Havalardan ziyade siyasi arenanın sıcaklığı, mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor… Tarihi seçime üç kala, heyecan doruk noktalara ulaşmış durumda. Meydanların yüksek tonu, sandıkta sukuta erecek belki. Lakin sonrasında nasıl bir rota çizileceği herkes için merak konusu. Gerçi adayların, ülkenin en kritik zamanlarında sergilediği tavırlar, ilerisi için ipucu veriyor bir nebze de olsa. Partilerin SEÇİM BEYANNAMELERİ ise çizilecek resmi ÖNCEDEN kestirmemize imkân sağlıyor.    

Bu manada muhalefetin; halkın referandumda tercih ettiği sistemi, MECLİS ÇOĞUNLUĞUYLA yeniden eski haline döndürme arzusu ilk göze çarpanlar arasındadır. Milletin hizmetine sunulan/sunulacak olan ve kamuya mal olmuş bir çok projenin, sonlandırılması yada yıkılacağı ise akıllara durgunluk verici bir diğer hadise. Ana muhalefetin 28 Şubat uygulamalarını andıran, 1+8+4 şeklinde vadettiği kesintisiz eğitim ve daha niceleri de çok su götüreceğe benziyor.

Hadi bu tür vaatleri, en hafif tabirle; “bol kese” yahut bunun bir tık üstü bazı “ideolojik saiklerle” tarif edelim. Peki, muhalefetten terörle mücadele hakkında doyurucu açıklamalar gelmemesi, sizce de şaşırtıcı değil mi? Hem de kamuoyu araştırmalarına göre; Türkiye’nin en büyük sorunu olarak, “TERÖR” birinci sırada yer alırken… Evet, abartmıyorum inanın. Muhalefet partilerinin seçim meydanlarında “15 Temmuz’dan, Meclis’in bombalanmasından, tankı çıplak ellerle durdururken Şehid olan Kahramanlardan” söz edildiğini duyan var mı bilmiyorum…

PKK’yla mücadele konusunda ise ortaya koydukları projeleri nedir, tam anlamıyla muamma… Kaldı ki PKK’lıları yöneten batılı güçlerin neyi hedeflediğinden, yığdıkları silahlardan, DAEŞ ile YPG’nin bölgesel işbirliğinden, neyi amaçladıklarından, kimlerin taşeronluğuna soyunduklarından bahsedilmemesi enteresan. Bu kapsamda Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarının önemi bağlamında değerlendirilmemesi de bir o kadar manidar.

Takdir edersiniz ki gündemlerinde; sadece olumsuzluk olarak addettikleri gelişmelere büyüteç tutarak, en hassas konuları itibarsızlaştırma çabası hâkim. Tabi birde ana unsurları olan “Sn. Erdoğan düşmanlığı”… Hal böyleyken “muhalefet, neden güçlü bir Türkiye tasavvuru ortaya koymuyor” diye düşünmeden edemiyor insan. Yapılanlara öz talim ve terbiyemize uygun farklı bir bakış açısıyla KATKI SUNMAK VARKEN, niçin belli mevzuları sulandırma peşindeler hayıflanmamak elde değil.

Oysa kafayı kaldırıp dünyayı incelediğimizde, tüm devletlerin TOPLUMSAL DAYANIŞMA için yırtındığı bugün herkesçe malum. Merkez iktidarlarını, savunma mekanizmalarını ve ekonomik varlıklarını kuvvetlendirme gayreti içerisinde oldukları ise ayan beyan ortada. Anlayacağınız tüm devletler önümüzdeki yüzyılda esecek sert fırtınalar için gardını alırken, gözünü “Sn.Erdoğan karşıtlığı” bürümüş bir politikanın bunu kavraması ne derece mümkün, tartışılır.

İşte bu gerçeklik içerisinde; bu seçimin sadece bir iç politika meselesi olmadığı, aynı zamanda da bir memleket meselesi, bir coğrafya meselesi olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Öyle ki gücünü pekiştirme yolunda yürüyen İSTİKRARLI bir Türkiye’nin, askeri, ekonomik ve siyasi olduğu kadar; tarihi bağları, manevi kıstasları, insani değerleri işleterek, gönül köprüleri inşa etmesi birçok oyunu bozacaktır. Yani 24 Haziran’da; Türkiye’nin son 16 senedir sağladığı Milli ve Manevi edinimlerin, bir anlamda İLERİ SEVİYELERE çıkarılmasının oylayacağı kesinlikle yadsınamaz.   

Siz bakmayın dışarıdaki belli mihrakların, çekinmeden Devletimize parmak sallamasına. Türkiye yüzyılın mücadelesini verirken, bu Aziz Millet Allah’ın da yardımıyla söz konusu yürüyüşünü tamamlayacak güçtedir. İçerideki BASİT HESAPLARIN kurbanı olmayacağını ise daha evvel ispatlamıştır. Şayet gelinen noktadan geri adım atılırsa, o andan itibaren sınırlarımızdan başlayarak, dalga dalga üzerimize geleceklerinin de idrakindedir. O cihetle gün menfaat değil, herkesin nefsi bir muhakeme yapma günüdür. Bu ise Sütçü İmamın, Kahramanmaraş’ta dokuduğu elbisenin bizatihi kendisidir.

Vesselam…  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.