Ülkemizde bundan yirmi yıl öncesinde edebiyat ortamında bir istatistik tutulmuş ve o zamanlar şiir kitabı olan on bin insan sayısından bahsedilmişti. Eğer bu durum zamanımıza kadar istikrarlı bir şekilde devam ettirilseydi-ki zordur- bu durumun yüzbinlere ulaşılması gerekirdi.

Aslında saf ve katışıksız bir fıtrata sahip olan her insanda bir şairlik kabiliyeti vardır. Çünkü şiir, insanoğlunun klasik çağlardan modern zamanlara kadar içinde var olan iyiyi, güzeli ve doğruyu varlık sahasına çıkarmanın bir sonucudur. Şiir; sevgiyi, merhameti, aşkı kendi iç harcı olarak kullanır ve şairin eline daha doğrusu kalemine enerji olur. Ünlü şair Paul Valery, ilk dize Allah vergisi gerisi alın teridir derken aslında bu meseleye vurgu yapmıştır. Çünkü ancak sabır ve meşakkat sonucunda şiirin devamı gelebilmektedir.

Şairlik sırrına eren insanlarda estetik duygu ön plana çıkar ve bu durum, cemiyyet tarafından zamanla fark edilir. İlk zamanlarda şairdeki bu değişimi olumsuz karşılar toplum ve şairi sahnenin dışına itebiliyor, ona ön yargılı davranabiliyordu. Hatta bu dönemlerde şair olduğu deşifre edilenler “eyvah bu şehri terk etmek lazım.” Diyerek şehri terk ediyorlardı.

Daha sonra toplum ile şair arasında nasıl oluyorsa yazılı olmayan bir anlaşma yapılır ve toplum şairi kendi reklam ve propaganda aracı olarak kullanmaya çalışır. Propaganda aracı olmayı kabul etmeyen şairler zaten çoktan şehri terk edip gitmişlerdir.

Cemiyyet, şairi kendi reklam çalışmalarında kullandığında da onun estetik üslubundan faydalanmak ister. Mesela onlar için şair, sadece söylenecek sözü olan insan değildir. Hal ve hareketleriyle de şair, diğer insanlara örnek olacaktır. Örneğin bir şehirde belediye başkanı, hem sokakların daha güzel süpürülmesi ve hem de çöpçülere bir farkındalık yaratmak adına şunu yapabilir. Sokakları temizleme kampanyası düzenlenir ve bu programa davet edilen ve aralarında şairlerin de bulunduğu sanatçılar topluluğu ile sanat sokağında sokak temizlemesi yapılabilir. Buradaki etkinlikte şairin eline aldığı süpürge, aynen eline aldığı kalem gibi çöpçüye örnek olabilir. Kalem ile süpürgenin aynı ahengi verdiği sonucuna ulaşılabilir.

Şimdi gelelim şaire ve şiir yazma serüvenine.  Geçmişte ve günümüzde ortaya konulmuş şiir verimlerinden haberdar olmalı şair. Anlam peşinde koşmamalı şiirin. Anlamı şairin karnında olan şiirler bulmalı. Kelimelerin kendine has kapısından girerek çağrışım yoluyla imgelere ulaşmalı, hayal gücüyle istediği her vakit özgün ilhamlar kurgulayabilmeli. Bunu yaparken de ilhamı beklememeli. Hiç ummadık zamanlarda kelimeler düşer aklına mavera’dan, beng-i su diyarından. Bir yere yakışıyorsa o kelime gelir bulur şairi. Bazen rüyasında, Bazen de hamamda. Aynen Arşimed gibi sokağa fırlar şair. Avraka, avraka (buldum, buldum)  sesini hatırlar gibiyiz.

Velhasıl şiir yazmak, şiir yazma denemeleri sonucunda kafa yormak herkesin işi olabilir. Fakat şair olmak böyle mi. Meşhur bir söz var. Hakikat, aramakla bulunmaz ancak bulanlar arayanlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.