Rusya ve Batı arasındaki ilişkiler, tarihinin en kritik ve gerilimli dönemlerinden birinden geçmektedir. Rusya, Amerika ve Avrupa ülkeleri, karşılıklı olarak birbirlerinin diplomatlarını sınır dışı etmektedirler. Soğuk savaş döneminde bile rastlanmayan sıra dışı bir kriz durumuna dünya, şahit olmaktadır. İngiltere’de yaşayan bir Rus ajanı ve kızının Rusya tarafından öldürülmesi ile başlayan kriz, uluslararası sistemin en önemli sorunu haline gelmiş durumdadır. Salisbury Vakası olarak bilinen sinir gazıyla yapılan bu suikastla Rusya, kendisine karşı olanları nerede olurlarsa olsunlar susturacağı mesajını Batı’ya vermiş bulunmaktadır.

Rusya ve Batı arasındaki ilişkiler, tarih boyuna hep krizlerle, çatışmalarla ve gerilimlerle doludur. Aslında Rusya ve Batı arasında yaşanan kriz, sürpriz olmayıp, uzun süreden beri beklenen bir gelişmeydi. Batı ve Rusya arasında İkinci Dünya Savaşından başlayıp doksanlı yılların başına kadar fiilen devam eden Soğuk Savaş’ın bittiğini zannetmek, büyük bir yanılgıdır. Rusya-Batı krizi, Soğuk Savaş’ın günümüzdeki bir yansımasından ziyade, Soğuk Savaşın hiç bitmediğinin ve sürdüğünün somut bir göstergesidir.

Rusya, bugün Amerika ve Avrupa ülkelerinin iç işlerine karışmaya çalışan, iç ve dış politikalarını dizayn etmeye kalkan süper güç olarak kendisini görmektedir. Amerika ve Avrupa, Rusya korkusunu artık sınırlarının ötesinde değil, kendi içlerinde hissetmektedirler. Rusya korkusu, Batının her tarafını sarmış durumdadır. Son kriz, Batı’nın derin Rusya korkusunu ortaya çıkarmıştır. Batı, kendi içine sızan Rusya tehdidiyle baş etmeye çalışmaktadır. Rusya, Batı için artık bir dış tehdit olmaktan çıkmış, bir iç tehdit ve düşman konumunda algılanmaya başlanmıştır.

Soğuk savaş kavramı, geçmişte özellikle Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri arasında cereyan eden nükleer silah yarışını ifade eden bir kavram olarak kullanılmaktaydı. Rusya ve Batı arasındaki mücadele, bugün artık nükleer silahlar konusunda değildir. Ekonomik rekabet, güvenlik sorunları, Rusya ve Avrupa’nın iç sorunları, Suriye, Kafkaslar ve Ukrayna gibi yerlerde sürdürülen nüfuz mücadelesi, Rusya ve Batı arasında bir hesaplaşmayı kaçınılmaz kılmaktadır. Rusya ve Batı arasında artık bir Soğuk Savaştan değil, bir Hibrit Savaştan söz edebiliriz. Brexit referandumuna, Fransa ve Amerika seçimlerine müdahale eden, Kırım’ı ilhak eden ve Ukrayna’yı kontrol etmekten vazgeçmeyen Rusya, Batı için artık durdurulması zor bir tehdit olarak algılanmaktadır.

Rusya’yı demir yumruğuyla yöneten Putin, Rusya’ya istikrar, güven ve saygı getiren lider olarak popüler bir desteğe sahip bulunmaktadır. Ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlarını çözmekte başarısız olan Putin, Putinizm denilen tek adam diktatörlüğüyle bütün Rusya’yı kontrol eden tek güç merkezi haline gelmiştir. Putin, Amerika ve Avrupa başta olmak üzere sürekli olarak Rusya’nın ezeli düşmanları söylemi altında her gün düşman icat etmekte ve Rusya’yı dünyada saygınlığı ve etkinliği olan süper güç haline getirme sözünü topluma vermektedir. Toplum, istikrarı sağlama sözünün ve Rusya’yı tekrar büyük yapma hülyasının peşinden giderek Putin’in etrafında kenetlenmiş durumdadır. Rusya’yı içte ve dışta bir arada tutan ortak güç, Putin’dir. Putin sonrası dönemde Rusya’yı nasıl bir geleceğin beklediği belli olmadığı gibi, Rusya’da Putin sonrası döneme hazır değildir.

Putin, İran ve Esad rejimi gibi müttefiklerle etkinliğini arttırmaya çalışmaktadır. Batı Asya İttifakı veya Avrasyacılık denilen yaklaşımlar, Rusya’nın Batıya karşı kurgulamaya çalıştığı hegemonya kavramsallaştırmalarını ifade etmektedir. Rusya, Ukrayna Gürcistan, Suriye, Irak gibi yerlerde çatışmaları derinleştirmek ve çözümsüz bırakmak şeklindeki politikasıyla buralarda amaçlarını gerçekleştirmeye ve buralara yerleşmeye çalışmaktadır. Rusya, hiçbir yerin otoriter rejimlerden demokrasiye geçişini istememekte, olabildiğince savaş ve çatışma çıkartarak hegemonya alanını geniş tutmanın peşinde koşmaktadır.

Rusya’nın asimetrik hamlelerine karşı Batı, uluslararası hukuk içerisinde kalarak koordineli bir karşılık vermeye çalışmaktadır. 27 ülkeden Rus diplomatların sınır dışı edilmesi olayı, diplomasi ve uluslararası ilişkilerde çok önemli bir vaka olarak kayıt edilmeyi hak etmektedir. Batı, Rusya’ya karşı asimetrik bir işbirliği geliştirmeye çalışmaktadır. Rus diplomatların bir çok ülkeden sınır dışı edilmesi hadisesi, BM gibi uluslararası kurumları devre dışı bırakarak gerçekleşmektedir. Batı, Rusya’nın uluslararası kurumları etkisizleştirme hamlesine karşı yeni karşılıklarda bulunmanın yollarını bulmanın çabasındadır. Batı, Rusya’ya onun anlayacağı dilden, ancak daha ince ve etkili yollarla karşılıkta bulunma şeklinde yeni bir sürece girmiştir. Rusya’nın bundan sonra yapacaklarına, Batı’nın artık sessiz kalmayacağını söyleyebiliriz.

Rusya ve Batı arasındaki gerilim, soğuk savaş döneminde olduğu gibi bir ideoloji savaşı değildir. Rusya ve Batı arasında bir jeopolitik savaşı yaşanmaktadır. Rusya, Suriye’de, Irak’ta, Ukrayna’da, Doğu Avrupa’da eskiden olduğu gibi, hatta daha güçlü bir şekilde hegemonya kurmayı istemektedir. Batı, elçilerini sınır dışı etmekle Rusya’ya sınırlarını göstermeye ve kurallara uygun davranmaya çalışmaktadır. Arkasına Çin’in desteğini alan Rusya, azgın ve kural tanımaz bir ayı olarak Batıyı umursamamaktadır. Rusya ve Batı arasındaki Hibrit savaşı, dünyanın ve insanlığın geleceğini derinden etkileyecek bir gelişmedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.