Muhalefetin kronik “sandıkta hile var” yollu iddiası bu seçimde de ilk savunu mekanizması yapılmaya adaydı. Sandıklardaki her aşamayı gözlemleyen muhalefet için kazanacaklarına dair inanç o denli pekiştirilmişti ki Muharrem İnce’nin “Hile var” değil de “Adam kazandı” kabullenişini envai çeşit entrika ile değme senaristlere taş çıkarırcasına yorumlamaları karşısında aklımız dumura uğradı!

Muhalifliğin kronikleşmesinin, şahıslarda kesif bir sukut-i hayale yol açacağını elbet biliyorduk da bu denli psikolojik hasara sebep olduğunun farkında değildik!

Uçan mühürlerden, Muharrem İnce’nin kaçırılmasına-ailesinin rehin alınmasına değin geniş yelpazedeki iddialar muhalefetin hassaslaşan psikolojileriyle birlikte camiayı sürükleyenlerin yönlendirici politikalarının etkisi yadsınamaz.

Anlı şanlı anketçilerinden, ünlü şöhretli gazetecilerine-yazarlarına, deneyimli politikacılarına kadar yığınla kişi, kaybedeceklerini bilmelerine rağmen kendi cenahlarını kazanacaklarına inandırmışlardı!

Söz konusu zatların ifadelerinden de anlaşıldığı üzre bu, mahalleyi çalıştırma, tüm imkânları seferber edip seçimde potansiyeli zirveye taşıyabilme muradından çok başka bir tutumdu!

CHP baskısından korkup gerçekleri gizleme, muhalefeti kazanacağına inandırıp gaza getirme gibi ilginç hakikat ve amaçlar, muhalif seçmen için sonuçları kötü bir sürprize dönüştürmeye yetmişti.

Oysa AK Parti cenahında yapılan anketler ile alınan sonuçlar arasında ciddi kaymalar görülmediği gibi “kararsız” olarak nitelenen bu defa daha fazla yekûn tuttuğuna dair düşülen notların yanına eklemlenen: “milletin feraseti” ortaya çıkan tabloyu beklenmeyen olmaktan çıkarmıştı.

Sosyal medyada estirilmeye çalışılan olumsuz rüzgârdan, basında muhalefetin olabildiğince şişirilip bu kez kazanacağına dair yapılan yorumlardan etkilenip az da olsa endişelenenler olmuştu muhakkak!

Lakin uygulanan strateji, AK Partililer üzerinde ters etki oluşturdu. 16 yıllık kazanımların -tek bir dönem de olsa- iktidarın muhalefete teslimi ile tepetaklak olacağını bilen AK Partili seçmenin daha fazla efor sarfetmesine yol açtı.

Yani sözün özü, yanlış sistem üzerine kurgulanan seçim propagandası, muhalefete kazandırma yolunu açma yerine kazanmaya odaklanan seçmeninin psikolojisini iyice tarumar etmekten başka bir işe yaramamıştı…

Kaybetmeyi hazmedemeyen az sayıda insanın meydana getirdiği münferit hadiselerin Türk bayrağına, kutlama yapan kadınlara saldırma gibi mazur görülemez, tolere edilemez boyuta taşınmasında yanıltıcı yol izleyenlerin azımsanamayacak bir rolleri olduğunu eklemeden geçmeyelim!

AK Partili seçmene gelince; 15 Temmuz gecesi korku, endişe, hüzün ile revan oldukları yollardan aynı müzik, Türk bayrağı ve klaksonlarla bir bir geçerken zihnine, kalbine, bilinçaltına gömdüğü bu olumsuz duyguların silikleşmeye başladığını tüm ruhunu ümit, umut, sevinç, heyecan ve geleceğe daha büyük bir kararlılıkla yürüme azminin yerleştiğine tanıklık etti!

Aslında kaybedeni yoktu seçimin! Kazananın millet, devlet, ülke, dünya mazlumlarının olduğu bir seçimin kaybedeni olur muydu ki!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.