Çağının tanığı sanatçı ve sanat

Sanatçı ve sanat ürünleri, çağının birinci elden tanıklığını yapar. Sanat, olaylara farklı bakmayı, yeni detaylar keşfetmeyi, yeni bakış açıları geliştirmeyi, eleştirel düşünme ve sorgulama kapasitesini arttırmayı, düşünme ve soru sorma biçimlerinin yetkinleşmesini, bireyin dış dünyası ile yeni anlam bağıntıları ve bağlantıları kurmasını sağlayan, derinlikli varoluşsal kökleri olan, kalıcı etkiler bırakan, bireyi ve yaşamı ifşa ve inşa etme becerisine sahip etkili bir insani duyum, düşünme ve eylem alanıdır.

Suriye Vekâletler Savaşı, işte tam da sanatın ilgilendiği tüm yaşam katmanlarına doğrudan dokunan, sadece bölgesel değil aynı zamanda küresel ölçekli bir yıkıntılaştırma, enkazlaştırma ve yok etme projesidir, müdahalesidir. Çağının tanığı olmakla sorumlu sanatçı, bu olaya bigâne kalamaz.

20. yüzyılın savaşları milyonlarca insanın canına mal oldu. 21. yüzyıldaki bugünün savaşları da aynı şekilde milyonlarca insanın ölümüne yol açarken, aynı zamanda milyonlarcasını da yerinden ediyor. Suriye’de bir milyona yakın insanın öldüğü ve ülkenin yarısının iç ve dış göçmen konumuna düştüğü göz önüne alındığında (13-15 milyon), yıkıntılaştırmanın, enkazlaştırmanın ve yok etmenin boyutu katlanılmaz biçimde gözler önüne serilir.

Suriyeli ve Türkiyeli sanatçıların gözünden savaş

Suriye, Halep yıkımının tanıkları sanatçılar çağının kaydını tutuyor. 1980 doğumlu Suriyeli sanatçı Tammam Azzam, yıkıntılaştırılan ve enkazlaştırılan Halep ve Suriye fotoğraflarından esinlenerek, bunları kaynak kullanarak, onları metaforlaştırarak yaptığı büyük boyutlu görsel resim uygulamaları/çalışmaları ile Suriye’deki Savaş’ın yok etme gücünü ortaya koyarken, onun Türkiye’deki çağdaşı 1983 doğumlu Sait Toprak da Türkiye’den Suriye’ye, Halep’e bakan, Suriye Savaşı’nı yorumlayan bir sanatçı olarak eserlerinde gerçek ve imge ilişkisini bu yıkımın üzerine kurgulayarak yeniden düşünmemize yol açan sanatsal bir yapı-söküm gerçekleştiriyor. İki sanatçının da aynı biçimleri kendi resimlerinde imge olarak kullanmaları kesişim noktaları iken, sanat üslupları ve yöntemleri birbirinden farklı anlam eksenleri ve bakış açıları sunmaktadır.

Toplumsal duyarlılığın temsilcisi olarak sanat

Bu, kaderleri neredeyse artık birbirine bitişmiş iki farklı bölge ülkesinden bakan sanatçıların çalışmaları, diğer bir deyişle Suriye Savaşı’na farklı “içinde olma katmanları” üzerinden bakan uygulamalar, aynı zamanda Suriye Savaşı’nı belgeleyen ürünlerin ortaya çıkmasını sağlayan bir sanatsal üretim, etkinlik ve performans gösterirler. Mevcut sanatçıların ve sanat ürünlerinin bu sürece ilişkin duyarsızlığına dikkati çeken Toprak, bu durumu, toplumsal duyarlılığın temsilcisi olan sanatçının işlevini yerine getirmemesi olarak yorumluyor ve bunu yaşanılanları daha doğru anlamamıza engel olan bir zafiyet olarak tespit ediyor. Sanatın toplumsal olaylara karşı ilgisizliği, kayıtsızlığı ve duyarsızlığı; sanatın eleştirel varlığının zayıfladığını, değiştirici ve dönüştürücü temel işlevini yitirdiğini, yüzeyselleştiğini ve sorgulayıcı kimliğinden ödün verdiğini göstermektedir. Mesele sadece yedinci yılına ulaşan Suriye Savaşı’ndaki sanatsal kayıtsızlık değildir; Irak’taki, Arakan’daki, Yemen’deki, Libya’daki, Mısır’daki, velhasılı kelâm bütün İslâm coğrafyasındaki ve dünyadaki benzer olaylara yönelik sanatsal kayıtsızlıktır, asıl mesele.

Sait Toprak’ın tuvallerinde savaş

Sanatçının Halep’in yıkıntı fotoğraflarından yola çıkarak gerçekleştirdiği sanatsal uygulama, bize gerçeklik ile imgelem arasındaki çoklu bağları göstermesi bakımından oldukça etkilidir. Elbette bu “gösterim” sanatçının kendi alımlama ve yorumlama süzgeciyle oluşacaktır. Şüphesiz bu durum, sonsuz olası alımlama ve yorumlama biçimlerinden bir tanesi olarak somutlaşmıştır. Sait Toprak, Suriye Savaşı’na dair “Ortadoğu’nun Kaderi” olarak özetleyebileceğimiz süreçte, mecmualardan, fotoğraflardan ve diğer medya ürünlerinden aldığı yıkımı gösteren görsellerin yeniden canlandırılışı üzerine kurduğu resimleri ile, gösterdiği imgelemler düzenlemesi aracılığıyla distopyaya ve öte taraftan resimde olmayanlar üzerinden ise de “iyinin, güzelin ve doğrunun” olası olduğu ütopyaya gönderme yapma gücüne sahiptir. Yapı-sökümcü bir yaklaşımla yeni mekânlarda kurgulanan yıkım ögeleri, bize başka bir dünyanın var olduğunu haber vermektedir. Bu olgu, aynı zamanda, sanat oldukça umudun da her zaman var olacağının somut göstergesidir.

Yıkımın kötücül birleştiriciliği: Kesişen tanıklıklar

Sanatın yaşatıcılığı, belgeliği, tarihe tanıklığı, bizatihi tarihin kendisi olması işlevi önemlidir. Aynı şekilde, düşünen insanların, aydınların, entelektüellerin, akademisyenlerin, varoluş içerisinde ben-idrakine erişmiş herkesin, çağının olaylarına olan tanıklığı da tartışmasız önemlidir. 26-30 Aralık 2016 tarihlerinde, İstanbul Maltepe Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğimiz “Halep’i Unutma! - Halep Haftası Programı”nı geçen yıl, 2016’nın Kasım aylarında bu zamanlarda hazırlarken, Halep’in katliamlarla ve yıkımlarla özdeşleşen günlerinde yaşadığım duygu ve düşüncelerin, sanatçı Sait Toprak ve sosyolog Erkan Çav olarak birbirimizden habersiz ve bağımsız olarak kesişmiş olmasını; yaşanan duygusal kırılmaların yansımalarını taşıyan iki farklı birey olarak, bu yok edişe, savaşa, yıkıma, yıkıntılaştıramaya ve enkazlaştırmaya, toplumsal, kültürel ve insanlığı yok ediş sürecine zorunlu tanıklık eden bizlerin, kendi yapma-etme ve akademik çalışma alanlarımızın duyarlılığı ile tarihe kayıt düşmesi olarak görmek gerekir.

Yaşananlar karşısında farkındalık artışı

Çağdaşı birçok sanatçıdan daha güçlü bir sorumluluk ve coğrafi idrak bilinci içerisinde, bizatihi yaşadığımız Suriye Vekâletler Savaşı’na karşı geliştirdiği Ortadoğu ölçekli sorgulayıcı sanatsal bakışı ile bireyleri çok boyutlu düşünme biçimlerine yönlendiren Sait Toprak’ın “Enkaz” isimli Suriye Savaşı’nı, Halep’teki yıkıntılaştırma ve enkazlaştırma sürecini ele alan serisini de barındıran “İnsanın Petrol İçtiği” başlıklı yoğun duygulanımlı ve nitelikli kavramlaştırma eksenli resim sergisini, Nişantaşı ART212 Sanat Galerisi’nde bu akşama değin ücretsiz gezebilirsiniz. Sergiyi gezdikten sonra, İslâm coğrafyasında, Ortadoğu’da ve dünyada oynanan büyük oyuna yönelik farkındalığınız -emin olun- artacaktır.

[1] Halep’i Unutma! Programı’nın kitabı için bakınız; Halep’i Unutma!, Haz. Erkan Çav, Piya Yayınları, İstanbul, 2017.

YARIN:

Sanat içsel aydınlanma yoluna ışık tutar


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.