Dünya yeni bir yöne doğru hızla ilerliyor.

Yaşanan ekonomik, siyasi, askeri ve teknolojik depremler yeni küresel sistemin işaretleri…

Yaklaşık yüz yıl önce konsept değiştirerek Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüştürülen binlerce yıllık devletimiz yeni konseptini ulus-devlet olarak ortaya koymuştu.

Ancak dünyanın son yıllarda yaşadığı jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik dönüşümünden kaynaklı olarak tarihimiz coğrafyamıza dar gelmeye başladı.

Balkanlar’dan Afrika’ya, Kafkasya’dan Ortadoğu’ya uzanan dini, tarihi ve kültürel bağlarımız bizi çağırmaya başladı.

Yüz yıl önce bize Sevr’i dayatanlar bugün yine aynı hayallerle harekete geçti.

Tüm saldırılarını destan yazarcasına defettik.

Bağırsaklarındaki asalak kurtları temizleyen Türkiye gerek yurt içinde gerekse yurt dışında olağanüstü başarılara imza atmaya başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “savunma dönemi bitti taarruza geçiyoruz” sözlerinin ardından Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtları üzerinden Misak-ı Milli ile cevap vermeye başladık.

Türkiye’yi tekrar Sevr’e zorlamak isteyenlerin Misak-ı Milli sınırlarımız içerisine yerleştirmeye çalıştıkları terör örgütleri bizim bu coğrafya ile bağlarımızı koparmayı hedefledi.

**

Fırat Kalkanı ile başlayıp Zeytin Dalı Harekâtı ile devam eden bu süreç Afrin ve Münbiç’in ardından Fırat Nehri’nin doğusuna uzanarak Musul-Kerkük’e kadar devam edecektir.

Elbette her şeyin bir zamanı var.

Gücümüz ölçüsünde, stratejik bir plan çerçevesinde hareket etmek zorundayız.

**

Askeri operasyonlar için güçlü bir orduya, güçlü bir ordu için ise yüksek teknolojili silahlara, güçlü ekonomik kapasiteye ve yetişmiş insan kaynağına ihtiyaç var.

Tüm bunlar için ise güçlü bir siyasi irade gerekli. 2019 seçimlerine bu açıdan baktığımızda ne kadar önemli olduğunu daha net görebiliriz.

16 Nisan referandumu sonrasında değişen dünya konjonktürüne hızlı bir şekilde uyum sağlama hamleleri gerçekleştiren devlet 2019 seçimleri sonrasında daha fazla hızlanarak dönüşümünü vaktinde tamamlayacak.

Ancak millet olarak bizim de bu dönüşüme uyum sağlamamız ve üzerimize düşenleri yapmamız gerekiyor.

**

Yeni sistemde küresel düşünüp yerel hareket etmek gerekecek. Sanayi sektörünün dijitalleşmesiyle üretimin formatı da değişecek.

Ülkelerde artan milliyetçilik akımıyla beraber şirketler üretimi daha farklı ve özgün bir şekilde, hedef pazar olan ülkenin sosyolojik yapısına göre şekillendirmeye başlayacak.

Ticaret haritaları yeniden çizilirken tarihi ipek yolu yeninden canlanacak, Avrupa’dan Pekin’e kadar uzanan hat üzerindeki ülkeler daha içli dışlı bir hâle dönüşecek.

**

Güçlü olmak için daha fazla, daha akıllı çalışmalıyız.

İş adamlarımız da bu sürece ayak uydurmalı. Sadece iç piyasa ile yetinmemeli, ihracata dayalı büyüme stratejisi oluşturmalı.

İşletmelerimizin %99’unu oluşturan KOBİLER büyümek için bireysellikten uzaklaşmalı.

“Birlikten kuvvet doğar” atasözü doğrultusunda güçlerini birleştirmeli, katma değer üretmek için daha fazla çaba sarf etmeli.

Ölçek ekonomisine geçişi ve yüksek katma değerli üretimi sağlamak için kamu-üniversite-sanayi iş birliğinin artırılarak devam edilmeli.

**

Türkiye’nin büyüme mücadelesinde hepimizin görevleri var.

Görevlerimizi yerine getirmediğimiz takdirde elbette ki vebali de var.

Vatana, millete, devlete, ümmete ve dahi insanlığa hizmet amaçlı çalışmayı, üretmeyi ibadet olarak düşünmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624