Soykırımın mühimmatı İsrail'den

Mayıs ayında Arakan’a giden ve pasaportunda İslam yazmadığı için bölgeye girebildiğini ifade eden Uğur Yıldırım, “Budistler rahatlıkla insan öldürüyor. Myanmar’daki katliamcı askerlerin mühimmatı İsrail’den gidiyor” dedi.

Soykırımın mühimmatı İsrail'den

Mayıs ayında Arakan’a giden ve pasaportunda İslam yazmadığı için bölgeye girebildiğini ifade eden Uğur Yıldırım, “Budistler rahatlıkla insan öldürüyor. Myanmar’daki katliamcı askerlerin mühimmatı İsrail’den gidiyor” dedi.

12 Eylül 2017 Salı 09:34
Soykırımın mühimmatı İsrail'den

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Türkiye kadim tarihi boyunca her zaman mazlumun yanında oldu. Osmanlı'nın hilafet sancağını taşıdığı yüzyıllarda İslam coğrafyası rahat ve huzur içinde yaşadı. Son kudretli padişah Sultan Abdülhamid Han yıkılmak üzere olan imparatorluk toprakları ve ümmetin bekası için otuz üç yıl boyunca büyük biz azimle mücadele etti fakat tahttan indirilip sürgüne gönderilişi kapıya dayanan sonun başlangıcı oldu. İslam âlemi parçalara bölündü. Sömürgeci devletler tarafından işgal edildi. Geçen zaman zarfında Osmanlı yıkılıp yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu, hilafet ilga edildi. Müslümanlar uzun yıllar boyunca başsız ve sahipsiz kaldılar. Fakat Türkiye'nin on beş yıldır geçirdiği değişim süreci mazlumların da umudu oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her platformda ‘Dünya beşten büyüktür' diyerek başta Suriye olmak üzere Müslümanlara yapılan zulümleri dile getirdi. Türkiye'de şu an dört milyona yakın Suriyeli mülteci var. Filistin-Gazze konusunda da Türkiye Cumhuriyeti her zaman gereken adımları atıyor. Şu anda da büyük bir vahşet yaşayan Arakanlı Müslümanlar gündemde. Budistlerin işkenceleriyle adeta soykırıma uğratılan Arakanlıların ve Ortadoğu'da yaşanan sıkıntıları Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Genel Başkanı Avukat Uğur Yıldırım'la konuştuk.

Sınırlar ayrılık getirdi

Göçün geçmişten günümüze hâkimi olduğumuz topraklara etkisi nasıl oldu?

Yüzyıllar öncesinde de gerek ekonomik gerekse savaşlar nedeniyle dünya üzerine nüfus hareketliydi. Milli sınırların ortaya çıkmasıyla berber göç sorun olmaya başladı. O zamanın devletleri bize bazı sınırlar çizdi. Aynı köyden akraba olanlar birden bire farklı ülkelerin vatandaşları oldular. Türkiye de, mesela Urfa'daki Arap asıllı bir vatandaş Türkiye'de kalırken, Suriye'de kalan Türkmen de Suriye vatandaşı oldu.

Osmanlı dönemindeki kozmopolit yapımızı hâlâ koruyoruz diyebilir miyiz?

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun öncesi ve sonrasında da birçok milletin sığınağı olan bir ülkeyiz. Evet! Kozmopolit olan yapımızı hala devam ettiriyoruz. Tarih boyunca mağduru ve mazlumu himaye eden bir devlet vasfımız var. Erdoğan'ın dediği gibi ‘Bizim bir gönül coğrafyamız var.' Çanakkale şehitliğine baktığımızda Trablusgarp'tan Şam'a, İdlib'den Pakistan'a kadar birçok şehidimiz mevcut.

Avrupa beyin göçünü değerlendirdi

Suriyeli mültecilere bakış açısında Türkiye ve Batı arasındaki farklar nedir?

Avrupa bu konuda çok pragmatik. İş gücünü, çalışan insan eksikliğini göçmenlerden gideriyor. Ayrıca beyin göçünü de çok iyi değerlendirdi. Türkiye hep göçler aldı ama bu kadar ciddi bir rakam ilk. Kobani olayları zamanında bir gün içinde 130 bin kişi sınırdan geçti. Hiçbir devlet bunu kolay kolay kaldıramaz. Suriye göçünde yasal mevzuatımız yoktu maalesef.  

Bazen sosyal medyada Suriyelilerle ilgili olumsuz haberler yapılıyor. Bu vatandaşa nasıl yansıyor?

Bazı medya kuruluşları ve malum çevreler yanlış bilgileri bilinçli olarak körüklüyorlar. Suriyelilere tüp bebek uygulamasının bedava olduğu, 1500 lira ödenek verildiği, üniversiteye sınavsız girdikleri ya da vergi vermeden çalıştığı şeklindeki haberler spekülasyondur. Asgari ücret bile 1500 lira değilken hiç çalışmayan bir kişiye bu meblağın verileceğine nasıl inanır insan, bir kere akla mantığa aykırı.

Suriyelilerin işine Türkler burun kıvırıyor

Türkiye'de işsizlik varken Suriyeliler Türk vatandaşı yerine çalıştırılıyor söylemlerine katılıyor musunuz?

Suriyelilerin çalıştıkları birçok alan Türkiyelilerin burun kıvırdığı işler. Artık gelişen, yenilenen ve okuyan neslin daha beyaz yakalı işlerle alakalı beklentileri var. İşsizlik sorununa baktığımızda kaynakçı, marangoz gibi ara eleman konusunda ciddi açığımız mevcut ve Suriyelilerin birçoğu bu açığı kapattı.

Avrupa'da da böyle mi peki?

Bugün Almanya'ya baktığınızda çöp toplayan, garsonluk yapan, otelde çarşaf değiştiren bir Alman'a rastlayamazsınız. Bütün gelişmiş ülkelerde bu işleri göçmenler yapar. Bizim en iyi üniversitemizden mezun olmuş bir gencimiz de yurt dışında okumaya devam ederken mutlaka bu işlerden birini yapar.

Mültecilerin sayıca fazlalığını göz önünde bulundursak tamamının kaydının alındığını söyleyebilir miyiz?

Uyum ve entegrasyon politikaları oluşturmamız lazım. Almanya'dan göç eden bir mülteciye ilk başta 520 civarında soru sorarlar. Bu onların ‘Kabul edeceğimiz mülteciyi neye yönlendirip nasıl yaşarız' projesidir. Biz bu noktada belli kayıtlarımız var fakat can havliyle sınırdan geçen insanlara adlarını bile sormadık. Parmak kayıtlarını dahi almadık.

Türkiye'de sadece Suriyeliler yok. Geri iade edilirse infaz edileceği öngörülen Orta Asyalılar konusunda çalışmalarınız var mı?

Dernek olarak en başında bu tip iadelerin önüne geçmek üzere çalışmalar yapıyoruz. Geçen yıl itibarıyla 1055 vakayla ilgilendik. Bu insanların sınır dışıkararlarının iptali, havaalanında deport edilmesinin engellenmesi ve Türkiye'den gönderilmesi konusunda davalar açıp kararlar aldık.

Pasaportumuzda İslam yazsa Arakan'a giremezdik

Suriye'deki belirsizlik sürerken Arakan'da yaşanan ve Müslümanlara uygulanan vahşet gündemimizde. Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülere de bakacak olursak Arakan'da neler yaşanıyor?

Mayıs ayında Arakan'daydım. Askeri cuntanın olduğu bir bölge. Bölgeye Müslümanların girmesine kesinlikle izin vermiyorlar.  Pasaportlarımızda İslam yazmadığı için bölgeye girebildik. Bu da rüşvet vererek mümkün olabildi. Kamplarda konuştuğumuz insanlar köyleri yağmalanmış, erkekleri öldürülmüş kişilerdi.

Budistler rahatlıkla insan öldürüyor

Arakan'da bulunduğunuz zaman içerisinde Müslümanlara nasıl yardım yapabildiniz?

Bir apartmanın 11. katında yardımları dağıtabildik. Bunu neden aşağıda yapamıyoruz diye sorduğumuzda bunu fark eden bir Budist'in bize bıçakla saldırabileceğini bizim de nefsi müdafaaya kakıştığımızda içimizden 5-10 kişinin rahatlıkla öldürülebileceğini söylediler.

Bir Budist'in böyle bir kanunsuzluğu rahatlıkla yapabilmesinin altında yatan etken nedir peki?

Bölgedeki 969 hareketi denen tarikat pervasızca Müslümanlara hakaret ediyor, gördüğü Müslümanları bıçaklayıp tekmeliyor. Myanmar'daki askeriyenin kullandığı askeri mühimmat İsrail'den gidiyor. Dünya üzerindeki işgalci devletlerden biri Myanmar'dır. Bu çetedeki insanlar Müslümanların köyünü boşaltarak oraya kendileri yerleşiyorlar. 

Yaşam süresi 40 yaş

Bu şartlar altında yaşamak neredeyse imkânsız gibi…

Devletin düşman olarak gördüğü, kamplarda yaşayan ve kimliksiz olan bu insanlara eğitim ve sağlık hizmeti verilmiyor. Ortalama yaşam süresi kırk. Bu şartlarda bu insanlar daha ne kadar yaşayabilir, tahayyül edin. Müslüman nüfus 80 milyonluk Arakan'da 6 milyon civarında.

Arakanlı Müslümanlara uygulanan zulme ait video ve fotoğrafların gerçekliği konusunda ne düşünüyorsunuz?

O görüntülerden daha vahşi ve bakılamayacak derece zalimce görüntüler mevcut ama Müslümanlar dış dünyaya sesini duyuramıyor. Dünyanın bilmesi gereken şu ki Arakan gerçekten kan ağlıyor. Bir buçuk milyarlık İslam âlemi 5 milyonluk Arakanlı'ya sahip çıkamıyor.

Toprakları Budistlere bırakmak olur

Suriyeliler gibi Arakanlı Müslümanları da Türkiye'ye getirsek?!

Gemiye bindirip hepsini ülkenize getirirsiniz ve Myanmar'daki cunta ve Budistler de bundan çok memnun olur. Fakat düşünün ki bizi İstanbul'da istemeyip zulmediyorlar, evimizi yıkıyorlar. Bu yüzden ülkemizi mi bırakalım? Gazzelileri de alabiliriz ama o toprakları işgalci Yahudilere mi teslim edelim?! İşte bu yüzden Arakanlı Müslümanları da topraklarından alıp buraya getirmek çözüm değil.

Devletlerarası yaptırımla bu vahşeti durduramaz mıyız?

Bir devlete yaptırımı ancak elinizdeki ticari güçle yapabilirsiniz. İslam ülkelerinin Myanmar'la hemen hemen hiç ilişkisi yok. O yüzden söylediklerimizin bir karşılığı olmuyor. Temasları güçlendirmek, oradaki Müslümanları da güçlendirmeye yarayabilir.

İnsanımız empati kurmalı

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği mülteciler bazında nasıl bir misyon yüklendi?

‘Bir insan bir dünya' sloganıyla yola çıktık. Mültecilerin haklarını korumak için çalışıyoruz. Mültecilikle ilgili kavramlara yeni kavuştuğumuz için ülke olarak eksiklerimiz vardı. Bu anlamda da eğitim çalışmalarına ağırlık verdik. Biz göçün merkezindeyiz. Suriye'deki hayatlarını bırakmak zorunda kalan, beş dil bilen ve çok iyi bir konumda olan bir insanın bugün kâğıt topladığını görüyoruz. Bunu insanımıza anlatmaya çalışıyoruz ki bu insanlarla empati kurabilsinler.

UĞUR YILDIRIM KİMDİR?

1979 yılında İstanbul'da doğan Uğur Yıldırım İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur.  İnsan Hakları Hukuku, Uluslararası Savaş Hukuku, Yabancılar ve Mülteci Hukuku, alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. HUDER, MGV, AGD, Hukukçular Derneği, Genç Müsiad, Yedi Hilal Derneği, başta olmak üzere birçok STK da  Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Halen İHH-İnsani Yardım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesidir. Ayrıca Uluslararası Mülteci Hakları Derneği'nin Kurucu Genel Başkanlığını yürütmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Son Güncelleme: 12.09.2017 09:34
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.