Irak’ın Kuzeyinde, Barzani’nin yaptığı referendum sonrası yaşanan gelişmelerle, değişen ve değiştirilmek istenen dengeler üzerine biraz beyin fırtınası estirelim.

Amerika PKK-PYD’ye devlet kurma planına devam ederken Barzani’yi neden sattı sorusunu bir kaç noktadan düşünelim mesela. Arka planda ABD ve İsrail’in kendisini destekleyeceğini düşünerek İsrail gemisine binen Barzani’nin - ki bu havanın estirildiği de ortada- epey bir zamandır  Türkiye’nin politikalarına uygun davrandığı için, ABD-İran ve PKK tarafından indirilmek istendiğini de göz önünde bulundurarak sorun bu soruyu kendinize.

İran, (Irak’ın İran hakimiyetinde olduğunu kimse inkar etmiyor artık) Kerkük’ü aldıktan sonra şimdi de kendisine yakın olan Goran ve benzeri gruplar üzerinden Barzani’yi alaşağı etme peşinde.  Buna mukabil Suriye’de, PYD-PKK’nın ilerlemesine pek tepki gösteriyormuş gibi de görünmüyor. Tabi Daeş ile mücadele ediliyor ya !

ABD Başkanı Trump, "SDG (PKK/PYD) ve Suriye'de DEAŞ'a karşı savaşan müttefiklerimiz, terör grubunun (DEAŞ) başkenti olarak ilan ettiği Rakka'yı başarılı bir şekilde geri aldı. Yakında yeni bir evreye geçerek Suriye'deki tansiyonu düşürmek için yerel güçleri destekleyeceğiz ve kalıcı barışın sağlanması için müttefiklerimizle diplomatik süreçleri destekleyerek Suriye halkının dehşetine son verecek siyasi geçiş sürecini sağlayacağız." Açıklamasının ardından  ABD'nin DEAŞ'la mücadele özel temsilcisi Brett Mcgurk'ün, Rakka’nın Daeş’den alınıp PKK-PYD’ye teslim kutlamalarına katılarak, PKK-PYD için kuracakları özerk devleti tanıması için Esed’in Muhaberat şefi ile görüştüğüne dair haberler düştü ajanslara.

Ocak 2018’de yapmayı planladıkları referenduma kadar alabildikleri kadar yeri alıp, özellikle petrol bölgelerini ele geçirerek PKK-PYD’ye devlet kur-dur-mak niyetinde olduklarını gizlemiyorlar artık. Aylardır verdikleri silah ve askeri destekle beraber okuduğumuzda Tramp’ın “müttefiklerimizle diplomatik süreçleri destekleyerek Suriye halkının dehşetine son verecek siyasi geçiş sürecini sağlayacağız” sözünü  bu minvalde değerlendirmek yerinde olur.

Emperyalistler, bölgede kendilerine bağlı kukla bir devlet kurma niyetini, Barzani üzerinden değil, PKK-PYD üzerinden planlanmış gibi görünüyor.  Ve özellikle İran’ın Bağdat sonrası Kerkük hattını da ele geçirmesini bu plan dahilinde değerlendirmek yanlış mı acaba? Neticede Irak’ı İran’a teslim eden de ABD değil miydi?

Emperyalist ülkelerin kullanışlı manivelası Daeşin Rakka’dan çekilmesinden sonra, şu an itibariyle Suriye’nin dörtte biri PKK-PYD’nin eline geçti. Yapmayı düşündükleri referendum sonrası  ilan edecekleri özerkliği Esed başta olmak üzere,Türkiye’ye düşman olan bütün devletlerin anında tanıyacağından hiç şüpheniz olmasın. 

Onların bize karşı PKK-PYD ve Daeş gibi kuklalarla oyun kurarken biz kimlerle karşılık vermeliyiz? Dün sana sırtını dönmüş olsa da, bu dengeyi bozma potansiyeli olan ve kendi menfaati için bile olsa senin kurduğun oyunda rol alabilecek aktörler neden olmasın… Neticede bölgedeki hiçbir aktör güvenilir değil zaten. Senaryoyu sen yazarsan iyi aktör de kötü aktör de senin yazdığını oynamak zorunda değil mi?

Meselenin bu zaviyeden değerlendirilmesi ve buna dair adımların atılması, iş işten geçmeden bu planların bozulmasını sağlayacaktır. Bunu yapabilecek imkan ve güce sahibiz.  Sadece daha geniş bir bakış açısı ve  aksiyoner tavır ile oyun kurmamız gerek.

Bir soruya istinaden verdiği cevapta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun söylediği gibi, dış politika adeta bir mayın tarlası. Ve mayın tarlasında dikkatli ve kıvrak şekilde manevra yaparak ilerlemek gerekir. Düz bir şekilde hep aynı yönde yürüyen, nerede duracağını nerede hangi yöne  yürümesi gerektiğini bilmeyenlerin akıbetinin kötü olduğu ortada.  Yalnız  politik mayın tarlasında atılacak adım, sadece o adımı atan insanı değil bütün bir milletin ve ülkenin geleceğini belirleyeceği için çok ama çok dikkatli atılması gerekir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.