Peygamberimizin Veda Haccına gitmek üzere hazırlandığı günlerde ona bir haber geldi. Çok sevdiği sahabesi, dünyaya cennetle müjdeli, Sa’d bin Ebu Vakkas, göğsünde şiddetli bir ağrıyla evinde hasta yatıyordu.

Allah Resûlü, sevdiği insanları, hastalık halinde yoklamayı ihmal etmezdi. Sa’d’a geçmiş olsun ziyaretine gitti. Sa’d, bu ziyareti fırsat bildi ve Allah Resûlü’ne sordu: -Ey Allah’ın Resûlü! Gördüğün gibi, ağrılarım çok şiddetlendi. Ben malı ve mülkü çok olan kimseyim. Bununla birlikte bana mirasçı olarak tek bir kızım var. Başka da yakınım, kimsem yok! Malımın üçte ikisini sadaka olarak vermeyi düşünüyorum, ne dersin?

Allah Resûlü, sadakayı mü’minlere en çok tavsiye eden, insanları hep mallarından vermeye yönelten biri olduğu halde, Sa’d’ın bu hayırlı düşüncesine:

-Hayır, olmaz, dedi.

Sa’d, şaşırdı. Allah Resûlü üçte ikilik mal bağışını fazla bulmuştu.

-Öyleyse yarısını mı sadaka olarak dağıtayım ya Resûlallah, diye sordu.

Efendimiz, yine olmaz dedi.

Sa’d bu olumsuz cevabı hiç beklemiyordu.

-Üçte birini dağıtayım, olur mu ya Resûlallah? diye devam etti.

Efendimiz üçte biri miktarını duyunca biraz düşündü. Sonunda onun bile fazla olduğunu ama o miktara yakın bir sadaka verebileceğinin işaretini verdi ve devam etti:

- Çünkü sen, mirasçını arkanda zengin bir kişi olarak bırakman, onu, ihtiyacını halktan dilenerek karşılayan yoksul bir kişi olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Aslında sen, aziz ve celil olan Allah’ın rızasını arayarak az veya çok her ne harcarsan, harcadığınla mükafatlanacaksın. Hatta bu harcama, isterse hanımın ağzına koyduğun bir lokma olsun… (Buhari, Feraiz 6)

***

Bu olaydan anlaşılıyor ki, Peygamberimiz, Sa’d bin Ebi Vakkas vesilesiyle, mü’minlere, helal yoldan elde edilmiş mallarını Allah yolunda hangi ölçüyle harcayacaklarını ortaya koymuştur. Hatta insanın hanımına veya eşine yapacağı bir iyiliğin bile bir sadaka yerine geçebileceğini belirtmiştir. Aynı zamanda kişinin zengin bile olsa malını sadaka veya hayır uğruna saçıp savurmamasını tavsiye etmiştir. Böylece ölümünden sonra ailesi veya bakmakla yükümlü olduğu kimseler, başkalarına muhtaç olmayacaklardır. Geride kalanları düşünülerek bu şekilde miras bırakmanın, servetinin tamamını Allah yolunda sadaka olarak dağıtmaya eş değerde sevap olduğuna, Allah Resûlü, şiddetle vurgu yapmaktadır.

Bu nedenle kişi sadakasına kendi meşrebince karar vermeli, cömertlik ile savurganlık arasında bir ölçüde, ailesini rencide etmeden ama kazancını da paylaşmaya erinmeden servetini dağıtma işini yapmalıdır.  Rabbim yaptığımız ve yapacağımız tüm hayırları bu ölçüde, gösterişten ve riyadan uzak, hayırlı ve mübarek eylesin… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.