CHP'nin 36. Olağan Kurultayı devam ederken kaleme aldığım yazıda, Kılıçdaroğlu başarısızlığını örtmek için siyaseti mecrasından çıkarıp işi bel altına vuracaktır demiştim. Dediğim çıktı ve kurultay sonrası partisinin ilk gurup toplantısında diktatör iftiralarına yeniden başladı.

   Değerli dostlar, bu Kılıçdaroğlu memlekette sağa sola diktatör iftirası atacak son kişidir. Çünkü, kendisi diktatörlerin şahıdır. Eğer böyle olmasaydı, bu zamana kadar çoktan istifa ederdi. Hepsinden önemlisi, 36. Kurultay konuşmasında, 2019 seçimlerini kazanamadığında koltuğunu bırakacağının taahhüdünü verirdi. Allah aşkına söyleyin, Bay Kemal koltuğunu n zaman bırakacak? Ölünce mi? Yoksa baykal gibi kasedi çıkınca mı?

   Halk arasında, "kişi karşısındakini kendi gibi bilir" denir. Galiba bu zatta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kendisi gibi diktatör zannediyor. Dostlar, Hz Mevlananın Mesnevisinde bu durumu anlatan bir kıssa var. Buyrun birlikte okuyalım.

   Bir bakkalın yeşil renkli, güzel sesli, söz söylemesini bilen bir papağını vardı. Bu papağan dükkânın bekçisi gibiydi. Alışverişe gelenlere, nükteli sözler söyleyerek şakalar yapardı. İnsanlar bir şey sorduğunda insan gibi cevap verir ve onlarla güzel güzel konuşurdu.

   Efendi bir gün evine gitmiş, papağan ise bakkalda bekçilik yapıyordu. Bir kedi, kovaladığı fareyle birlikte dükkânın içine daldı. Can korkusuyla ne yapacağını şaşıran zavallı papağan, bir o yana, bir bu yana kaçmaya çalıştı. Dükkânın bir köşesine sıçrayınca orada bulunan gül yağı şişelerini devirdi. Şişeler kırıldı, yağlar döküldü.Ortalık iyice karıştı.

    Hiçbir şeyden haberi olmayan dükkân sahibi işine döndü. Etrafına bakıp durumu anlayınca çok kızdı. Papağanın üstüne dökülen yağlardan, bu işi onun yaptığını düşündü.

   O öfkeyle papağanın başına vurdu. Vurmasıyla da olan oldu. Papağanın başındaki tüyleri döküldü.  Kel oldu, dili tutuldu, konuşamaz oldu.

   Bakkal yaptığına pişman olup ah vah etmeye başladı ama ne çare. Saçını, sakalını yolarak, ”Keşke elim kırılsaydı da o tatlı dilli papağanıma vurmasaydım” diye yakınması boşunaydı.

    Papağan kel başıyla, sessiz sedasız sinmiş bir vaziyette dururken, dükkân sahibide onu konuşturmak için her yola başvuruyordu. Buarada dükkânın önünden kel başlı biri geçiverdi. Papağan onu görünce dile geldi.

”Hey arkadaş” diye, kel adama seslenerek,”Sen nasıl böyle kel oldun? Yoksa sen de gül yağı şişelerini mi kırdın?” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.