Türkiye, 24 Haziran’da bir erken seçime gidiyor.  Bu kararın nedenleri hakkında çeşitli görüşler belirtildi.

AK Parti geleneğine uymayan bu kararı, bir erken seçimin olmayacağını parti sözcülerinin daha önce ifade etmelerindeki çelişkiyi yazarak eleştirenler oldu.

Siyaset, sonuçta sorunlarımızı çözmek için var. Dolayısıyla, bu kararın nedenleri üzerinde durmak, gerekçesi hakkında fikir teatisi yapmak, boş polemikleri bir tarafa bırakırsak, sorunlarımızı konuşmak olur. Açıkçası, teklifleri duyalım havasına girdik bile çoktan.

Hem unutulmamalı ki, CHP lideri de birkaç ay önce, bir mitinginde bu talebini dile getirerek şöyle demişti:

“17 ay beklemeyelim, gelin hemen seçim yapalım. Kim milletten kaçıyor, kim kaçmıyor çıksın ortaya. Bunu demokrasi adına söylüyorum. Demokrasiyi daha fazla katletmeyelim. Seçimde bütün gerçekler ortaya çıksın. Sen milletten korkmuyorsan, açıkça sana meydan okuyorum." (24.10.2017)

İktidar, ne derse tersini yapmanın muhalefet olmadığı, artık kaliteli alternatifleri görmek isteğimizi defalarca yazdık. Hatırlarsanız ne demişti bir CHP’li vekil; “AKP, ne yaparsa eleştireceğiz; yanlış da olsa, doğru da!”

Ülke sorunlarına hiçbir katkısı olmayan bu muhalefet tarzı, o kadar yıpratıcı ki, artık dinlemekte zorlanır oldum. Boş çekişmelerden gına geldi.

Henüz, erken seçim kararı alınmadan 1-2 ay önce, şahsen böyle bir kararın alınmasının gereğine işaret etmiştim. Çünkü özellikle ekonomide yapısal reformların yapılması için daha uygun bir zemine ihtiyaç var.

Normal tarihinde yapılacak bir seçimi beklemek, gerek yatırımlar, gerekse sermaye akışında yavaşlamayı getirmiş ve iş dünyasında da bir çeşit önünü görememe kaygısına neden olmaya başlamıştı. Yeni sisteme bir an önce geçilmesi gerekiyordu.

Çünkü, ABD ve Çin arasında başlayan ticaret savaşları diğer ülkeleri ve dolaylı olarak bizi de etkisi altına alacaktır. Rusya ve İran ile yaptığımız füze alımı ve yerel para ile ticaret anlaşmalarının dünyanın jandarmasını rahatsız ettiği de ortada.

Dolayısıyla, 2001 krizinden aldığımız dersle, özellikle bankacılıkta yaptığımız reformlar sayesinde nasıl 2008 krizi teğet geçtiyse, yeni ve yapısal reformlarla da ticaret savaşlarının etkisini asgari düzeye indirebiliriz. Bunun için de kaybedecek 1,5 yılımız yok.

Her konuda olduğu gibi, erken seçim çağrısının hemen akabinde ezberci ekonomistler, negatif yorumlarıyla ekranı işgal ettiler: “Seçim belirsizliktir, piyasalar kötü karşılar.” Şartlar, ülke koşulları, siyasi aktörlerden bağımsız bir klişe bilgiyi tekrarlayıp durdular.

Oysa hemen akabinde, çeşitli iş örgütleri ve sermaye grupları, bunu olumlu karşıladığını, o belirsizlik döneminin kısalıp, seçim sonrası yatırımlara hazırlık olacağını duyurdu. Sadece iç piyasada değil, dışarıdan da destek geldi.

Doların ateşinin düştüğü gün, tahvillere gelen yüksek alım dikkat çekti. Dünyanın önde gelen yatırım bankaları Goldman Sachs ve JP Morgan, Türkiye'de 24 Haziran'da erken genel seçime gidilmesi kararını da olumlu karşıladılar.

Ekonomik açıdan, beklentileri tazeleyen bir ortam oluşurken, muhalefette şaşkınlık, ama halkta da büyük oranda pozitif bir hava oluşturdu.

Erken seçimden genellikle iktidarlar rahatsız olur; muhalefet değil. Fakat bizde tam tersi oldu.

Aslında seçimin niteliğine bakınca kim iktidar, kim muhalif anlaşılıyor...

24 Haziran, bu yüzden çok önemli. Büyük resimden kopanlara bir minik hatırlatma diyelim naçizane...

Erken seçim, bir yıl boyunca, çapsız muhalefete katlanmaktan kurtulmak demek. Kaliteli muhalefetin doğması için de fırsattır aynı zamanda...

Seçim, temizliktir; normalleşmedir. Dünyaya mesajdır. Bazı odakların planlarının bozulmasıdır.

Hayırlı olsun!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.