Politik arenada, bu sistem kurulduğundan beri yapılan hiçbir seçim bugünkü kadar önemli değildi belki de. Verilen her oy bir mermi, bir bomba hükmünde neredeyse. Her iki taraf açısından da böyle!

Evet, iki taraf var çekişen. Dünyaya bakışı farklı, millete bakışı farklı, ümmete bakışı farklı ve destekleyen/dua eden kesimi -en azından baş aktörleri - farklı iki taraf…

Bir seçimin bu denli keskin farklılıkla yapılıyor oluşu ayrıca değerlendirilip analiz edilmesi gereken bir durum olsa da, vakıa üzerinden bakınca, iki farklı noktada saflaşmış kesimin, seçim vasıtasıyla iktidarı alma mücadelesi, söz konusu yaşadığımız durum.

“Vasıta, vasıtalık ettiği gayeye göre değer kazanır.” Politika ve partiye bakışımız bu çerçevedendir.

Sistem değişimini hedeflemeyen her hareketin, en azından buna yol açacak, basamak olacak noktada durmayan bir hareketin varacağı nokta, sistemi destekleyip beslemektir.

Bizdeki en büyük problem, egemen dünya düzenine eklemlenmiş, o düzenin kurucuları tarafından rotası çizilen ve kontrol edilen “sistem sorunudur.”

Eğitim müfredatından, dış politikaya, yaşam tarzından hayata bakış açısına her alanda yaşanan sorunun kaynağı sistemdi. İstediğiniz aktörü getirin, senaryosu belli oyunu o senaryoya göre oynamak zorundaydı. Ve biz, senaryoyu yazan olma mücadelesine başlamazsak elimize verilen senaryoyu, “en iyi rol yapan oyuncu” olarak oynamaktan başka bir paye alamayacaktık.

Son yıllarda durum değiştikçe değişti. Senaryoyu yazan eller, oyuncuların verilen senaryoya göre oynamadıklarını gördüler.

Oyuncu değişikliği yapmak için her türlü oyunu sahnelemeye başladılar. Milleti sokağa döküp isyan ettirmek istediler ve adına Gezi dediler. Tetikçi hukukçularıyla operasyon çekip adına 17-25 dediler. Oyumuz HDP diyerek görünüşte tamamen zıt noktada duran birçok kesimi aynı çizgide buluşturdular. Yemedi, açıkça işgale girişip 15 Temmuz’u yapmaya kalktılar. Her seferinde karşılarına millet çıktı. Millet basiretiyle, ferasetiyle her yalanın arkasında senaryoyu yazan emperyalist katillerin olduğunu anladı, tavrını buna göre belirledi. Hem de gerekirse can vermeyi göze alarak…

Şimdi bunun da farkında olarak bu seçimde milleti kandırmaya dönük o kadar yalan dolan dönüyor ki ortalıkta, akıllara zarar…

İşgalin tetikçisi ve yüzlerce insanımızın katili FETÖ’cülerin adaletten bahsettiği, Müslüman millete her türlü zulmü reva gören, ezanı, Kuranı, baş örtüsünü yasaklayan ve İslam’ı haşa “Arap’ın yaveleri” olarak nitelendiren CHP zihniyetinin seçim çalışmalarına camilerden başladığı, emperyalizmin devlet vaadini gerçekleştirmek için Mehmetçik’le savaşan PKK’nın nerdeyse aklanmaya çalışıldığı, en başından beri işgalci FETÖ’nün desteklediği proje partisinin, işgal girişimine engel olan ve sonrasında da milli duruşuyla millete güç veren MHP’ye alternatifmiş gibi sunulduğu ve maalesef İslami hassasiyet sahibi vatan millet sevdalısı kesimlerin ortak hareket muvazenesini bozmak için neredeyse CHP ile yarışan, bütün emperyalist ülkelerin destek verdiği bir oluşumda emperyalizme karşı mücadele ettiğini söyleyen Saadet Partisi’yle, muhalif ittifak bütün stratejisini, milletin bu ferasetli duruşunu bozmak üzerine kurmuş gibi görünüyor. Dikkat edilmesi gereken durum budur.

Millet olarak buna fırsat vermeyecek ve kendi yazdığımız senaryoyu hayata geçiren bir ülke haline geleceğimiz günlere kavuşacağız inşallah.

Su yatağına girdi artık. Seçim bu akışın sadece bir parçası. Artık kim ne yaparsa yapsın bu akışı durduramayacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.