Sarıkamış bir faciadır. Sadece 25 günde 110 bin Mehmetçik dondurularak katledilmişlerdir.

Gurur duyulacak bir tarafı yoktur.

Bu nedenle 90 yıl boyunca sansürlenmiştir.

Bir savunma savaşı değildir.

Sarıkamış, ancak Kerbela gibi matem olabilir.

Tarihimiz her konuda olduğu gibi Sarıkamış konusunda da çarpıtılıyor. Sanki bir başarı öyküsü gibi insanlarımız Sarıkamış’a koşturmaktadırlar.

Sarıkamış’a koşturalım ama orada ne olduğunu bilerek koşturalım. Ders almak için koşturalım.

Orada gereksiz, zamansız bir savaş yaratılarak, macera uğruna, gepegenç çocuklarımız şahadete sürüklenmişlerdir.

Temel strateji, Polonya Cephesinde Ruslar karşısında  Almanlar’ı rahatlatmaktı. Ruslar Kafkas cephesine asker kaydırmaya zorlandılar.

Hans yerine, Hasan ölmüştür.

Savaş 22 Aralıkta başladı. 17 Ocakta bitti. 25 gün sürdü. Savaşa şu şiirlerle  gidildi.

“Düşman ülkesi viran olacak,                

Türkiye büyüyüp Turan olacak!

Seferberlik vardır, yazdı ilanlar

Koşunuz orduya gürbüz aslanlar

Türkoğlu değildir evde kalanlar”

Ordunun geçtiği yollara “Turan’a Gider” levhaları asıldı. Güya asker motive ediliyordu.

Savaş çok dramatik şartlarda geçmiştir.

Asker beline kadar karlar içindedir. Çok şiddetli kar fırtınası vardır. Arazi ormanlıktır. Yürüyüşler çoğunlukla geceleri yapılmakta, kim nereye gittiğini bilmemektedir.

Harekatın başladığı anda asker, kar fırtınasından biri birini tanıyamamış, iki kolordumuz birbiriyle vuruşmuş, iki saatte 3 bine yakın kayıp verilmiştir.

Kar yağışı altında yürütülen ve yorulan askerler bitkinlikten çömelmekte, bacaklarının arasında tüfekleri ile donup kalmaktadırlar. Yollar donmuş askerlerle doludur.

Soğuk nedeniyle askerlerin elleri ayakları donup, cam çubuk gibi kırılarak, düşmektedir.

Savaşın cereyan ettiği bölgede şehit cenazesi yemekten köpeklerin karınları yerlerde sürünmüştü.

Soğuktan toprak kazılamayıp defin yapılamadığından şehit cenazeleri üst üste yığılıyordu. Bu yığınlar birkaç metre yükseklikte ve yüzlerce metre uzunluklarda idiler.

Köy evlerine, şehit cenazeleri odun yığınları gibi istif edilmişti.

Dağlar, ovalar, tarlalar hiç savaşmadan donan şehitlerle doluydu, uzaktan karla kaplı orman hissi veriyordu.

 Kayıpların sayısı Enver Paşa’nın önüne geldiğinde tepkisi; “Zaten ölmeyecekler miydi?” olmuştur.

Savaşta esir düşen bir Türk subayına muhatabı Rus General; “Sizin binlerce yıllık tarihiniz var, bu kış şartlarında savaşılmayacağını nasıl düşünemediniz” demiştir.

Savaşta Ruslar ise 30 bin kayıp vermişlerdir.

Sarıkamış, destanlaştırılmak yerine, tüm çıplaklığı ile anlatılmalıdır.

Ancak böyle ders alınabilir.

Aksi halde yeni Sarıkamışlar -Allah korusun- kaçınılmaz olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.