Narsisizm, kendi gerçekliğinden kaçışın büyüsel bir karşılığı. Kişinin kendi ekseninde döndüğü bir dünya. Yaşanılan iç çatışmalardan ortaya çıkan sahte bir çözüm. Kolay ve ulaşılabilir olmasını sağlayan bir yaygın kültür. Narsisizm artık öğrenilebilir bir kaçış alanı. Benliğin açıklarını dijital yamalarla kapatmak mümkün.

İki yüz yıllık ego merkezli modern kültür, kişiye, kendisiyle yüzleşmeden varolacağı bir alan açtı. Egosuna dokunmadan, onu dizginlemeden, dürtülerini baskılamadan, haz ve mutluluk vaadi. Sanayi toplumunda beden konforu için teknoloji seferber oldu. Modern hayatın ilk ayak sesleri hayra yorulacak gelişmeler  içeriyordu. Buharlı motor, telefon ve çamaşır makinesi teknolojinin fıtrata uygun kabullleriydi. O zaman, kimse teknolojinin bedenden ruha hulul edeceğini kestiremezdi.

Bugün ise benliğin açıklarını kapatan, egoyu besleyen ve kışkırtan yeni bir teknoloji ile karşı karşıyayız. Beden konforu ile başlayan ‘hayırlı' süreç  bugün dijital benliğe dayandı. Emek harcamadan, bedel ödemeden öne çıkma vaadi. Öne çıkmanın ötesinde kendini üstün ve özel görmeyi öğreten bir sanal ağ teknolojisi.

Peki, kişi kendini neden üstün görmek ister? Küçük gördüğü için diyebiliriz. Bu bir neden olabilir fakat benliğin sarsıldığı durumların önemli bir nedeni sorumluluklardan kaçmak. Halının altına süpürmek. İşte bugün narsisizm teknolojisi bunu öteki kutupla buluşturuyor. Sönmek üzere olan mumunuz için ‘yeni bir mum yakma' arayışınızda önünüze çıkıyor. Sizi projektörle buluşturmayı vaad ediyor. Sanal bir projektör.

Kendinizle yüzleşmeyin ve tam aksini yapın. Sorunlarınızın üstüne gitmek yerine keyfinize bakın. Facebook, Twitter ve Instangram'dan birer hesap açın. Sorun olan geçmiş hesaplarınızdan kurtulun. Hesaplaşmayın kendinizle, hesap açın. Bütün ağlara katılın ve arkadaşlarınızın beğenisi üzerinde yükselin. Önemli biri olun. Beş bin takipçiniz olsun, bin beş yüz beğeni alın. Önünüze geleni takip  edin. Tanının, ilerleyin, kitleleşmeye başlayın. Ünlü biri olun. Herkes sizi tanısın. Bir numaranızın, bir becerinizin olmasına gerek yok. ‘Elli bin takipçisi olanın ne hüneri var Allah aşkına.' Sizde özel biri olun.

Araştırmacı Keith Campbell işin  narsisizme varacağını söyüyor.  “Çünkü oran çok yüksek. Her 11 kişiden 1′i narsist. Büyük bölümü gençlerden oluşuyor ve kültürel olarak hızla yayılıyor. Bulaşıcı bir hastalık. Salgın hastalık dediğimizde aklınıza ne geliyorsa, aynısı narsisizmde de geçerli.”

Facebook örneğini veriyor. “Facebook'ta birisinin teklifini kabul ettiğinizde, onun arkadaşı oluyorsunuz. Onu takip edebiliyorsunuz. Genç nüfus içindeki narsistler, Facebook'u daha çok kullanıyor. Çünkü orada kendilerini daha fazla başkalarına açabiliyorlar. Twitter ise, insanların kendi reklamlarını ne boyutta yaptıkları, tweet sayısı, ilgi çekmeyecek şeyleri ilgi çekiciymiş gibi yansıtıldığı bir ağ ve bu da narsisizm duygusunun bir sonucu.”

Sıradan olmaktan kaçış hikayesinde özel alan açmanın adı narsisizm. Tüketilebilir hazların ötesinde, duygularda yaşanan bir tatmin arayışı.  Benliğin iki kutbu arasında karanlık alanı temsil ediyor.  Birinci kutupta salgın hastalık gibi narsisism yayılıyor. İkinci kutbun ise esamisi okunmuyor. ‘Kendini bilmek' anlayışının toplumda görülme sıklığı giderek azalıyor.

Kendini bilmek, kendini tanımak ya da kendine dönmek öteki kutup. Güncel, yeni ve yaygın olan  ise kendinden kaçmak. Narsisiszmin yapay ikliminde dolaşmak.

Halbuki itminan kültürünün çocuklarıyız. İçimizde kopan çalkantılardan sakin limanlara çekilebiliriz. Mesela ‘uzlete çekilme' kişinin kendisiyle yüzleşmesi ve toplumun yoz alışkanlıkalarından kendini yalıtma anlamındadır.

Uzlete çekilen kişi toplumu hakir görmez. Kendini bulma telaşındadır. Bu bakımdan toplumdan kendi gerekliğine kaçıştır yaşadığı. Hem fiziksel hemde ruhsal bakımdan toplumu terkeder. Yol haritasında kemalat hedefi olduğundan ileri boyutlarla tanışır. İtikaf, terk ve çile adı verilen ‘kırk günlük yalnızlık' gibi arınma hallerini tercih edebilir.

Ruhsal ve manevi arınmaya dair zengin bir kültürümüz var. Kendinden kaçışla, kendi gerçekliğine kaçış. İki yol, iki kültür; sanal ve gerçek.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.