Bazı hayatlar ezber bozarlar, bazı hayatlar insanlara ve insanlığa ufuk açarlar.

Çileli, zorlu bir hayata tevekkül ederek dünya ve dünyadakilere gülerek bakabilmenin başka bir adı Mustafa.

Göçmen kuşlar gibi, burada daim olmadığının bilincindesin her an buradan göçeceksin ama kökün bu topraklara bağlı bu topraklara mahkûmsun. O yüzden de hep günübirlik yaşayacaksın, gelecek için planın günübirlik olacak. Türkiye’de kimliksiz bir Türk olarak yaşayacaksın. Söylenenlere hep kulak tıkamak zorundasın.

Gümülcine’den geldiğin için Göçmen Mustafa diyecekler adına. Gümülcine neresi orada kimler yaşıyor sorusu kimsenin aklına gelmeyecek belki de. Seni bu topraklardan olmamakla, Yunanistanlı olmakla suçlayacak hain bakışlar. Yunan’a asker olmam dediğin için anandan, babandan, köyünden yurdundan koptuğun, ebediyyen doğduğun toprakları bir daha görememeyi peşinen kabul ettiğin belki de kimse tarafından bilinmeyecek. Ben Türk’üm Türkiye’de askerlik yaparım dediğin için Yunan otoriteleri tarafından aranan bir suçlu ilan edileceksin. Hayatını kaçarak gizli yaşamak zorunda kalacaksın. Türkiye’de ise bırak askerlik yapmayı bir nüfus kâğıdına bile sahip olamayacaksın hayatın boyunca.

Bursa’da yaşayan Müslüman Türk kadar, bir dönem Selanik’te Müslüman Türk’ün yaşadığını çok çabuk unutacağız. 6-7 Eylül olaylarına Yunan basını gözüyle bakarak yas tutarken, Selanik’te Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türklere ne oldu sorusunu aklımızın ucundan bile geçirmeyeceğiz. Geçirmek istediğinizde hemen suratınıza faşist yaftası yapıştırılacak. Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan çok önce başkenti Gümülcine olan Garbî Trakya Hükümeti’nin kurulduğunu Mustafa’yı tanıdıktan sonra öğrenmiştim. Tarihimizde Kut-ul Amare, Revanduz gibi birçok savaş bu milletten saklandığı gibi Süleyman Askeri’yi de, Batı Trakya Türk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Salih Hoca’yı da tanımadan yetişti cumhuriyet nesilleri. Orada nüfusunun tamamına yakınını oluşturan Müslüman Türklere o gün ne oldu derseniz? Bugün Irak ve Suriye’nin kuzeyinde Müslüman ve Türklere ne oluyorsa o oldu. Bugün Irak ve Suriye etnisite üzerinden ABD destekli Yahudi kontrolündeki gruplara peşkeş çekildiği gibi Batı Trakya’nın başkenti Gümülcine de o gün Bulgar ve Rumlara peşkeş çekildi.

Bütün mazlum milletlerin gözlerini çevirdiği taşı toprağı altın İstanbul’da milyonların arasında kaybolacaksın. Kah ticaret yapacaksın, kah Ruslara tekstil ve ayakkabı satacaksın ve kader seni dünyanın en meşakkatli işi olan gazeteciliğe sürükleyecek. Düşük maaşa aldırmayacaksın, iş buldun çalışıyorsun ve bir kimliğin var ya bundan büyük nimet mi var diye düşüneceksin. Hayata hep olumlu yanından bakıp eksikleri görmezden geleceksin. Gazetecisin ama kendi ismini bile kullanmaktan çekineceksin haberlerinde. Kâh Mustafa Karaalioğlu ile bilmem kimin röportajında foto muhabiri olacaksın, kâh kültür sanat editörlerine yardımcı eleman. Kâh Tv Net’te editör yönetici, ama hep geri planda. TV Net kuruluş dönemlerini hatırlıyorum, Mustafa’ya hurdacı Mustafa derdim. Stüdyoda masa, sandalye, süs eşyası eksik ne malzeme varsa gider hurdacıları dolaşır alır. Hurdayı, boyar, tamir eder ve güzel bir malzeme çıkarırdı. Sanki televizyonun veya gazetenin sahibi kendisi imiş gibi eksiklikleri gidermeye çalışırdı.

Bir de başka bir saplantısı vardı: Çengelköy. Niye Çengelköy derdim bazen, Beylerbeyi Sarayı’na ve Vahdettin Köşkü’ne yakın olmak isterdi. Abdülhamit ve Vahdettin arasında ilişkiye takmıştı kafayı. Abdülhamit’in esaret döneminde Vahdettin’in köşke gelip uzaktan da olsa kardeşinin halini hatırını sorduğunu, birbirlerine el salladıklarını anlatırdı. Vatanında esir Sultan hikâyesi çok anlamlıydı onun için.

Ve camii fotoğrafları, kafayı selatin camilerine takmıştı. Edirne’nin tapusunun Süleymaniye olduğunu çok iyi idrak etmişti. Bir fotoğraf makinasına ve lenslere sahip olmanın onun için ne anlama geldiğini çok iyi bilirim. Büyükşehir Belediyesi’nde Yeni Şafak Muhabiriyim, bir gün gazeteye gittim. Yemekte Mustafa yanımdaydı, Büyükşehir Belediye Binasından Şehzadebaşı Camii’nin ne kadar muhteşem göründüğünü anlattım. Bir hafta bana yalvardı. Ne olur çıkalım beraber fotoğraf çekelim diye. Bir hafta sonra Büyükşehir’in terasına çıktık fotoğrafladı. Kâh Edirnekapı, kâh Üsküdar… Tarihi bir caminin fotoğrafını çekmek onun için en büyük hazdı. Türkiye’deki tarihi birçok camiyi fotoğrafladığını değerli bir eser meydana getirdiğini biliyoruz.

Gazeteciler gariptir, ama bunu kimse bilmez. Şehit olmadan birkaç ay önce, Çengelköy’de dolaşıyorum, kolumdan biri tuttu baktım Mustafa. Benim mekânımda destursuz nasıl gezersin diyordu. Dişlerimi implant ve protez yaptırdığımı randevu saatini beklemek için dolaştığımı söyledim. Bir anda ağzındaki protezleri çıkardı. Yahu ben de yaptırmak istiyorum, inan yemek yiyemiyorum ama…. Ne kadar tutar, sen ne kadar verdin…

15 Temmuz Şehitler programı için Boğaz köprüsünde şehitlerin isimleri söylenirken, bunları düşündüm. Sana rüyalarında gördüğün Türk askerinin üniformasını giydirmediler ama Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan ruhlarını ve kimliklerini İsrail ve ABD’ye satmış hoca bozuntusunun mankurtlarının silahlarından çıkan kurşunlarla hepimizin arzuladığı en yüksek mertebe olan şehadet mertebesine çıkarttılar. Türk oğlu Türk gibi yaşadın ve Türk oğlu Türk gibi öldün. Bu vatana sevdalı olmanın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile ilgisinin olmadığını bir kez daha gösterdin. Birileri gibi bu devletten ve milletten alacaklı olmadığını bilakis bu devlete ve millete borçlu olduğunu, borcunu da her zaman canınla ödemeye hazır olduğunu gösterdin. Ezberimizi yine bozdun. Yaşarken de ölümünle de geleceğimize umut oldun. Mekânın cennet olsun Şehit Mustafa…

Kaçarsın ölümden, dalında kurursun, düşersin toprak olursun,
Koşarsın ölüme, alnından vurulursun, düşersin bayrak olursun.

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624