Geniş mutabakat olmayınca vazgeçildi, aday olunmadı. Gül dalında dursun, şimdilik koparmayalım denildi. Karamollaoğlu’nun arabuluculuğu Erdoğan karşısında AK Parti geleneğinden gelen bir başkasının aday olarak tahkim edilmesine yetmedi. Böylece adaylıktan vazgeçildi. “Arkadaşlarla” yapılan istişare sonucunda pasif konuma geçiş kararı alındı. Ama bu pasifizasyon bir izleme ve değerlendirme aktivasyonu içeriyor.

24 Haziran seçimlerinden sonra AK Parti’nin karşısına AK Parti’den ayrılmış yeni bir AK Parti çıkabilir mi? Bunun araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülüyor olabilir mi? Eğer o arkadaşların bir kısmı milletvekili olarak meclise girerse AK Parti’den, 30-40 kişilik bir grupla meclis aritmetiği mitoz bölünmeyle değişebilir mi? Bu soruların cevaplarını arıyor siyaset stratejisyenleri bugünlerde. Bir tarafta Reis’e bir şey olmaz, Reis bunun da tedbirini almıştır, ileri görüşlüdür, aday listelerini ince eler sık dokur diyenler, öbür tarafta aman Reis, şeytanın aklına gelmeyenler bunların aklına gelir, düşmez kalkmaz bir Allah aman dikkatli olalım diyenler var. Ne denilirse denilsin siyaset ilginç gelişmelere sahne olabilir 24 Haziran’dan sonra. 10 yıl evvel PKK terörü kentlere inecek dediğimizde bu öngörüyü kimse ciddiye almamış, gülüp geçmişti. Hendek olayları, büyükşehirlerde patlayan bombalar ve sonrası, her şey ortaya döküldü. İkinci öngörümüz; siyasal iktidar elde edildikten sonra kavga artık laikçilerle muhafazakârlar arasında değil, muhafazakârların kendi içinde neşet edecek demiştik, ipi dışarda olan bir eblehler topluluğu arkasına saftirik muhafazakâr, dindar yığınları da takarak 15 Temmuz rezilliğine imza attı! Şimdi kavga ilerleyen dönemde iktidar nimetlerinden az yararlananlarla çok yararlananlar arasında olacak deyiversem herkesin şöyle bir hop oturup hop kalkacağına eminim. Hatta ikinci bir öngörüde bulunarak (bir şey bildiğimizden değil sadece tahmin) muhafazakar siyaset kendi içinde ikiye bölünecek desek, yine pek çoğumuzun yüzü buruşacak buna eminim.

Ancak şunu unutmayın: 15 Temmuz 2016 akşamı evlerimizde oturmuş huzur içinde kahvelerimizi yudumlarken FETÖ denilen alçak güruh birkaç saat içinde ülkeyi kaosa sürüklemedi mi? Beyler Türkiye bir İsveç, bir Finlandiya değil, her an her şeye karşı hazırlıklı olmamız lazım. Allah birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi, huzurumuzu bozmasın, 24 Haziran’da güçlü bir şekilde Reis’in arkasında durmak boynumuzun borcudur, sonrasında Allah kerimdir!

***

Direnişin Kahramanı:Fadi Abu Salah!

“ABD Başkanı Trump’ın dünyayı hiçe sayarak aldığı hukuksuz karar, dün onlarca kişinin canı pahasına yerine getirildi. Tel Aviv’deki Amerikan büyükelçiliği, Kudüs’e taşınırken; Gazze’de gösteri yapan en az 58 sivil, İsrail kurşunlarıyla hayatını kaybetti. İsrail’in 2014’te Gazze’ye yönelik saldırılarında bacaklarını kaybeden ve gösterilere tekerlekli sandalyesiyle katılan 29 yaşındaki Fadi Abu Salah da dün İsrail güçlerinin ateşinde hayatını kaybetti. 2700’ü aşkın Filistinlinin yaralandığı katliam sonrası BM Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrıldı.” Filistin’de olan biten her şeyin özeti yukarıdaki haber paragrafında. 58 Şehidimiz 2 bin 700’ü aşkın yaralımız var. Şehitlerin içerisinde bir tanesi cesaretiyle, kararlılığıyla, azmi ve inancıyla hepimizi utandırıyor, hepimize büyük bir ders veriyor. Adı: Fadi Abu Salah! 2014’te İsrail’in Gazze saldırısında dizlerindenaşağısını kaybetmiş, tekerlekli sandalyede bir engelli kendisi, ama davası var, azmi var, İsrail’e karşı mücadele ediyor. Verdiği mücadelede de canını vermiş, şehit olmuş. Şimdi bir dönelim kendimize de utanalım biraz. Yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda. Yaşadığımız hayat ümmetin pek çok ferdinden çok çok daha refah ve bereket dolu. Buna rağmen gözümüz doymuyor ve inanılmaz arzular peşindeyiz. Salah’ın azmi, dava bilinci ve kararlılığının binde biri bizde olsa değil İsrail dünyanın en süper güçleri karşımıza dizilse bu iman ve kararlılık karşısında duramaz, çöker. Neden İsrail’e bir şey yapamadığımızın ve neden her defasında Filistin’li kardeşlerimizin bu zulme maruz kaldığı sorusunun cevabı burada saklı, öyle büyük laflar edip, büyük politik cümleler kurup, stratejiler uydurmaya filan gerek yok! Bu fotoğraf tarihe geçmeli ve Salah’ın adı unutulmamalı!

***

Emekli oligarklardanmedet ummak!

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sürekli kendisinden şikayetçi olduğumuz bürokratik oligarşinin sona erdirilmesi için bir fırsattır. Hazır böyle bir sürece girilmişken yaraya sağlam bir neşter vurulmalı, köklü bir kamu reformu yapılmalıdır. Belki buna yerel yönetimler reformu da dahil edilebilir. Ancak başlangıç itibariyle Ankara’daki kemikleşmiş yapıyı yerinden oynatmak atılacak öncelikli adım olmalı. Üç beş bakanlığın ne olacağından daha önemli ve daha ciddi bir mesele ile yüz yüzeyiz. 1960 darbesi ile temelleri atılan oligarşik düzenin yerinden oynatılması lazım. 1982 Anayasası ise acilen değiştirilmeli. Türkiye’de siyasetçiye kan kusturan oligarşik düzen, 1960 ve 1982 Anayasaları ile kuruldu. Çağdışı bir darbe anayasasından kurtulmadan bürokrasinin ve kurumların tasallutundan kurtulamazsınız. Kurumların ve bürokratların tasallutundan kurtulmadan da iş yapamazsınız, yaptırmazlar! Geçenlerde Ankara’da emekli müsteşarlara soruldu, bu bakanlıklara ne yapalım, hangisi hangisiyle birleşsin hangisi müstakil olsun diye! Bürokraside reform yapacaksanız bunu bürokratlara değil dışarıdan gözlemcilere, siyasetçiye, akademisyenlere sormanız daha yararlı neticeler sağlayabilir. Zaten sistemi kilitleyen, yeri geldiğinde siyasetçinin elini kolunu bağlayan bu bürokrat takımı değil miydi? Niçin bu adamlara soru soruluyor ve cevap bekleniyor? Yıllarca şikayetçi olduğumuz kemikleşmiş oligarşinin tepesinde oturmuş adamlara hangi bakanlığı nasıl dizayn edelim diye sorarsanız size zokayı yeniden yutturacak paketler hazırlarlar, hiç şüpheniz olmasın! 15 yıldır iktidarda olan bir ekibin hangi bakanlığı nereye bağlayalım diye emekli müsteşarlara sorması gerçekten garip karşılanacak bir durumdur. Gerçekten bu işi planlayan ekibi ve başındaki zat kimse onu hassaten tebrik ediyoruz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.