. Eğer ülkemiz onlar için cazip olmayı başarırsa gelecekler, değilse gelmeyeceklerdir.  Zira şu anda herkes yabancı sermaye için kapılarını açmış durumdadır. En az sermaye akan ülkelerden bir tanesi biziz. Düşünmemiz gereken nokta nasıl yaparız da sermayeyi çekeriz noktası olmalıdır.  

-Hükümetin açıkladığı yeni teşvik paketiyle ilgili görüşleriniz nelerdir

 “Hükümetin yeni kararının yatırımcıyı desteklemek şeklinde önplana çıkması son derece doğru bir karardır. Zira yatırımcı uzun zamandır ciddi sıkıntı içinde işlerini yürütmek zorunda kalmaktadır. Yüksek düzeyli bir rekabet sıkıntısı, kayıt dışılıkla mücadele ve çevresel şartların giderek olumsuz hale dönmesi yatırımcı için oldukça zor zamanların yaşamasına sebep oldu. Ayrıca son dönemlerde devreye giren bir kısım mevzuatların ve alışılmış bazı yargı usüllerinin de işvereni yorduğu bir gerçektir. Yeni paket yatırımcıyı rahatlatacaktır.  “Prim ödemelerinin ötelenmesi, asgari ücret desteğinden yararlanılması, 'esas prim ödeme gün sayısına karşı gelecek şekilde 2017 Ocak, Şubat, Mart, üç aylık primlerini 2017'nin Ekim, Kasım, Aralık ayına ötelenmesi işe yarar. Yurt içinden sağlanacak Türk malı ve hizmetlere sıfır faiz uygulaması gibi yaklaşımlar da geç kalmış uygulamalar. Ayrıca tüm bu destekler için yeniden kaynak oluşturmak anlamında vergilere müracaat edilmesinin düşünülmemesi güven artırıcı olacaktır. Yeni paketin hayırlı olmasını diliyoruz. En kısa zamanda devreye alınmasını ve piyasaların rahatlatılmasını bekliyoruz.” 

Son Güncelleme: 10.12.2016 09:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.