Irak'ta Zulüm 1918'de başladı

Irak’ta Türkiye’ye kızan Türkmenlere yükleniyor. 1918 yılından itibaren düzenli bir asimilasyona tabii tutulan Türkmenler varlık yokluk mücadelesi veriyor. % 95’i Türk olan Kerkük, Kürtleştirildiği gibi Türkiye Müdahale etmezse % 100’ü Türk olan Telafer de DAEŞ bahanesiyle yok edilecek.

Irak'ta Zulüm 1918'de başladı

Irak’ta Türkiye’ye kızan Türkmenlere yükleniyor. 1918 yılından itibaren düzenli bir asimilasyona tabii tutulan Türkmenler varlık yokluk mücadelesi veriyor. % 95’i Türk olan Kerkük, Kürtleştirildiği gibi Türkiye Müdahale etmezse % 100’ü Türk olan Telafer de DAEŞ bahanesiyle yok edilecek.

12 Kasım 2016 Cumartesi 10:58
Irak'ta Zulüm 1918'de başladı

İSMAİL ZELVİ

Oyunu bozacak tek ülke Türkiye

HaşdiŞabii Irak hükümetinin maaşlarını ve silahlarını verdiği Şii gönüllüler ordusudur. DAEŞ'in Irak'a girmesiyle fetva üzerine kuruldu. DAEŞ nasıl bir İsrail-ABD projesi ise, HaşdiŞabi'de aynı projenin bir başka ayağıdır. Şu anda en sıkıntılı bölge Telafer bölgesidir. HaşdiŞabi Tikrit'te, Samara'da sünni ağırlıklı belli bölgeleri aldılar. Büyük katliamlara imza attılar. Musul ve Sünni halk HaşdiŞabi ile DAEŞ arasında ölümlerden ölüm beğenmeye zorlanıyor. Şu anda oyunu bozacak tek ülke Türkiye'dir.

FETO bir ABD projesiydi

Musul Operasyonu 2-3 ay sonra biter. DAEŞ'ten bir şey kalmaz. Ancak buradan başlayacak bir mezhep savaşı bölgeye yayılır, Musul'un içinde kalmaz. ABD son yıllarda Şiilere oynuyor. Eskiden Sünniler üzerinden işi götürüyordu. ABD, Fetullah Gülen projesini Sünnileri kontrol etsin diye gündeme getirdi. Ama Sünnilerde bu tutmuyor. Şiiler'de Ayetullah'larla bu projeyi daha rahat götüreceğini gördü.

FIRAT Kalkanı operasyonuyla bölgede varlığını hissettirmeye başlayan Türkiye,  İsrail-ABD güdümünde çizilmek istenen bölge haritasını bozmak için Silopi'ye yığınak yapmaya başladı.

Musul ve Kuzey Irak'taki durumu Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mehmet Tütüncü ile konuştuk. 1918 Mondros Mütarekesi sonrasında bölge Türklerinin, sistemli bir asimilasyona tabii tutulduğunu belirten Tütüncü, Türkiye'nin Irak'a girmemesi halinde Türkmenler'in ve Musul özelinde Sünni Arapların katliama tabii tutulacağını söyledi.

-Sayın Tütüncü Irak Türkmenleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği hakkında bilgi verir misiniz?

Derneğimiz 1959 yılında yüksek tahsil için Türkiye'ye gelmiş olan büyüklerimiz tarafından kuruldu. İlk amacımız Türkiye ile Irak arasında kültür köprüsü oluşturmak komşuluk ilişkilerini geliştirmektir. Irak Türklerinin meselesini Türk ve dünya kamuoyuna tanıtmaktır.

-Size Türkmen diyorlar, Türk ile Türkmen arasında bir fark var mı? Niye böyle nitelendiriliyorsunuz.

Türkmen ile Türk arasında hiçbir fark yok. Bize Irak'ta Türkmen demeye 1958'de başladılar. Hedefleri de bizim Türkiye'den farklı olduğumuzu vurgulamak içindi. 1958 darbesini yapan cunta resmi kaynaklarda bizi Türkmen olarak nitelemeye başladı. Oradaki Türklerin çoğu Oğuz boyundandır. Anadolu Türkleri ile aynı kökten gelir.

Şeyh Said isyanı

-Irak'ta Türk varlığı ne zaman başladı?

Irak'ta Türk varlığı 54 hicri yılına Emevi devleti döneminde toplu göçle başlıyor. Sonraki yıllarda artarak devam etmiş. Selçukludan önce bölgede 6 tane Türk beyliği kuruldu. Selçuklu ve Osmanlı döneminde o bölge tamamen Türkleşti. 1918 yılına kadar Osmanlı'nın bir parçasıyız. 1918 sonrası İngilizler ele geçiriyorlar. Bölgeyi Irak'a katmak istiyorlar, Bildiğiniz üzere Musul bölgesi, Osmanlı'da Misak-ı Milli içinde yer alan Musul vilayeti  diye geçer. Bugünkü Musul şehrini, Kerkük'ü, Dahok'u, Süleymaniye'yi ve Selahaddin'i içine alan bir bölgeden bahsediyoruz. İngiliz emperyalizmi petrolden dolayı o bölgeyi  işgal ediyor. Türkiye'nin haklı taleplerine rağmen Lozan'da konu erteleniyor. Milletler Cemiyeti'ne götürülmek isteniyor. Türkiye bölgeyi almak için Ravanduz operasyonu dahil birçok müdahalede bulunsa da İngiliz güdümlü Şeyh Said ve Nasturi isyanlarıyla Türkiye meseleyi ertelemek durumunda kalıyor. 1926 Ankara Anlaşması ile Irak'a bırakılıyor. O günden bu güne biz Irak vatandaşıyız. Petrol imtiyazlarımızdan da 1986 yılında Özal'ın çıkardığı bir kararname ile vazgeçiyoruz.

 

Kerkük'te katliam yapıldı

-Bölgede etnik yapı nasıldı? Şimdi durum nedir?

O günden bugüne bölgede çok şey değişti. Türkmenlerden bir takım insanlar Irak vatandaşlığını kabul etmedikleri için  Türkiye'ye yerleşti. Yüzde 95'i Türk olan Kerkük hızla Kürtleştiriliyor. Halkın Türkiye ile bağını koparmak için Türkmenler nüfus kütüklerine Arap ya da Kürt olarak yazılıyor. 1922 yılında İngilizlere karşı verdiğimiz bağımsızlık mücadelesi çok sert bastırıldı. 1924 yılında Kerkük'te Nasturiler tarafından büyük bir katliam yapıldı. 1926 yılında İngilizlerin kurdurduğu Krallık, Türkleri tehlike gördüğü için bizi hedef aldılar. 1959 yılında komünistlerden destek alan Molla Mustafa Barzani yine Kerkük'te katliam yaptı.  Barzani kurulacak Kürt devletinin Kerkük petrolü olmadan yaşayamayacağını biliyordu. Petrole çökmek için Müslüman kanını helal gören bir anlayışları var bunların.

-Saddam döneminde durumunuz nasıldı?

Irak'ta Türkler her dönem baskı altında kaldı.  Ancak biz her zaman demokratik mücadeleyi tercih ettik. 1968 yılında BAAS partisi iktidar oldu. Saddam o zaman 2. Başkan idi. 1970'lerin başlarında durumumuz iyi idi. 1979 yılında Saddam Cumhurbaşkanı oldu. Saddam bütün Irak üstünde baskı kurdu. En yoğun baskı gördüğümüz dönem bu dönemdir. Hapisler, idamlar, işkenceler, Türkçe konuşma yasağı, Türkçe bölge isimleri değiştirildi. Gayrimenkul alım satım yasağı, ticari faaliyetlere engel gibi baskılarla karşı karşıya kaldık. 1990'lara kadar baskılar çok şiddetli sürdü. İran savaşında ön saflara bizi sürdü. Türk bölgelerine güneyden Araplar getirilerek yerleştirildi. Demokrafik yapı bozuldu.

 

Tezkereyi bahane ettiler

-Saddam gidince rahatlamadınız mı?

2003 yılında ABD işgaliyle eski devletin alt yapısı tamamen yıkıldı yeni bir devlet oluşturuldu. 1 Mart tezkeresinin kabul edilmemesi bizi sıkıntıya soktu. 1991 yılında Peşmergeler bizim bölgelerimizi ele geçirdiler. Bu bölgelerin korunması gerektiğini söylüyorduk. Irak ordusu bu tecavüzcüleri daha sonra sürdü. Türkiye'ye sığındılar. Amerika 1 Mart tezkeresinin intikamını bizden aldı. Kuzey Irak'ta Çekiç güçle güvenli bölge oluşturulurken Türkmenler bu bölgenin dışında bırakıldı. 13 yıl süreyle Saddam'ın insafına terkedildik. 1 Mart tezkeresinde demografik yapının bozulmaması, peşmergelerin bölgeye girmemesi vardı. ABD bizi siyasi denklemden sildiği için daha sonraki süreçte Peşmergenin insafına bırakıldı. Vadettiklerinin tersini yaptılar. Biz Irak'ta tekrar sıfırdan başlamak durumunda kaldık. Yavaş yavaş, ABD'nin baskısı azalınca, Türkiye ile ilişkiler düzelince bizim üzerimizden baskı kalkınca parlamentoya girmeye başladık.

-Siz Özerk bir bölge talep edemiyor musunuz?

Kısa bir dönem Musul federel bölgesi oldu ama sürdürülmedi. Sünni Arap'lar sistemden tamamen dışlanınca Tikrit, Musul ve Kerkük'ü içine alan bir federal bölge kuruldu. Bu bölgeler sistemli olarak Kürtlere peşkeş çekildi. Kürtlerin süreç başında 3 şehirleri vardı. Dohok, Erbil, Süleymaniye, 4 il ise ihtilaflı bölgeler içinde kalıyordu. Sahada silah hükmünü sürdüğü için ABD'de silahı Peşmergeye verdiği için alanlarını yüzde 150 artırdılar.

 

-Peki DAEŞ bölge denklemini nasıl değiştirdi?

DAEŞ Musul'a girince Kerkük'e yöneleceği belliydi. Peşmergeler güya Irak Ordusu'na yardım etmek için Kerkük'e geldiler. Ertesi gün Irak Ordusu'na silah doğrultarak Kerkük'ten kovdular. Musul'da olduğu gibi Kerkük'te de Irak Ordusu tek bir kurşun atmadan terk etti. 3,5 milyon nüfusu olan Musul, sayıları 2 bine varmayan militanlara bırakıldı. Musul'da her sokak başına bir militan koymaya kalksalar yine bu sayı yetmez. Musul Irak Ordusu'na en çok asker veren bölgedir, Subay, savaşmayı bilen insan sayısı çoktur. 80 bin kişilik ordu Musul'u terk etti. Halk karşı koysaydı DAEŞ yine giremezdi.

-DAEŞ Irak'ta nasıl algılanıyor?

Halk onları terörist olarak görüyor. Ama Maliki'nin mezhep politikaları, Sünnilere yaptığı zulümler yüzünden halk DAEŞ'in kucağına itildi. HaşdiŞabi birçok Türkmen kasabasına girdiğinde büyük zulümler yaptı. Musul'un Telafer kasabası tamamına yakını Türkmen'dir, bunların bir kısmı Şii. ABD girmeden önce Şiicilik, Sünnicilik yoktu. Camilerin ve şehirlerin bombalanmalarıyla bu provokasyon tuttu. 400 bin nüfuslu Telafer'de bugün 20 bin kişi kalmış. DAEŞ sonrasında Kerkük tamamen Kürtlerin kontrolüne geçti. Kerkük'ün  hemen yanı başında Havzi diye bir ilçe var orada eskiden kraliyet döneminde, cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarında getirilen Araplar vardı. Güneyden Araplar oraya yerleştirilmiş büyük bir ilçe olmuş, orası hâlâ DAEŞ kontrolünde.

 

DAEŞ yeni harita çiziyor

 

-Türkiye'nin politikasını nasıl buluyorsunuz?

Burada Türkiye kararlı bir tutum sergiliyor, sükûnete aklı selime davet ediyor, Irak tarafının buna kulak verdiğini söyleyemeyiz, Türkiye'nin uyarıları karşılık gördü ama işin arkasında İran var mesele İran'dır. Irak hükümeti hizipçilik, mezhepçilik yapmak veya para çalmakla meşgul.  Irak vatandaşlığı kimliğini güçlendirip halka hizmet etmek gibi dertleri yok. Açıkçası Irak bölünmeye doğru gidiyor, Kürtler zaten ayrılmış şimdi sonra bu DAEŞ girdiği bölgelerde haritayı netleştiriyor. Kürt haritasını netleştiriyor, Sunni-Şii haritasını netleştiriyor. Burada en çok kaybolan 3. etnik ana grup olan halkın yaklaşık % 10'unu teşkil eden Türkmenlerdir.

-Ne kadar Türkmen var?

Elimizdeki en son sağlıklı nüfus sayımı 1957'dedir. Daha sonraki sayımların tamamında Türkmenler, ya Arap veya Kürt olarak kütüklere işlendi. O dönem nüfusun % 13'ü idi. Bugün 30 milyonluk Irak'ta 3 milyon Türk olduğunu kabul ediyoruz.

-DAEŞ sonrası durum ne olur?

DEAŞ sonrası bölgede durum çok sıkıntılı. Türkiye'nin açıkçası, bölgede bir eli, gücü, nefesi olmazsa oradaki Türkmenlerin hali perişan, herhangi bir mezhep ağır basarsa diğerinin yaşama şansı yok, bu da Irak hükümeti Şii olduğuna göre, büyük ihtimal olarak Şiiler orayı ele geçirecek hem katliam yapacaklar hem de dışarda olanlar kaçanlar bir daha geri dönemeyecek. O da Telaferi bitirmek demektir. Her hangi bir şekilde Telafer'de etnik veya mezhebin eline geçerse diğer grupları yaşatmazlar. Bir defa Kürtler kurt gibi bekliyor. Onların derdi o koridoru, Suriye'deki bölge ile birleştirmek. Bu Telafer arada bir tanpondur. 2003 sonrası, 2004-2005-2006'da Kürtler ile Amerikalılar bölgede büyük tahribatlar yaptılar, girmek istediler. Ama giremediler. Halk kahramanca direndi çok şehit verdiler. Amerikalılardan da çok öldürdüler, memleketlerini teslim etmediler. Biraz da onun intikamı için hazırdı. Zayıf düşecek bir Telafer'i orada kimse koruyamaz.

Kürt bölgesi tek parça mı?

Irak'ta Barzaninin bölgesi var, Talabaninin bölgesi var. Araları pek iyi değil, Dohok ve Erbil Barzaniye, İran Sınırı ise Talabani'ye verildi. Talabani'nin İran ile arası iyi. PKK'yı destekliyor. PKK'nın sırtını Talabani eliyle İran sıvazlıyor. Kerkük ve Irak'ta yerleştirmek için her şeyi yapıyor. PKK Güneyde Türkmenlere saldırdı. Ama baş edemediler. Türkmenler yaşamak için HaşdiŞabi saflarında yer almak zorunda kaldı.

SİNCAR 2. KANDİL OLDU

Sincar'da PKK varlığı nasıl oldu?

Sincar merkezi Ezidilerin çoğunlukta olduğu, etrafında Türkmen ve Arap köyleri bulunan bir ilçe. DEAŞ saldırısından sonra Ezidilere, HDP'liler ve PKK'lılar kol kanat gerdi. ABD uçakları ve Pemerge ve PKK teröristlerinin operasyonuyla bölgeden DAEŞ çıkartıldıktan sonra Ezidilerin hepsi PKK'lı oldu. Şu anda 1200 silahlı adamları var. Ana karargahlarında PKK  etraftaEzidiler bulunuyor.

 Türkiye, Irak'a girmek zorunda.

 Suriye'de Kürt koridorunun yarıldığı gibi Irak'ta da yarılma mecburiyeti vardır. Aksi takdirde Iraklılar, Irak Arabı ve Türkmenle hiçbir ilişkisi kalmayacak. Tamamen Kürt üzerinden iş yapmak zorunda kalacak. Bu bölgenin hepsi kürt değil. Zaho dediğimiz. Silopiyi hemen geçince bu bölgeler ağırlıklı olarak Kürt bölgeleri değildi ama Kürtleştirildi. Türkiye Musul merkezine kadar demiyorum, merkez daha karışıktır. Mecbur kalırsa girmesi lazım, Musul halkının büyük bir kısmı destekler bunu. Benim dediğim. En azından Telafer'e kadar girerse zaten Musul'un yanıbaşına kadar gelmiş olur. TelaferMusul  vilayetine bağlı bir yer. Dolasıyla Telefera kadar neden diyorum, bu koridoru kırmak için diyorum. O bölgeden bir koridor açılırsa yaklaşık 40 km'dir sınırdan Telafere kadar, bu bölge güvenli bölge ilan edilip oranın kendi halkını eğitip silahlandırıp daha sonra çekilebilir. Bu olursa Musul da ayak üstünde durabilir. Bunların çoğuna yol gösteren lazım, çoğu eğitimlidir. Bir de silah verilmesi lazım. Türkiye'nin dışınada bazı destek verenler var. Suudi Arabistan, Katar verir körfez ülkeleri verir, Ama biz büyük bir ülkenin gücünün hissedilmesi lazım. Türkiye'nin orda gölgesi yetiyor. Bana kalırsa şu anda. Diğer Türkmen bölgeleri için de bu çok rahatlatıcı olur. Türkiye ciddiyetini göstermiş olur. Türkiye'nin bu son Suriye'deki Fırat Kalkanıyla birlikte ciddiyeti algılanmaya başlandı. Ondan önce kaybetmişti Türkiye çünkü her söylem var, hiçbir eylem var, şunu kabul etmem, şu şöyle olmasın, kırmızı çizgi, karşılık görmeyince artık Türkiye'nin uyarıını dikkate almamaya başladılar. Ne uyarısını dikkate alıyorlar ne de masada yer veriyorlar. Türkiye girerse Telaferde Mezhep savaşını önlemiş olur oraya Türkmenlerin bir ana vatanı gibi, gerçek anlamda devlet gibi idare ederse Sunnişii ayrımı yapmadan herkese kucak açarsa, sadece aşırı gruplar karşı çıkar onların da barınma şansı yok. Dolayısıyla o bölge halkının, bölgeyi kalkındırıp, elektriğini, suyunu, altyapısını yapıp, halkı silahlandırıp eğitirsek bir daha giremezler.

 

İran kendisi orada bir koridor açmak istiyor, Kürdün hesabı başka, İran'ın hesabı başka, İran da Musul üzerinden Rakka'ya çıkarak ordanda Lübnan'a bağlayarak Şii hilalini tamamlamak istiyor. Türkiye müdahil olursa İran orda tutunamaz. Daha aşağılarda tutunabilir direnebilir, şii var potansiyel var. Bağdat, Basra, Güney'in her tarafında tutunabilirler. Hlalktan destek alabilir. Ama Musul'da böyle bir şansı yok.

Yani Türkiye'nin bana kalırsa böyle bir müdahalesi kaçınılmazdır..

 

ABD'nin derdi bana kalırsa eğer Türkiye buraya girerse ABD'nin çok fazla yapabilecek şeyi yoktur. Bölgede bir de Rusya'nın etkisi varken. Türkye'yi açık bir şekilde karşısına alamaz. Türkiye'ye karşı çok açık bir şekilde oynuyor ABD. Ama bunu biraz daha ileri götürecğini tahmin etmiyorum. Bundan sonrası Türkiye ile savaş ilan etmektir. Bunu da bu bölgede göze alacağını zannetmiyorum.

 

Ortadoğu denildiğinde, düşünürsek hiç adı olmayan en önemli faktör İsrail faktörüdür. Öncelikle İsrail güçlü büyük devlet istemiyor. Bunların hepsi ufak ufak olabilir. İsrail'e hiçbir şekilde tehdit oluşturmayacak kadar büyüyebilir. Daha fazla büyümemesi lazım. Bugün bütün konuşulanlar arasında İsrail yok, Ama DAEŞ'i kim kurdu ABD var onu demiyorum, ABD İsrail üzerinden var. Bölgede Amerikanın esas israilin güvenliğini sağlamaktır. Mezhep veya etnik dağılımı yaparken esas İsrail'in güvenilğini sağlamaktır. DEAŞ bölgenin haritasını çizmektedir. Bugün Kürtler haritalarını % 45 oranında genişletmişlerdir. İşid gittikten sonra Türkmenlerin ve Sunniarapların hesabından. Diğer Şebek, Yezidilerin vesaire. Burdaki paylaşım Suriye ve Irak'ı birkaç parçaya ayırmanın sebebi İsrail güvenliğidir. Yarın Amerikaya, İsrail'e kafa tutacak bölgede istenmiyor. Bunlar kendi aralarında çatışırsa yönetim daha kolay olur. Arap Baharı monarşinin olduğu yerlerde olmadı, Onlar ikinci planda kaldı. Diğerlerinde rejim değişse de kontrol altında tutarsın. Bir krala hükmettiğin zaman ülkeye hükmedersin, öbür türlü Türkiye gibi ülkelerde bunu yapamazsın. Saddam bazen kontrolden çıkıyordu İsrailE kafa tutuyordu. O da bitirildi. Parçalanmayacak kadar büyük, İsrail'e tehdit oluşturmayacak kadar küçük bir ülke. Irak en az 3 parçaya bölünecek gibi görünüyor. Haritaların eskisine dönmesinin çok şansı yok.

Şu anda Türkmenler hiçbir zaman parçanın parçası olmayı hiçbir zaman düşünmediler. Bir bütün Irak'ın bir parçası olmayı düşünüyorlar. Kendilerine rağmen yapılmışsa bu süre içersinde özellikle Türkiye'nin telkinleriyle Irak vatandaşlığını kabul edip haklarını demokratik yöntemlerle arayan bir toplumdu ancak Irak parçalanacaksa bizim de Türkmeneli bölgemiz olması lazım. Ama nedir. Bunu Türkmenleri  destekleyecek tek ülke Türkiye'dir. Silahlı gücü yok. İki önemli faktör dış destek ve silahlı güç gerekiyor. Yani dolayısıyla Türkmenler kendi talepleri hiçbir bölgeden olmamak ama harita bu şekilde değişirse, Türkmenlerin bir kısmı Sunni Arap, büyük kısmı Kürt bölgesinde kalıyorlar. Şii Türkmenler Arap bölgesinde kalıyor. Biz Şii Türkmenlerden ayrılmak istemiyoruz. Bizim için arkamızda güçlü bir devletin desteği olmazsa, kendi bölgemize sahip olamazsak huzura kavuşamayız

Tarih boyunca Türkmen huzura kavuşmamışsa bölge huzura kavuşamaz. Tarih boyunca böyle olmuş bundan sonra da böyle olacak. Baskı ile zulüm ile ordaki insanları bir süre kontrol altında tutabilirsin ama bu fazla gideceğini zannetmiyorum.

 

1991 sonrasında da 2003'te de yaptılar. Bunların kayıtları Bağdat'ta var. 1991'de yaktılar 2003'te bir daha hem tapuyu, nüfusu yaktılar. Ben Türkmenim diyen insanlar olduğu sürece istedikleri kadar yaksınlar. Bugün Kerkük'ü büyük ölçüde Kürtleştirdiler. Bu bir gerçek. Çünkü Sürekli göç aldı Kerkük'ün nüfusu kadar bir nüfus kente geldi. Barzani-talabani ihtilafı bizim için farketmiyor.

Habur Sınır kapısından geliri elde etmek için iki taraf birbiriyle savaştı 20 binin üzerinde peşmerge öldü.

Arada ihtilaflar var. Amerika bunları 2003-2004'te anlaşma imzalattı. Oturttu masaya paylaşımı yaptı onlara. Sen bölgesel başkan olacaksın, sen bağdatta Cumhurbaşkanı olacaksın. Senin bağdatta şu, şu bakanlıklar senin, şunar senin, bölgesel parlamentoyu ve hükümeti bölüştüler arasında. İran kapısından elde edilen gelir Talabani'ye Türkiye Kapısından elde edilen gelir Barzaniye kalıyor. Bizim derdimiz Barzani veya Talabani değil …

5-10 milletvekili var. bunlar adaletli bir dağılım değil, Irak'ta elinde silah olmayanın hiçbir yerde sözü geçmez. 10 tane dediğime bakmayın 5 tane Türkmen cephesindedir. Gerisi diğer partilerden girmişlerdir. Türkmenlerin silahlı güçleri yok.

Türkiye'de bile belli bölgelerde seçim ne kadar adil. Geliyor PKK'nın bölgesinde seçim yapıyorsun, kendisine oy vermeyeni öldürüyor. Irak'taki seçimler büyük oranda hiledir. Belli zamanda seçim yapılıor, sandıklar kalıyor, pazarlıklar yapılıyor anlaşma sağlanıyor sonra sandıklar açılıyor. Zaten demokrasi kültürü çok zayıf ve çok yenidir. Karman çorman bölgedir.

Türkiye'nin bölgede müdahalesi olmasa Türkmenin durumu çok perişandır. Özellik. Türkiye bu kadar sesini yükselttikten sonra, kabul edelim. Türkmenlerin durumu çok zordur. Türkiye ile Irak'ın arası bozulduğu zaman Türkmenlerin şartları zorlaşıyor. Onlar Türkiye'ye bir şey yapamadıkları zaman Türkmenlerden intikamlarını alıyorlar. Her yerde böyle oldu.

Türkiye bu kadar sesini bu kadar yükseltip bir şey yapmazsa Türkmenler bugünkünden çok daha fazla zor şartlarda yaşar.

Türk Askeri göstermelik, Başika'daki eğitim amaçlıdır. Önemli olan şu anda sınıra yığdığı birilklerle isterse güle oynaya, Telefare kadar girer. Telefar'in içinde belki Haşdi-Şabi  denen grupla  çatışma olabilir. Ama onlar hiçbir şey DEAŞ'le savaşmak başka bir şey konvansiyonel ordu başka, DEAŞ'ın uçağı yok, doğru dürüst tankı, topu yok, hafif silahlarla savaşıyorlar. Çete savaşı yapıyorlar. Düzenli ordu karşısında 5 saaet dayanamazlar, kendilerini basrada bulurlar.

Düzenli ordu hangi ordu olursa olsun karşı duramazlar. Bunlar gerçek bölge halkı da değil. Bölge halkı Türkmenlerin, İran yanlısı az bir grup var onlar biraz ses çıkartılır onlar da hiçbir şey değil. Türkiye kararlılığını bölgede koyduktan sonra. Kimse ses çıkartamaz.

Türkmenlerin tek beklentisi Türkiye'nin bölgede güçlü olmasıdır.

Son Güncelleme: 12.11.2016 10:58
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.