Olabilir, her ne sebeple olursa olsun savaşa karşı çıkabilirsiniz.

Olabilir, Max Weber’in modern devleti “fiziksel şiddetin meşru kullanım tekelini elinde bulunduran güç”  olarak tanımlamasından rahatsızlık duyup karşı bir tanımlama yapmak için kâğıdı kalemi elinize alabilirsiniz.

Olabilir, savaş karşıtlığınızı felsefî gerekçeler ile temellendirebilir, çarpıcı aforizmalar ile güçlendirebilirsiniz. Nefsi müdafaa olsa bile mi?, diye soranlara umarsızca; Evet, evet nefsi müdafaa olsa bile!, diye cevap verebilirsiniz.

Olabilir, bir Hint gurusu gibi hayata dingin bir noktadan bakabilir, yeni bir din ihdas etmenin arifesinde, tüm savaşların ideolojiler ve dinler sebebiyle çıktığını iddia edip çözüm olarak kurucusunun kendisi olduğunuz yeni bir dini insanlık için bir “devrim” olarak pazarlayabilirsiniz.

Olabilir, egzotik, gizemli, gnostik akidelerin arayışına çıkabilir savaş karşıtlığınızı din tınılı bir temele bağlayabilirsiniz.

Olabilir, sağ yanağınıza birisi tokat atarsa, hemen sol yanağınızı da çevirin; çünkü olgunlaşmanın en üst noktası işte budur, türünden bir anlayışın mümessili olabilirsiniz. Ne kadar vururlarsa o kadar iyi, diyebilirsiniz.

Olabilir, mesela ben bir ülke olsam, benimle hesabı olan başka ülkelerin katilleri de hemen güneyimde tam teçhizatlı bir şekilde mütemadiyen bana saldırsa… Vursa, öldürse, patlatsa… Gıkım çıkmaz, çünkü olgunluk bunu emreder ey insan!, diyebilirsiniz.

Olabilir, kesici, yaralayıcı ve her türlü ateşli silahların yok edilmesi ile ilgili bir sivil toplum hareketi başlatabilirsiniz. Sırf bu alet edevatla icra ediliyor diye gerekçesi ne olursa olsun savaş karşıtı olabilirsiniz.

Olabilir, savaş karşıtlığınızın bir zaman sınırlaması yoktur. Ben öğleye kadar savaş karşıtıyım, öğleden sonra değil ya da ikindiden sonra nöbetçi savaş karşıtıyım, yatsıdan sonra beni bulamazsınız gibi bir yaklaşımınız da olmaz.

Olabilir, makûs talihinize hayıflanıp bir İsveç, Norveç vatandaşı olmadığınız için günaşırı kederlenebilir, Tanpınar’ın “Coğrafya kaderdir.”, özdeyişinin gölgesinde kaderiniz için yas da tutabilirsiniz.

***

Türkiye’de savaş karşıtı var mı? Varsa kaç kişidir?

Türkiye’de “savaşa hayır” diyerek Afrin operasyonuna karşı konumlananlar bunu savaş karşıtı oldukları için mi yapıyorlar?

Ben operasyona karşı olanların kendileri için uygun gördükleri bu  “savaş karşıtı” tanımlamasının münasebetsiz bir yakıştırma olduğunu düşünüyor ve buna itiraz ediyorum.

Hayır! Yarı zamanlı savaş karşıtıyız, deseler sorun yok!

Nöbetçi savaş karşıtıyız, deseler inanın mesele değil!

Adamına, tarafına, yerine, zamanına göre savaş karşıtıyız, deseler yine inanacağım!

Ne var ki öyle demiyorlar.

Türkiye’nin kendisi için varoluşsal bir tehdide yönelik savunma amaçlı operasyonuna karşı mücadelelerini “savaş karşıtlığı” gibi bir duyarlılık üzerinden servis ediyorlar.

Benim itirazım bu hokus pokusa!

Ciddi olalım lütfen!   

Aynı hokus pokusu, ÖSO (Özgür Suriye Ordusu)  tartışmalarında da görüyoruz!

PYD/YPG için; “Bizim için YPG terör örgütü değildir. YPG kendi vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur.”, diyen CHP, başımıza ÖSO uzmanı kesildi.

Suriye’de kimi ne kadar tanıdıkları PYD/YPG tanımlarından anlaşılıyor zaten! Onun için kusura bakmayın, ÖSO konusundaki şahitliğinizi de kabul etmiyoruz beyler! Tıpkı dün terörist güzellemesi yapanların bugün örgüt sıkışınca  “savaş karşıtıyız” beyanlarını kabul etmediğimiz gibi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.