Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti kurmaylarına ittifakın detaylarıyla ilgili kapsamlı bir çalışma yapılması talimatını verdi. MHP lideri Bahçeli de kendi kurmaylarına aynı talimatı verdi. Bu doğrultuda her iki parti kendi ittifak komisyonunu kurdu ve karşılıklı görüşmeler başladı.

İlk açıklamalar ittifakın sadece Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Genel Seçimler üzerine yapılacağını gösterse de bu ittifakın Mart 2019’da yapılacak Yerel Seçimleri de kapsayacağını ve hatta ilk ittifakın Yerel Seçim sandığında başlayacağını belirtmek gerekiyor.

Peki, Yerel Seçim ittifakı nasıl olacak?

AK Parti ve MHP mevcut belediye başkanlıklarını koruyacak. MHP’nin elinde bulunan 3'ü büyükşehir 5'i il, 79'u ilçe, 47'si belde olmak üzere toplam 134 belediye başkanlığında AK Parti aday göstermeyecek. MHP de AK Parti’nin elinde bulunan hiçbir belediyede aday göstermeyecek.

AK Parti ve MHP’nin elinde olmayan belediyeler ile ilgili nasıl bir yol izlenecek?

İttifak görüşmelerinden çıkan sonuç AK Parti ve MHP’nin elinde olmayan belediyelerde güçlü olan partinin adayı ile seçime girmek. Sözgelimi İzmir ve Eskişehir’de AK Parti ikinci parti olduğu için bu illerde seçime AK Parti’nin adayı ile girilecek, MHP, AK Parti’nin adayına oy verecek, kendisi aday göstermeyecek. MHP’nin ikinci parti olduğu illerde de AK Parti aday göstermeyecek, MHP’nin adayını destekleyecek.

Belediye Meclis üyeliklerinde nasıl bir yol izlenecek?

Belediye Meclis üyeliklerinde ittifak olmayacak. Tüm Türkiye’de MHP’liler kendi Meclis üyelerine, AK Partililer de kendi Meclis üyelerine oy verecek.

Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler için ise farklı formüller konuşuluyor.

Seçim barajının düşürülmesi ve Daraltılmış Bölge hususlarında fikir beyan edenler var. Ne var ki bu seçeneklerin hiçbirisinin gerçekleşmeyeceği görülüyor.

Öncelikle Siyasi Partiler Yasası 90. Madde ile Milletvekilli Seçim Yasası 16. Maddede değişiklik yapılacak ve ittifakın önündeki yasal engel ortadan kalkacak. Seçime birlikte girecek siyasi partilerin “tüzel kişiliği” korunacak.

Seçim barajının ittifak yapan siyasi partiler için yüzde 15, ittifak yapmayan siyasi partiler için ise yüzde 10 olması düşünülüyor.

Dar veya Daraltılmış Bölge seçenekleri üzerinde durulmuyor.

Oy pusulasının nasıl düzenleneceği ise henüz muğlâk. Bu konuda her iki siyasi partinin de kafası karışık.

MHP lideri Bahçeli, “ittifak yapılsa bile hangi partinin ne kadar oy aldığı ortaya çıksın” diyor. Bu, oy pusulasında hem MHP hem de AK Parti’nin ayrı ayrı yer alması demek. Fakat her iki parti aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oy verecek ve dolayısıyla tek aday olacak. İşte bunun için MHP, oy pusulasının üstünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğraf ve isminin olmasını, altına ise AK Parti ve MHP’nin ayrı ayrı konulmasını istiyor.

AK Partili seçmenin Erdoğan’ı oyladıktan sonra AK Parti’ye oy vermesini, MHP’li seçmenin de Erdoğan’a oy verdikten sonra aynı pusulanın altında yer alan MHP’ye oy vermesini öneriyor.

MHP’nin bu önerisi tartışılıyor. Ancak bu önerinin AK Parti açısından dezavantajlarının olduğunu söylememiz gerekiyor.

Çünkü...

Milletvekili sayısı bu oy pusulasına göre belirlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verilen oylar ortak olduğundan sorun olmayacak. Ancak Milletvekilliği dağılımında her parti aldığı oy nispetinde Milletvekili kazanacağından sorun oluşacak.

İşte tam bu noktada işler karışabilir...

1-AK Partili seçmen, AK Parti ve MHP amblemlerinin üzerinde Erdoğan’ın fotoğrafını gördüğü için sadece Erdoğan’ı oylayıp kendi partisine oy vermeyi unutabilir ya da gerek görmeyebilir.

2-AK Partili seçmen, AK Parti ve MHP amblemi üzerinde ortak aday olan Cumhurbaşkanı Erdoğan yer alacağından “nasıl olsa ittifak yaptık, oyumuz da bir sayılıyor” diye düşünüp MHP’ye oy verebilir ya da her iki partiye birden mühür basabilir.

Bu iki risk MHP için de geçerli kuşkusuz. Ancak oy oranlarına bakıldığında AK Parti’nin çok daha zararlı çıkabileceğini söylememiz gerekiyor.

Bence...

Tüm bunların yerine 3 Kasım 2019’da “iki ayrı sandık” kurulsun.

Bir sandıkta Cumhurbaşkanı seçilsin. Diğer sandıkta milletvekilleri belirlensin. MHP ve AK Parti, Cumhurbaşkanlığı seçim sandığında doğrudan Erdoğan’a oy versin, Milletvekilliği seçim sandığında ise kendi partisine oy versin. Ama her hâlükârda ittifak kuralları geçerli olsun. Yani yüzde 15 kuralına göre milletvekili dağılımı yapılsın.

Bu yöntem uygulanırsa ne seçmenin kafası ne de siyasi partilerin kafası karışır.

Oy sayımı kolay olur.

Her şey gayet net ve şeffaf olacağından seçim sonrası yapılacak muhtemel polemiklerin önüne de geçilmiş olur!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-31 20:27:54

Yazarimizi tebrik ediyorum, Çünkü; iki sandık kurulmalı yazarımızın dediği gibi böylece karışıklık Milletvekili seçiminde ittifak olsun tek listeyle gidilsin. MHP ye, milletvekili sıralamasında yer verilsin. önemli olan Ülkemize hizmet etmek kimin ne kadar oy aldığına takılmamak lazım. Böylece karışıklık da olmaz.

banner624