“Şahit ol Ya Rab” söylemi; kendisine vahiy edilen kitabı anlayıp, içindeki hikmeti çıkartıp yaşamasıyla bizlere örnek ve alemlere rahmet olan Abdullah oğlu Muhammed (a.s.)’in 120.00 bin kişiye tebliğ görevini yaptığına dair teyidi oldu.

Vahiyle dolu dolu geçen tam 23 yıl nice sıkıntılarla geride kalmıştı. Görevini yerine getirmenin verdiği huzur ile gönüllere derman olmuştu.

Devrinin kötü ruhlu insanlarına ilaç olan söylemleri, eylemleri ve üstün ahlakı ile gönüllere taht kurmuştu.

yalan söylemeyen, doğru sözü ile bilinen, işlerine hile katmayan, adaletli olma gayretinde olan, güvenilir lakabı olandı. Kafasında bir birçok soruları olan, yaşadığı toplumun dertlerini gören, dertleriyle dertlenendi.

Bu güzellikler attığı okların tam isabet etmesi için yeterli sebepti. Cehaletin koyu anını yaşayan, dertlerini anlatamayan, adaletin kalmadığı cahiliye dönemi adının verildiği ortam hakimdi. Allah Resulünün söyledikleri yaşantısı ile birleşince çağlarca etkisi kalmıştı.

Toplumun derdi ile dertlenenlerin, yerinde duramayıp “yok mu yaralı gönüllere çare” diye sızlananların, engin yürekli gönüllerin örneği elbette gönüllere taht kurmuş olan Hz. Muhammed olmalıdır.

Daha çok zengin ya da daha çok başarılı olmak isteyenler başarılı insanları kendilerine örnek alırlar. Şan, şöhret, makam, para bu dünyada sunulmuş güzel oluşumlardır. Lakin ahlaktan yoksun olursa kaybetme korkusu ile insanı esir de alabilir.

Gönülleri esir yürekler, asla güzele ulaşamazlar. Esir olan, olmak mecburiyetindedir. Edilgen olacaktır. Kim ne isterse onu öncelemek durumunda kalacaktır.

Çağının öznesi olmuş bir insan gönüllerde yer etmişken, nesnesi olanlar da tarihin tozlu sayfalarına bile girememişler, adı anılmayanlar arasında yerlerinin almışlardır.

Ya yaşadığı çağın öznesi olmak ya da nesnesi olup köle kalmak!

Ya insan kalma yarışı vermek ya da hayvanlaşma sürecini yaşamak!

Ya Hz. Muhammed gibi rahmet olmak ya da lanetle anılanlardan olmak!

Allah Teala yağmura da rahmet demiştir. Yağmur beraberinde bereketi getirir. Bereket olan yerde huzur vardır.

Huzurun hakim olmadığı ne yürekler ne de evlerde mutluluktan bahis edilemez.

Şüphesiz sadece işinden eve gelip evinde oturup, dizi takibinde, kim nerede ne yaptı derdine düşüp, eşini çocuğunu görmeyen, derde derman olmak şöyle dursun kendi derdinin bile farkında olmayan gönüller bu huzurdan mahrum kalacaklardır.

Kendi derdini görüp derdine derman olmayan yürekler nasıl diğerlerinin dertleri ile dertlenebilir ki?

Derdini dağdan büyük gören, söylemleri ile dibe vuran, mücadelesini doğru yapmayan nasıl Hakka şikayetini yapsın ki?

Oturduğun yerden ahkam kesmek, kelimeleri kelimelere ekleyerek yüreğini satırlara akıtmak belki de en kolay olanıdır. Eyleme geçmeyen her söylem sahibine yüktür.

Binlercesi çekilen sahile vurmuş olan deniz yıldızlarını, tekrar denize atan birini görmek bizi gerçekten şaşırtabilecek bir olaydır. Bu şaşkınlığını ifade edene karşı eylem halinde olan dertlinin elindeki deniz yıldızını göstererek verdiği cevap ise oldukça manidardır.

-Onun için fark etti ama…

Bilgi çöplüğüne dönmüş bedenlerden ancak na-hoş kokular gelmektedir. Güzellikler ancak güzel söylem ve eylemlerle değerini bulmaktadır. Huzura, mutluluğa, hasret yüreklere ancak huzurlu olanlar girebilmektedir.

Binlerce huzura hasret yürekler vardır. Zaman “hangisine ulaşabilirim ki” demeden harekete geçme zamanıdır. İlk adımı atanlar muhakkak kazananlardan olacaktır.

Her huzuru yakalamış bir yürek, bir deniz yıldızını da kurtarma derdinde olmalıdır. Binlerce deniz yıldızları misali yürekler ölürken, elinden tuttuğunuz, hayata kazandırdığınız size daha çok huzur getirecektir.

Aslında yapılan her ne ise insanın kendine dönecek olan en büyük sermayedir. Her gidilen yerde bir liman bırakma derdidir. Küçük bir dokunuş, güzel bir bakış hayat kurtarıcı mahiyettedir.

Ne mutlu Rahmanın şahit olduğu hayata, dertli yürekleri de şahit tutarak hayatını yaşayanlara…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.