Milli Görüş Hareketinin son halkası olan Saadet Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu galiba aklımızla alay ediyor; yüzde onun üzerinde oy alacağını söylemiş. Dahası, anket şirketlerinin kamuoyu ile gerçek bilgileri paylaşmadığını ifade etmiş. Oy oranlarının kamuoyu araştırma şirketlerinin açıkladıklarının üzerinde olduğunu öne süren Karamollaoğlu, “Yüzde 10'un üzerinde oy bekliyoruz” diye konuşmuş. Hatta “Bize açıldığı kadar televizyonlarda olacağız. Ancak dikkatimi çeken, açılan televizyonlar hemen el değiştiriyor” demiş. Ne demek şimdi bu açıklama? Nasıl değerlendirmeli, neresinden yaklaşmalıyız?

Öncelikle Saadet Partisi’nin siyasi yolculuğunda (doksanlı yıllara kadar gitmeden) girdiği seçimlerde aldığı oy oranlarını kısaca bir hatırlayalım; 2002 yılında %2.4, 2011 yılında %1.3, 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan seçimde %2.2, 2017 yılında %2.3,1 Kasım 2015 tarihinde yapılan seçimlerde %0.7… Şimdi su soruyu soralım; ortalama %2-3 civarında oy alan bir parti nasıl yüzde onlara ulaşabilir? Karamollaoğlu, yüzde on hesabını nasıl çıkardı, nasıl bir matematik hesabı yaptı?

Galiba Saadet Partisi (SP), ava giderken avlanacak. Özellikle SP, AK Parti döneminde kendi siyasal kimliğini kaybetmemek, eriyip gitmemek için AK Parti dışındaki partilerle ittifak yapmayı tercih etti, referandumda “Hayır” cephesinde yer aldı. Aslında bu durumu anlayabiliyorum bir nebze. Benim anlayamadığım; sürekli ilkeden, değerden, ahlaktan bahseden bir partinin bu kadar uç kutuplara savrulmasıdır.

AK Parti’yi ilkeli olmamakla suçlayan ve kendi bulunduğu cepheyi ilkeler platformu olarak tanımlayan Karamollaoğlu’ndan minumum düzeyde ahlak beklemek hakkımız olsa gerek. Şimdi Saadet Partisi, yıllarca İslami-muhafazakar kesime zulmeden, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında bekleten, İslami STK’ların kapısına mühür vurduran, dindar yaşamı yeraltına itmeye çalışan, dindarları aşağılamaya ve itibarsızlaştırmaya çalışan, dindar kızlarımızı ikna odalarına layık gören bir zihniyetin aktörleri ile ilke (!) çerçevesinde buluşuyor. Bu nasıl bir ilkeymiş ki Saadet Partisi yöneticilerinin aklını ve kalbini mühürlemiş? Anlaşılan o ki Saadet Partisi ilke veya ahlak diyerek bizim zokayı yutmamızı bekliyor.

İşte bundan dolayı diyorum; Milli Görüş hareketinin son halkası olan Saadet Partisi işgal edilmiş durumdadır. Saadet Partisi, CHP’nin muhafazakar kesime yönlendirmiş olduğu öncü kolluk kuvvetidir. İlke, ahlak, değer, hak-hukuk, adalet gibi kavramlar, muhafazakâr seçmenin aklını ve kalbini işgal etmek için kurulmuş tuzaklardır. Uyanık olmalı… Yoksa işin sonunda CHP’ye payanda olma da var.

En başa dönüyor ve bir soru ile bitiriyorum; Sizce Saadet Partisi yüzde on alamaz ise yöneticilerini durumu ne olur, ne olmalı? Onlar genel başkanlık koltuğunda oturmaya devam etmeliler mi? Yoksa bir önceki genel başkan Mustafa Kamalak gibi özür mü dileyecek?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Faruk 2018-05-26 21:51:11

Tebrikler. Yaziniz cok guzel. Bunlarin yatacak yeri de kalmayacak.