Yahudi hizmetçisi FETÖ

Dicle ve Fırat arasında Yahudi devletinin kurulabilmesi için terör örgütleri omuz omuza verdi. 15 Temmuz darbe girişiminde etkin rol oynayan FETÖ, PKK ile el ele vererek Mezopotamya’da bir Yahudi devleti provası yaptı.

Yahudi hizmetçisi FETÖ

Dicle ve Fırat arasında Yahudi devletinin kurulabilmesi için terör örgütleri omuz omuza verdi. 15 Temmuz darbe girişiminde etkin rol oynayan FETÖ, PKK ile el ele vererek Mezopotamya’da bir Yahudi devleti provası yaptı.

05 Kasım 2016 Cumartesi 10:43
Yahudi hizmetçisi FETÖ

İSMAİL ZELVİ

15 Temmuz darbe girişiminin Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçası olarak icra edildiği açıklandı. Strateji Uzmanı Raşit Yemişen, 15 Temmuz'un Suriye ve Irak'ta yaşananlardan farklı analiz edilemeyeceğini belirterek, hedefin; bölgede PKK maskeli Yahudi devletinin kurulmasını engelleyecek tek ülke olan Türkiye'nin felç edilmesi olduğunu söyledi.

Raşim Yemişen ile 15 Temmuz Süreci, Suriye ve Irak'ta yaşananları konuştuk, ilgiyle okuyacağınızı düşündüğümüz röportajı takdirlerinize sunuyorum.

-Sn. Yemişen. Stratejik bir düşünce kuruluşunun başındasınız, Türkiye Gelişim Merkezi Platformu'nu tanıtabilir misiniz?

Yıllarca MÜSİAD gibi bir kuruluşta yöneticilik yaptım. Kişisel gelişim ve kurumsal gelişim bazında bazı faaliyetler icra etmek için yola çıktık. Dinamik bir yapıyla fikir ve strateji üretmek  fabrikası dediğimiz çalışmalara imza atıyoruz.

-En son 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili bir toplantı yaptınız? Neler konuştunuz?

15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile hem sokaklara döküldük hem de sosyal medya hesaplarından kendi üyelerimizi de sokaklara davet ettik. 15 Temmuz'dan sonra iki toplantı düzenleyerek sonuçlarını kamuoyu ile paylaştık.

-15 Temmuz'u nasıl okumalıyız?

15 Temmuz darbe girişimi, FETÖ'nün Türkiye'de yönetimi ele geçirme operasyonu değildir. Bu olay Irak'ta Musul'da meydana gelen, Suriye'de kurulmak istenen kantonlarla ayrı düşünülemez. Türkiye'nin 15 Temmuz sonrası Cerablus'a girmesi kendisine saldıran güçlere verilen güçlü bir mesajdır. Türkiye artık güvenlik stratejisini savunmadan taarruza geçirmesi bir işgal hareketinin başlangıcı olan 15 Temmuz sonrasında bir zorunluluktu.

-Terör başı Fetullah Gülen ne istiyordu?

15 Temmuz sonrasında da bu olayın arkasındaki güçlerin salvoları durmadı. Burada Fetullah Gülen'in annesinin Yahudi, babasının Ermeni olması önemlidir. Oradan birikmiş bir kin ile münferit hareketi başlatmış olabilir mi, olabilir. Biz burada küresel ölçekli faaliyetten bahsediyoruz. Yandan destekli olan detaylar yerine asıl bizimle ilgili detayları incelememiz lazım. 15 Temmuz çok boyutlu bir vakıadır bu vakıayı büyük resmi unutmadan her boyutu ile işlememiz  lazım.

PKK Maskeli Yahudi Devleti

-FETÖ, cemaat ve hizmet olarak yıllarca toplumun gündeminde. Bütün ailelere girdi. Bu nasıl bir ihanet şebekesi haline geldi?

Bu olayı anlamak için Rahmetli Erbakan'ın penceresinden bakmamız lazım. Yıllardır Büyük Ortadoğu Projesine, bizim topraklarımızı da hedef alan Nil ile Dicle arasındaki Yahudilere vaadedilmiş topraklarda Yahudi hakimiyeti için neler yapıldığına dikkat çekti. FETÖ 1970'li yıllardan beri gündemde. Amerikalı Düşünce Kuruluşu RandCorporation'ın Büyük Ortadoğu Projesi, ABD, AB ülkelerine servis edilmiş durumda. Bunu gerçekleştirmek için çabalıyorlar. FETÖ'nün öncülüğünü yaptığı Dinlerarası diyalog, ılımlı Müslüman, projeleri bunun sosyal taraflarıydı. Evinden dışarı çıkmayan, kapitalist sistemle barışık Müslümanlar istiyorlardı. FETÖ'nün etkili vakıflarından birisi Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, dünyada bu proje için çalıştı. Yani başından beri projenin bir parçası oldular.

-FETÖ ile PKK'nın bağlantısını nasıl kuruyorsunuz?

FETÖ ve PKK terör örgütlerinin bağlantıları bugün kurulmuş değil. Türkiye'de yapılan seçimleri dikkatle inceleyin. Güneydoğu'da Asker ve polis sandıklarından kahiri ekseriyet HDP'ye, BDP'ye oylar çıkıyordu. PKK ve FETÖ terör olarak sahada işbirliği yaptıkları gibi sandıkta da işbirliği yaptılar. Kobani olayları olduğu zaman Türkiye'den sonra en büyük gösteriler Tel Aviv'de İsrail sokaklarında oluyordu.  Hendek işgallerinin amacı ise Suriye'de oluşturulmak istenen Yahudi devletine karşı Türkiye'nin tepki verememesi idi. 15 Temmuz öncesinde, PKK'lılar darbe girişiminden haberdar oldukları için eylemsizlik kararı aldılar. Şayet halkımız bu girişimi durduramasaydı. Türkiye'nin en az bir bölgesi işgal edilecek. Kantonlar vasıtasıyla Yahudi devletine doğru bir adım daha atılmış olacaktı.

-15 Temmuz'la nelerimizi kaybettik?

Bu hain darbe girişimiyle beşeri sermayemiz ciddi anlamda zarar gördü. Dindarlarımız ve dini kurumlarımız ciddi zarar gördü. FETO biraz da sistemin enayiliğinden faydalanıp sabırla bekledi. Güçleninceye kadar da hiçbir kavganın içine girmedi. FETÖ yıllar yılı ordu, yargı ve eğitim kurumları üzerinde çalıştı. Şayet bu kurumlar sizin değilse özgür değilsiniz demektir.

-FETÖ ile hükümet arasındaki kavga nasıl ve niye başladı.

Kurulduğundan beri herkese hoşgörüyü tavsiye eden bir örgütün gerçek yüzü, dersaneler meselesiyle ortaya çıktı. Dersanelerle can damarlarına hamle yapıldı. Ama bundan da önce FETÖ'nün MİT'i ele geçirme operasyonu karşısında uyanık davranıldı. MİT'in başına FETÖ'cü biri değil de Hakan Fidan getirildi. Önce İsrail tepki gösterdi. MİT Tırları, 17-25 Aralık, Gezi Parkı, seçim süreçlerinde yapılan faaliyetler hepsi bir amaca matuftur. Türkiye, ümmet kelimesini çok fazla dile getiremiyor. Ama buna yoğun vurgu yapıyor. Bizim STK'larımız bu ümmet kavramı üzerinde fazla duramıyorlar. STK'larımızla ilgili çok ciddi bir çalışmayı yapmamız gerekiyor. 15 Temmuz sonrasında bazı şeyleri paylaştık. İslam alemi ile gönül coğrafyası başladı. Halklar nezdinde Tayyip beyin söyledikleri çok fazla yerini buldu.

-Türkiye bu gelişmeler karşısında stratejik davranabildi mi?

28 Şubat sürecinde Erbakan Hoca'nın başına gelenler malum. Türkiye Tayyip Erdoğan ile Stratejik davranmaya başladı. Hatta devlet sivil toplum kuruluşlarının 10 kat önünde davranıyor. BOP bir staratejiydi. Ilımlı İslam ve Dinler arası diyalog projeleri bundan 40 yıl evvel yazılmış projelerdir. Uygulama alanları vardır. Eylem planı vardır. FETÖ'cülerin AK Parti içinde yer almaları doğru bir hamle değildi. Siz bir yere geldiğiniz vakit dünyanın merkezinde, dünyanın en önemli hadiselerinin oluşacağı bölgedesiniz. Dünyaya hükmetmişsiniz siz, hal böyle iken siz bu devletin başına geçiyorsunuz. Sizden tamamıyla bağımsızım, kendi dediklerimi yapacağım demek strateji değildir. Şu anda dış güçlerin stratejik planı ile devletin stratejik planı çatışıyor. Biz artık küresel güçlerin stratejileri ile çatışacak stratejiler üretmeye başladık. Bu çok önemli bir noktadır.

-15 Temmuz sonrası niye Suriye'ye müdahale ettik?

15 Temmuz darbe girişimi iki hedefli proje idi. Amaç Türkiye'yi  Suriye ve Irak'ta olanlara karşı kımıldayamaz hale getirmekti. En azından kaos ortamını devam ettirmek istediler. O zaman Suriye'deki son hatta PYD girecekti. Terör koridoru tamamlanacak. Mesela  Suriye'deki El Cezire Kantonu ile Türkiye'deki Cizre kantonu birleştirilecekti. Malum, Cizre'nin altına belediye tarafından Cezire'den terörist ve silah geçişini sağlayan tüneller bulundu.

FETÖ eş zamanlı hareket ediyor. Omuz omuza verdiği adamların kimlerle bağlantıları var bunlar ortaya çıkartılmalıdır. FETÖ tek başına bir hareket değil, çok farklı gruplarla omuz omuza veren bir yapı. O gruplar dediğimiz o farklı gruplar pasifte duran adamlar 15 Temmuz süreciyle farklı gruplarda görevler almaya başlamış olabilirler. Eski görevdekilerin yerine FETÖ başkaları atayarak kabuk değiştirdi. Yeniden bir yapılanma içine girmiş olabilir. Bunun ortaya çıkartılması devlet açısından çok önemli. Bu süreçte atılacak adımlar bundan öncesinden çok daha önemli.

-Büyük Ortadoğu projesi diğer ülkelerde uygulanmıyor mu?

Bu yıllardır devam eden bir süreç, Arap baharı dediler. Mısır'da yaptıklarını yaptılar. Türkiye'de olan olayların başka bir versiyonu Suudi Arabistan‘da da oluyor. O yüzden Kral Salman kabinede önemli değişiklikler yaptı. Kral Salman daha prensliği döneminde oynanan oyunu gördü. Suudi Arabistan'da hac  güvenliğini Danimarka merkezli İngiliz ve asıl sahibi Yahudi olan şirket yapıyor. Kral Selman bundan kurtulmaya çalışıyor. Kral Salman'a yönelik operasyonlar bu yüzden yapıldı. Kalp krizi geçirdiği yönünde söylentiler yaydılar. Bazı kurumlarla anlaşma yaparak ancak ben buradayım diyebildi.

-Ortadoğu'da süreç nasıl işliyor?

15 Temmuz'da Yahudi devleti kurulmak isteniyor, planın provası 15 Temmuz'da yapıldı. DAEŞ'in Haşdişabi gibi kurgusal olduğu ortaya çıkmaya başladı. DAEŞ'in çok ciddi yapılanması var, ordusu var, dünyadan insanlar akıyor. Irak ve Suriye ordularının DAEŞ ile savaştığını görmedik. Bölgeleri nasıl ele geçirdiğini gördük. DAEŞ'in eline geçirdiği stratejik bölgeler PYD tarafından alındı. Kobani'de yapılmak istenen, PYD'nin kontrolünde DAEŞ'in saldırısı ile infial meydana getirmekti. Böl parçala yönet. Stratejilerin temelinde bu var. Türkiye'nin doğusunda kaç tane bölge oluşturdular. Oluşturmaya çalıştılar. Kendilerince bağımsızıklarını ilan etti bu bölgeler. Yani plan bölgeleri un ufak edip, birbirleriyle düşman yapılar oluşturarak İsrail için hazır lokma haline getirmek. Sünni Müslüman toprakları önce DEAŞ'e teslim ediliyor. Onlardan  ABD öncülüğünde PKK/PYD güçleri alıyor. İsrail'in geriden yönettiği kantonlar oluşturuluyor. PKK/PYD'nin ortağı olduğu güçlere bakıldığına bunu rahatlıkla görebilirsiniz

-15 Temmuz'da darbe kalkışmasının başarılı olmamasına yönelik bu faaliyeti gerçekleştiren üst akılların farklı projeleri yok mudur?

Elbette ki vardır ve 15 Temmuz gerçekleşmeden önce düğmeye bu açıdan zaten basılmış olabilir. Üst akıl dediğimiz yapıların ne denli tehlikeli yapılar olduğunu 15 Temmuz'da yakinen görmedik mi? Bu akıllar bir operasyonun başarısızlığına karşıda ikinci, üçüncü planlarını da mutlaka yaparlar ve bu hamleleri ile o başarısızlıklarını dahi diğer planda kullanır ve başarıya ulaşırlar.

İkinci dalga diye beklenen şeyi darbe kalkışması şeklinde bekledik bir süre, sonra siber saldırı gibi efsunlu bir şeye dönüştü, piyasalar hâlâ tedirgin, bir şeyler oldu olacak havası devam ettiriliyor. Peki bu ikinci dalgayı nereden beklemek lazım, yoksa ikinci dalga çoktan oldu da bizim haberimiz mi olmadı?

-FETÖ'nün sonu gelecek mi?

FETÖ bir projeydi ve her proje gibi bu projenin de bir sonu olacak. FETÖ markası iyiden iyiye yıprandı. Bu markayı üst akıllarca idare eden üst yönetim cımbızla diğer cemaat sempatizanlarının arasından ayıkladı. Kalanlara ise ne olursa olsundu. FETÖ'nün artık miadı doldu. Artık farklı bir stratejiye geçme farklı örgütlerle çalışma zamanı başladı. Şimdiki proje de içimizden gördüklerimizle hareket edilmesidir ki bu bizim artık hiç de kolay çözemeyeceğimiz, üstesinden gelemeyeceğimiz sonuçları da beraberinde getirir. Kanaatim odur ki 15 Temmuz'dan önce birbirinden ayrı görünen ama dirsek teması olan birçok grup mensubu, pasifte beklerken stratejik öneme sahip birçok kurumda birçok mevkiye yerleştirilmiş olabilir. 

-FETÖ operasyonlarını nasıl yorumluyorsunuz?

FETÖ, yapısı itibarı ile 40 yıldır milyonlarca kişiye etki etti ve onbinlerce insan yetiştirdi. Şimdi geldiğimiz bu noktada tüm bu insanlar, bu gençliğimiz heba oldu. Tüm yaptıkları projeler heba oldu. Bu hareket bizim tam dört neslimizi elimizden aldı. Çoluğumuzu, çocuğumuzu, akrabalarımızı elimizden aldı.

Üniversiteleri hakedip de giremeyen gençlerimiz, tüm firma ve kurumlarda aslında hakettikleri yerlere gelemeyen getirilmeyen gençlerimiz, TÜBİTAK'ta, Bakanlıklar'da ve diğer destek sağlayan kuruluşlarımızda projeleri kabul görmeyen nice yetişmiş insanımız… Kaybımızın ne kadar büyük olduğunu açıkça görebiliriz.

RAŞİT YEMİŞEN KİMDİR?

Raşit Yemişen, 1978 İstanbul doğumlu . Memleketi Çankırı. İzzet Baysal Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunu.  6.5 yıl MÜSİAD'da profesyonel yöneticilik yaptı. Yatırım ve Yönetim konularında firmalara danışmanlık yapıyor. Türkiye Gelişim Merkezi Platformu (TÜGEM) Başkanı.

Son Güncelleme: 05.11.2016 10:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.